<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Haberler - European News</title>
    <link>https://www.avrupahaberler.com</link>
    <description>avrupahaberler, European News</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupahaberler.com/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Avrupa Medya Grup© 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 13:28:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Coral Travel'in Balkan turları kampanyalarla devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/coral-travelin-balkan-turlari-kampanyalarla-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/coral-travelin-balkan-turlari-kampanyalarla-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı: - 'Balkanlar, vizesiz seyahat imkanı ve sunduğu zengin içerik sayesinde artık yılın her döneminde tercih edilen bir destinasyon haline geldi']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Coral Travel, vizesiz seyahat, kültürel yakınlık ve fiyat avantajlarıyla öne çıkan Balkanlar bölgesi için çeşitli kampanyalar sunuyor.<br></p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, konum itibarıyla Türkiye'ye yakın bir coğrafyada bulunan Balkanlar'ın tarihi ve kültürel yakınlığı, turistlerin ilgisini çekiyor. <br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Her mevsim tercih edilen Balkan rotalarından Saraybosna, Üsküp ve Ohrid gibi şehirlerde çok sayıda tarihi Osmanlı eserine rastlanıyor. Her destinasyonda, Osmanlı mutfağının yerel mutfaklarla etkileşimini temsil eden yemekler, festivaller ve gastronomi merkezleri bulunuyor.<br></p><p>Yalnızca kültür turlarıyla sınırlı kalmayan Balkan rotalarından Karadağ ve Arnavutluk'un Adriyatik kıyısında konumlanan şehirleri, deniz tatili ile tarihi atmosferi bir araya getiriyor. Kotor, surlarla çevrili eski şehir yapısı ve körfez manzarasıyla öne çıkarken, Budva, sahil yaşamı ve plajlarıyla yaz döneminin tercih edilen duraklarından biri haline geliyor.</p><p>Coral Travel'ın Balkan turlarında sunduğu kampanyalar, talebi artırıyor. Ziraat Bankkart ile sunulan 8 bin 500 liraya varan 'Bankkart Lira' yurt dışı tatil planlarını erişilebilir hale getirirken, dönemsel indirimler ve avantajlı ödeme seçenekleri de talebi destekliyor. Artan talep doğrultusunda, popüler Balkan rotalarında kontenjanlar hızla doluyor.<br></p><p>Öte yandan şirket, Balkan destinasyonlarına yönelik ürün çeşitliliğini güçlendirmek ve satış süreçlerini desteklemek amacıyla yetkili satış acentelerinde görevli turizm profesyonellerine eğitim gezisi düzenledi. Program kapsamında bölgenin öne çıkan şehirleri, konaklama noktaları ve turistik durakları yerinde incelenirken, destinasyonun sunduğu deneyim çeşitliliği sahada değerlendirildi. <br></p><p>Şirketin Türkiye çıkışlı Balkan turları dijital kanallar, çağrı merkezi ve yaygın acente ağı üzerinden sunuluyor. Çok kanallı yapı, misafirlerin planlama ve rezervasyon süreçlerini kolaylaştırıyor.<br></p><p>- 'Zengin içerikli rotalar sunmaya devam ediyoruz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, Balkan ülkelerine yönelik talebin yalnızca yaz aylarıyla sınırlı kalmadığını, bölgenin 'sezonsuz destinasyon' olarak ilk sıralara yerleştiğini belirtti.</p><p>Kamçı, Balkanlar'ın 2026 turizm sezonunda erişilebilir bir alternatif olmayı sürdürdüğüne değinerek, 'Balkanlar, vizesiz seyahat imkanı ve sunduğu zengin içerik sayesinde artık yılın her döneminde tercih edilen bir destinasyon haline geldi. Misafirlerimiz tek bir seyahatte birden fazla ülke ve şehir deneyimleyebiliyor. Bu da bölgeyi diğer destinasyonlardan ayrıştıran en önemli avantajlardan biri.