Almanya

20 Temmuz 1944'ün Yıldönümünde Direniş Onurlandırıldı

Almanya, Adolf Hitler’e yönelik başarısız suikast girişiminin 81. yılında, Nazi rejimine karşı direnenleri anarak tarihsel sorumluluğunu yineledi.

20 Temmuz 1944’te gerçekleşen ve başarısızlıkla sonuçlanan Hitler’e suikast girişimi, Almanya’nın karanlık geçmişine karşı verilen mücadelenin en sembolik örneklerinden biri olarak hatırlanıyor. Federal Adalet Bakanı Stefanie Hubig (SPD), Berlin-Plötzensee Anıtı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bu tür anmaların yalnızca rutin bir hatırlama olmadığını vurguladı. “Böylesine korkunç bir dehşetin tekrar yaşanmaması, toplum olarak hepimizin sorumluluğudur,” diyen Hubig, bu sorumluluk bilincinin özellikle genç kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti.

Hitler Suikastı Girişimi: Umudun ve Bedelin Hikâyesi

20 Temmuz 1944 günü, Claus Schenk Graf von Stauffenberg liderliğindeki bir grup Wehrmacht subayı, Hitler’i bombalı bir saldırıyla öldürerek Nazi diktatörlüğüne son vermeyi ve II. Dünya Savaşı’nı sona erdirmeyi hedefledi. Ancak saldırı başarısız oldu. Aynı akşam Stauffenberg ve üç yoldaşı, Berlin’deki Bendlerblock avlusunda infaz edildi.

Suikast girişimine katılan pek çok direnişçi daha sonra Berlin-Plötzensee Cezaevi’nde idam edildi. 1933 ile 1945 yılları arasında bu cezaevinde 2.800’den fazla siyasi mahkûm ya asılarak ya da giyotinle idam edildi.

Wegner: Direnişçilerin Cesareti Tarihe Geçti

Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner (CDU), anma töreninde yaptığı konuşmada, Nazi diktasına karşı çıkan direnişçilerin gösterdiği cesareti “tarihi bir örnek” olarak nitelendirdi. “O dönemde direnen herkes sadece kendi hayatını değil, ailelerinin hayatını da büyük riske attı. Toplama kamplarına gönderildiler, haklarından mahrum bırakıldılar, toplu cezalandırmalara uğradılar ya da öldürüldüler,” dedi.

Matthias Brandt’tan Anlamlı Hatırlatma: Sessizlik de Bir Seçimdir

Oyuncu ve yazar Matthias Brandt, törende yaptığı konuşmada ailesinin geçmişine değindi. Eski Şansölye Willy Brandt’ın oğlu olan Brandt, babasının Nazi karşıtı mücadelesine atıfta bulunarak, “Bir zamanlar siyasi bir mülteciydi, ama daha medeni bir ülkede ikinci bir yuva buldu,” ifadelerini kullandı. Willy Brandt, 1933’te Nazilerden kaçarak İskandinavya’ya sığınmış, daha sonra 1969-1974 yılları arasında Almanya’nın ilk Sosyal Demokrat Şansölyesi olarak görev yapmıştı.

Matthias Brandt konuşmasında, “Hiçbir şey yapmamanın da bir karar olduğu gerçeği – son zamanlarda sıkça aklımdan geçiyor,” diyerek, duyarsızlık ve edilgenliğin de tarihsel süreçlerde ciddi etkileri olduğuna dikkat çekti.

Brandt: Yeni Tehdit Irkçılık ve Dışlanma

Brandt, günümüzde ırkçılık ve toplumsal dışlanmanın yeniden yayılmaya başladığına dair endişelerini dile getirdi. Avrupa değerleriyle uyumlu, özgür ve insani bir Almanya idealine bağlı kaldığını ifade eden Brandt, toplumun bu değerleri koruması gerektiğini belirtti.

Weimer: Direnişin Sessiz Kahramanları da Unutulmamalı

Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer (bağımsız), konuşmasında sadece direnişçilerin değil, onların yakınlarının da büyük fedakârlıklar gösterdiğine vurgu yaptı. “20 Temmuz sonrası, mektup saklayan eşler, sorgulamalara katlanan anneler ve çocuklarının akıbeti için korkan aile bireyleri de direnişin birer parçasıydı,” diyen Weimer, tarihî hafızanın bu sessiz kahramanları da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini söyledi.

google.com, pub-7186030496543311, DIRECT, f08c47fec0942fa0