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Artan talep doğrultusunda popüler Balkan rotalarında kontenjanların hızla dolduğunu vurgulayan Kamçı, Coral Travel'ın sezon boyunca farklı programlarla söz konusu ilgiyi karşılamaya devam ettiğini aktardı.</p><p>Kamçı, Balkanlar'ın, erişilebilirliği ve sunduğu çeşitlilikle 'ana akım' bir destinasyon haline geldiğini ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Misafirlerimize hem avantajlı kampanyalar hem de zengin içerikli rotalar sunmaya devam ediyoruz. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok farklı şehirden düzenlediğimiz direkt uçuşlarla Balkan turlarını daha geniş bir kitle için ulaşılabilir kılıyoruz. Bu sayede aktarma gerektirmeyen, daha konforlu ve pratik seyahat planları oluştururken, Anadolu'dan seyahat eden misafirlerimize hem ekonomik hem de zaman açısından avantaj sağlayan alternatifler sunuyoruz. Samsun, Trabzon, Adana, Diyarbakır, Gaziantep ve Antalya'dan Pegasus Havayolları ve AJet ile gerçekleştirdiğimiz direkt uçuşlar, yaz sezonu boyunca devam ediyor. Bunun yanı sıra dini ve milli bayramlar ile sömestr gibi talebin yoğun olduğu dönemlerde farklı şehirlerden planladığımız charter uçuşlarla Balkan turlarını Anadolu'daki misafirlerimiz için daha da kolaylaştırıyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, İstanbul</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/coral-travelin-balkan-turlari-kampanyalarla-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/coral-travelin-balkan-turlari-kampanyalarla-devam-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="67493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara otogarında bir tas çorbayla başlayan iyilik hareketi görünmeyen hayatlara el uzatıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/ankara-otogarinda-bir-tas-corbayla-baslayan-iyilik-hareketi-gorunmeyen-hayatlara-el-uzatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/ankara-otogarinda-bir-tas-corbayla-baslayan-iyilik-hareketi-gorunmeyen-hayatlara-el-uzatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Ankara Abisi İyilik Derneği Başkanı Yasin Oyanık: - 'Birçok ildeki ihbarlara gidiyoruz, toplu dağıtımlarımız oluyor. Bu potansiyeli kontrol altına alırsak eğer, ben de bütün illerde inşallah daha çok kişiye ulaşmak için böyle bir organizasyon yapmak isterim']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - ENES TAHA ERSEN - Sosyal medya platformlarında 'Ankara Abisi' mahlasıyla tanınan, yardıma muhtaç kişilere destek olarak iyilik hareketi başlatan Yasin Oyanık, çektiği videolarla hem sosyal medya kullanıcılarının yüreklerine dokunuyor hem de yardım hareketini daha geniş kitlelere yaymayı hedefliyor.</p><p>Sosyal medya platformlarına hazırladığı içeriklerle yardıma muhtaç kişilerin varlığını hatırlatmak istediğini söyleyen Oyanık, Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde (AŞTİ) başlayan yardım çalışmalarının nasıl derneğe dönüştüğünü AA muhabirine anlattı.</p><p>Zaman zaman çekilen videoların kurmaca olduğu yönünde tepkilerle karşılaştığını belirten Oyanık, videoların kurgu unsuru olduğunu söyleyebilmeyi çok isteyeceğini ancak her bir hikayenin hayatın içerisindeki çarpıcı ve üzücü gerçekler olduğunu, maalesef herkesin çevresinde böyle düşkün veya muhtaç durumdaki insanların yaşadığını ifade etti.</p><p>- 'Bu insanlar bir senaryo değil, hepsi hayatın gerçek birer parçası'</p><p>Küçüklüğünün imkanı dahilinde yardımlar yapan bir aile ve mahalle toplumunun içerisinde geçtiğini aktaran Oyanık, 1983 yılında Ankara'da dünyaya geldiğini, yardım ve infak kültürünü dedelerinden, yaşadığı mahalleden edindiğini söyleyerek, o dönem kendi çalıştığı yer olan AŞTİ'de bu yardım ve infak anlayışını kendi çapında sürdürmek için çabaladığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yardım dağıtma faaliyetine AŞTİ'de güvenlik şefi olarak çalıştığı sırada otogarda kalan evsizlere birkaç tas çorba dağıtarak başladığını bildiren Oyanık, bir gün çöpün başında birilerine ait yarım çorbayı yine çöpten bulduğu ekmeklerle yemeye çalışan yaşlı adamı görmesinin bu yardım hareketinin temeli olduğunu, o yaşlı adamı hiç unutmayıp muhtaç durumda olan insanlara yardım eli uzatmak için daha çok çalışmaya başladığını dile getirdi.</p><p>Hemen her gün çevredeki esnaf, otogar çalışanları ve bir grup yardımseverin vasıtasıyla yiyecek dağıtımı, kıyafet temini ve nakdi yardım gibi faaliyetler yürüttüklerini aktaran Oyanık, bir ağabey gibi muhtaç durumda olan kişileri kollayan, gözeten ve onların ihtiyacına yetişmeye çalışan bir kişi olarak görüldüğü için kendisine 'Ankara abisi' yakıştırmasının yapıldığını, bunun neticesinde bu hareketin 2021 yılında dernekleşerek 'Ankara Abisi İyilik Derneği' adını aldığını söyledi.</p><p>Dernek faaliyetleri altında sosyal medya hesaplarından içerik ürettiğini, bunları gündelik hayatta bu denli muhtaç durumda olan insanlara ulaşmak ve onların varlığına dikkati çekmek amacıyla oluşturduklarını anlatan Oyanık, zaman zaman kendisine bu videoların gerçek olmadığı yönünde eleştirilerin geldiğini ancak o videolardaki her bir kişinin 'maalesef' hayat kadar gerçek olduğunu vurguladı.</p><p>Yasin Oyanık, şunları kaydetti:</p><p>'Yardım için bizlere ihbarlar geliyor. Bazı gittiğimiz adresleri çekip insanlara bu yaşanan gerçeği göstermeye çalışıyoruz. Zaman zaman 'Abi gerçekten böyle insanlar var mı?' gibi yorumlarla karşılaşıyoruz. Bu insanlar bir senaryo değil, maalesef hepsi hayatın gerçek birer parçası. Gittiğimiz ailelerde, o amcalarımızda, teyzelerimizde hep şunu yaşıyoruz. Zamanında ben de iyiydim ama bu duruma düştüm. O AŞTİ'de evsiz kalanların hepsi çocukluktan beri evsiz mi sanıyoruz? Hepsinin bir işi, gücü, hayat hikayesi vardı ama daha sonra hayatı tepetaklak olmuş. Yani bunlar hayatın gerçekleri ve hepsi yanı başımızda yaşıyor.'</p><p>- 'Herkes komşusunu kollasa, gözetse aslında çok da bize bu konuda iş düşmeyecek'</p><p>Çorba dağıtarak başladıkları yardım kampanyasında bugün Ankara başta olmak üzere pek çok ilde yüz binlerce kişiye hayırseverler aracılığıyla yardımlar götürdüklerine dikkati çeken Oyanık, derneğin WhatsApp hattına her gün binlerce ihbar geldiğini, zaman zaman bunlara yetişmekte zorlandıklarını ifade etti.</p><p>Oyanık, özellikle insanların kendisine yaptığı 'abi' benzetmesinden memnuniyet duyduğunu belirterek, 'Biz bu işe başlarken 'Ankara abisi' olarak başladık ama şimdi birçok arkadaşımız 'Abi sen artık Türkiye abisisin.' yorumu yapıyor. Elhamdülillah o şekilde büyüdük. Birçok ildeki ihbarlara gidiyoruz, toplu dağıtımlarımız oluyor. Bu potansiyeli kontrol altına alırsak eğer, ben de bütün illerde inşallah daha çok kişiye ulaşmak için böyle bir organizasyon yapmak isterim.' şeklinde konuştu.</p><p>Videoların altına pek çok olumlu yorum geldiğini, insanların yardım etmek için neler yapabileceğini sorduğunu anlatan Oyanık, insanların sosyal medyada paylaşılmasa böyle bir komşusunun olup olmadığından bile bihaber olduğunu ancak videoların yayılmasının ardından toplumun bu insanlara karşı daha çok dikkat kesildiğini, bunun da derneğin faaliyetleriyle örtüştüğünü kaydetti.</p><p>Oyanık, toplumdaki herkesin çevresindeki insanları koruyup gözeten, ihtiyaçlarına yetişmeye çalışan bir bilinçle hareket etmesi gerektiğini, 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' hadisi düsturunca yaşamanın bu hayattaki en önemli gayelerden birisi olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:</p><p>'Biz dernek olarak bu işte bir köprüyüz, vesileyiz, aracıyız. Ama keşke imkanı olan vatandaşlarımız zekatlarını vermiş olsa da işte dedim ya komşusunun kapısını çalsa, onun hikayesini dinlese o zekatıyla beraber o ailemizin sıkıntılarını giderse de bizim üzerimize bu kadar yük gelmese. Anlatabildim mi? Herkes komşusunu kollasa, gözetse aslında çok da bize bu konuda iş düşmeyecek ya da yükümüzü azaltmış olacak diye düşünüyorum.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/ankara-otogarinda-bir-tas-corbayla-baslayan-iyilik-hareketi-gorunmeyen-hayatlara-el-uzatiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/ankara-otogarinda-bir-tas-corbayla-baslayan-iyilik-hareketi-gorunmeyen-hayatlara-el-uzatiyor.jpg" type="image/jpeg" length="14188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukat ve yazar Abdurrahim Dede, aile birliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/avukat-ve-yazar-abdurrahim-dede-aile-birligini-guclendirmeye-yonelik-calismalar-yurutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/avukat-ve-yazar-abdurrahim-dede-aile-birligini-guclendirmeye-yonelik-calismalar-yurutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Dede: - 'Aileyi kurtarabilirsek, toplumu da kurtarmış olacağız. Bunun için devletten beklemek yerine bizzat kendi imkanlarınızla 'Aile Huzurunun İnşası: Sonsuz Senfoni' kitabından yaptırabilir ve çevrenizdekilere hediye edebilirsiniz' - 'Aile huzurunun inşası önleyici yapıdır. Suçluların ıslahı onarıcı adalet, aile avukatlığı da koruyucu hukuktur. Bu 3 ayak birlikte çalışmadıkça suç azalmaz, kavga bitmez, dava düşmez, barış kalıcı olmaz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - Tarih ve folklor araştırmaları yapan 72 yaşındaki avukat ve yazar Abdurrahim Dede, aile kurumunu güçlendirmeye yönelik sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında eserler kaleme alıyor ve 'Aile Huzuru Diploması' adıyla bir belge hazırlayarak çiftlere rehberlik sunuyor.</p><p>İlk, orta ve lise öğrenimini İskeçe'de tamamlayan Batı Trakyalı yazar, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yaptı. Doktorasını 'Devletler Hukuku' konusunda tamamlayan Dede, daha sonra azınlıkların haklarını savunmak amacıyla Türkiye'ye yerleşti.</p><p>Yunanistan'da yaşayan Türklerin hazırladığı yerel yayınlarda çıkan 'Öğretmen' hikayesi ile 'Gözlerim' şiirleri, Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilköğretim Türkçe kitaplarında yer aldı.</p><p>Abdurrahim Dede'nin 'Batı Trakya Türk Folkloru' kitabı 1978'de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından basıldı.</p><p>Avukatlık mesleğinde tecrübe ettiği meselelerden, hayat tecrübelerinden ve müvekkillerinin hikayelerinden yola çıkan Dede, 250 kitap kaleme aldı. Dede, hem avukat hem de yazar olarak aile birliğini korumak ve okurlarında toplumsal farkındalık kazandırmak amacıyla eserlerini yazıyor.</p><p>Dede'nin yayınladığı kitaplar arasında 'Rumeli'de Bırakılanlar', 'Balkanlarda Türk İstiklal Hareketleri', 'Tarih ve Memleketim', 'Batı Trakya Köyleri ve Tarihi', 'Damdan Düşen Avukat', 'Benim Avukatım Var', 'Var'la Yok'un Hikayesi', 'Herkes Halife', 'Adaletin Başlangıç Noktası', 'Dünyanın Yönetimi', 'Sorumluluk' ve 'İnsanın Yaratılışı' eserleri yer alıyor.<br></p><p>- Kendisine gelen hiçbir müvekkilinin boşanmasını sağlamadı</p><p>Son olarak 'Aile Huzurunun İnşası: Sonsuz Senfoni' ve 'Aile Huzuru' kitaplarına imza atan Dede, yazarlık hayatına ve aile birliği konusunda yaptığı çalışmalara dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><p>Yazar Dede, yaklaşık 25 yıllık avukatlık hayatında boşanmaya gelen çiftlerin hiçbirinin boşanmadığını ve tamamının barıştığını belirterek, 'Asla karı koca arasına girmem ve gelen müvekkillerime de hiçbir zaman 'Boşanmayın.' demedim. Bu onların kararıydı.' dedi.</p><p>Boşanmak için gelen müvekkillerine ilk olarak çeşitli sorular sorduğunu ve sorulardan sonra çiftlerin kendilerini tanımaya ve sorgulamaya başladığını aktaran yazar, bu sorgulamadan sonra da genelde çiftlerin boşanmaktan vazgeçtiklerini anlattı.</p><p>Dede, boşanma davalarında çiftlerin genel olarak zanlarla hareket ettiğine işaret ederek, 'Son olarak bir boşanma davasında bir çiftin eşine kitabımı gönderdim. Kitabı okur ve yazılanları doğru bulursa bana gelmesini rica ettim. Eşi geldi ve kitabı çok beğenmiş. Ona sorular sordum ve daha sonra o da kendisini sigaya çekti. Netice itibarıyla son olarak hazırladığım 'Aile Huzuru Diploması' protokolünü imzaladılar ve bu şekilde davalarını geri çektiler. Hatta onların bu hikayesini de 'Birlikte Kalabilme Sanatı' başlığıyla roman olarak yazdım.' diye konuştu.</p><p>- 'Aileyi kurtarabilirsek, toplumu da kurtarmış olacağız'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sosyal sorumluluk amacıyla yazdığı 'Aile Huzurunun İnşası: Sonsuz Senfoni' kitabının 50 binden fazla basıldığını söyleyen Dede, 'Fabrikalara, iş adamlarına ve tanıdıklarıma kitaba onların adlarını da ekleyerek özel bastırıyorum. Böylece kitabı hediye ediyorlar. Yani bu kitap satılmıyor, hediye ediliyor ve bu kitap en az 20 milyon eve girmeli ki toplumda değişiklik olsun. Çünkü aile güzel olursa, toplum da güzel olur.' ifadelerini kullandı.</p><p>Abdurrahim Dede, bütün problemlerin, cinayetlerin, toplumsal sorunların temelinin ailede başladığına dikkati çekerek, 'Aileyi kurtarabilirsek, toplumu da kurtarmış olacağız. Bunun için devletten beklemek yerine bizzat kendi imkanlarınızla 'Aile Huzurunun İnşası: Sonsuz Senfoni' kitabından yaptırabilir ve çevrenizdekilere hediye edebilirsiniz. Herkesin bu projeye sahip çıkması lazım.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>İnsanların yeterince kitap okumamasından dolayı çiftler için evlilik birliğinde yaşam ve sorumluluk belgesi olan 'Aile Huzuru Diploması' hazırladığını dile getiren yazar, şunları kaydetti:</p><p>'Bu belgede aile huzurunu sağlayan 6 kuralım var. Aileler bunu imzalayıp, evlerine asarlarsa ve sürekli görürlerse aile huzurunun sağlanacağını düşünüyorum. Birincisi anlaşamamakta anlaşmak, ikinci kural zan yerine basiret, üçüncü kural gönül ile aklın izdivacı, dördüncü kural kendine savcı, eşine avukat ol, beşinci kural aile önceliği, altıncı kural ise sayılı günler bilinci. Yani insanoğlu garip. Kaç gün yaşayacağımızı bilmediğimiz halde, o kadar kıymeti günlerimizi kavgalarla heba ediyoruz.'</p><p>- 'Aileyi onararak, hatayı dönüştürerek, hukuku koruyucu kılarak geleceği savunuyoruz'</p><p>Kendi aile hayatından yola çıkarak 'Evi Cennete Çevirmenin Yolu' kitabına imza atan yazar, aile, ıslah ve koruyucu hukuk kavramlarının öneminin altını çizerek, şöyle devam etti:</p><p>'Aile huzurunun inşası önleyici yapıdır. Suçluların ıslahı onarıcı adalet, aile avukatlığı da koruyucu hukuktur. Bu 3 ayak birlikte çalışmadıkça suç azalmaz, kavga bitmez, dava düşmez, barış kalıcı olmaz. Koruyucu hukuk modeli bugün çoğu zaman iş işten geçtikten sonra konuşulur. En büyük hedeflerimden biri de budur, Türkiye'de herkesin doğumdan itibaren bir avukatı olmalı. Yani herkesin aile avukatlığı konusunda çalışmam var. Kendi çapımda bunu uyguluyorum ve bununla alakalı bir manifesto da hazırladım. Sonuç olarak aileyi onararak, hatayı dönüştürerek, hukuku koruyucu kılarak geleceği savunuyoruz.'</p><p>Yazılarına ve aile birliği konusunda çalışmalarına devam eden Dede, 'Her şey ailede başlıyor. Aileyi gözümüz gibi korumamız lazım. Ahlak, güzellikler her şey ailede öğreniliyor ve aileye sahip çıkma işi, devletin işi değildir. Hepimizin işidir. Aile huzuru olanlar iş yerlerinde verimli olur. Aile için ne kadar emek sarf etsek azdır.' görüşlerini paylaştı.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, İstanbul</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/avukat-ve-yazar-abdurrahim-dede-aile-birligini-guclendirmeye-yonelik-calismalar-yurutuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/avukat-ve-yazar-abdurrahim-dede-aile-birligini-guclendirmeye-yonelik-calismalar-yurutuyor.jpg" type="image/jpeg" length="76354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ritim grubu üyeleri darbuka çalarak stres atıp sosyalleşiyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/ritim-grubu-uyeleri-darbuka-calarak-stres-atip-sosyallesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/ritim-grubu-uyeleri-darbuka-calarak-stres-atip-sosyallesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Trabzon'da yaşları 20 ila 70 arasında değişen 32 kişiden oluşan darbuka ritim grubu, çeşitli organizasyonlarda sahne alıyor - Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Eğitim Derneği müzik eğitmeni Erkan Öksüz: - 'Ev hanımı, öğretmen, iş kadınları, emekliler, her kesimden insanımız var. Bu işe gönül vermiş, severek çalışmak isteyenlere kapımız açık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON (AA) - HATİCE DİLER - Trabzon'da farklı meslek gruplarından 27'si kadın 32 kişi, darbuka ritim grubu oluşturdu.</p><p>Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Eğitim Derneğinin organizesinde yaklaşık 6 ay önce bir araya gelen ve yaşları 20 ila 70 arasında değişen grup üyeleri, müzik eğitmeni Erkan Öksüz'den darbuka eğitimi aldı.</p><p>Öğretmen, memur, emekli, esnaf ve ev hanımlarının aralarında yer aldığı grup üyeleri, darbuka eğitiminin yanı sıra stres atma ve sosyalleşme imkanı buldu.</p><p>Dernek binasında haftada iki gün prova yapan grup, çeşitli organizasyonlarda sahne almalarının yanı sıra Trabzon Kültür Yolu Festivali'nde konser vermeye hazırlanıyor.</p><p>Müzik eğitmeni Öksüz, AA muhabirine, dernek bünyesindeki Türk Halk ve Türk Sanat Müziği korosunda bulunan kadınların ritim grubu kurma fikrini hayata geçirdiklerini söyledi.</p><p>İlk konserlerini Büyükşehir Belediyesinin kültür sanat etkinlikleri kapsamında verdiklerini dile getiren Öksüz, 'Ben 45 yılımı bu işe verdim. Trabzon'da derneklerde en eski müzisyenlerden biri benim. Artık geldik gidiyoruz. Böyle bir anımız olsun, genç nesillere bir şeyler bırakalım dedik. 5-6 aydır devam ediyoruz.' dedi.</p><p>Kursiyer sayısının artması için taleplere açık olduklarını anlatan Öksüz, 'Gelecek hedeflerimiz kursiyer sayımızı önce 61 sonra 100'e çıkarmak. Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Ritim Grubumuz 27 bayan ve 5 erkek arkadaşımız olmak üzere toplam 32 kişiden oluşmaktadır. Her gün sayımız artıyor. Ev hanımı, öğretmen, iş kadınları, emekliler, her kesimden insanımız var. Bu işe gönül vermiş, severek çalışmak isteyenlere kapımız açık. Biz yardımcı oluyoruz elimizden geldiği kadar.' ifadesini kullandı.</p><p>Öksüz, provalarda keyifli vakit geçirdiklerini ifade ederek, 'Oynuyoruz, çalıyoruz. Ara veriyoruz, müzik açıyoruz. Hepsi çok memnunlar. Her türden şarkı, türkü, pop, arabesk müzik ayrımı yok. Burada bizim amacımız ritim çalmak. Beş altı çeşit ritimleri öğrendik, çalmaya çalışıyoruz.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Ritim kursu bana hayata uyumu, ahengi, arkadaşları kazandırdı'</p><p>Grup üyelerinden İngilizce öğretmeni Gül Banu Ersoy ise ritim grubunda yeni insanlarla tanıştığını ve çok güzel vakit geçirdiğini kaydetti.</p><p>Ritmin, hayatın ses ve hareketlerin uyumu olduğunu belirten Ersoy, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Migren rahatsızlığım var benim. Başım çok ağrıyor ama buraya geldiğim zaman çıkışta başımın ağrısı gidiyor. Çok memnun olarak çıkıyorum buradan. Aynı zamanda gerçekten çok güzel arkadaşlıklar da edindik. Farklı insanlarla tanıştım. Güzel bir ortam oldu. Ritim kursu bana hayata uyumu, ahengi, arkadaşları kazandırdı.'</p><p>Müziğe ilgisinin olduğunu ve derneğin korosunda görev aldığını söyleyen esnaf İsmail Yılmaz da 2 yıl önce aldığı darbukayı artık daha iyi çalabildiğini kaydetti. </p><p>Kadınların çoğunlukta olduğu grupta yer almanın keyifli olduğunu belirten Yılmaz, 'Benim doğum günümü hiç kimse kutlamamıştı. Buradaki arkadaşlarım kutladı. Çok iyiydi, motive de oldum. Beni de kabul ettiler. İlk başta bir kişi vardı bir de ben geldim. İki erkektik sonradan diğer arkadaşlar geldi.' dedi.</p><p>Emekli Hidayet Şen de 2 yıldır derneğin hem Türk Halk Müziği hem de Türk Sanat Müziği korolarında görev aldığını ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Ritim konusunda sanat müziği derslerimize devam ederken sosyal medyada Türkiye'nin farklı şehirlerinde bazı ritim gruplarını gördük. 2-3 arkadaş hocamızla, 'Bize de öğretir misiniz, biz de öğrenmek istiyoruz?' diye gittik. Sağ olsunlar onlar da inanılmaz destek verdi. Hem dernek olarak hem hocamız son derece özveriyle çalıştı.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Trabzon</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/ritim-grubu-uyeleri-darbuka-calarak-stres-atip-sosyallesiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/ritim-grubu-uyeleri-darbuka-calarak-stres-atip-sosyallesiyor.jpg" type="image/jpeg" length="14038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memleket özlemini göç yolunda annesinin sandığında getirdiği ters lale soğanının açan çiçekleriyle dindiriyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/memleket-ozlemini-goc-yolunda-annesinin-sandiginda-getirdigi-ters-lale-soganinin-acan-cicekleriyle-dindiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/memleket-ozlemini-goc-yolunda-annesinin-sandiginda-getirdigi-ters-lale-soganinin-acan-cicekleriyle-dindiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Ailesiyle 8 yaşında Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden 95 yaşındaki Fatma Pedük, beze sarıp getirdiği ters lale soğanını, yerleştikleri Kayseri'deki kırsal mahallede çoğaltmanın mutluluğunu yaşıyor - Fatma Pedük: - 'Türkiye'de de komşunun küçük bir bahçesi vardı, oraya diktim. Oradan çoğaldı ve bütün Taşhan'a yayıldı']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KAYSERİ (AA) - MURAT ASİL - Ailesiyle 1939'da Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden 95 yaşındaki Fatma Pedük, memleket özlemini göç yolunda annesinin sandığında getirdiği ters lale soğanının açan çiçekleriyle dindiriyor.</p><p>Annesi, babası ve 3 kardeşiyle Bulgaristan'ın Varna kentinden bindikleri vapurla Türkiye'ye gelen ve Yahyalı ilçesinin kırsal Taşhan Mahallesi'ne yerleştirilen Pedük, göç yolunda beze sarıp getirdiği ters lale soğanını önce komşusunun bahçesine ekti.</p><p>Zamanla bölgede çoğalan ve her bahar açan çiçekleriyle çocukluk hatıraları canlanan Pedük, bu sevgiyi çocukları ve torunlarına da aşılıyor.</p><p>Fatma Pedük, AA muhabirine, 1939'da 8 yaşındayken ailesi ve akrabalarıyla Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç ettiklerini söyledi.</p><p>Geldikten sonra devletin kendilerini Taşhan köyüne yerleştirdiğini belirten Pedük, 'Şumnu vilayetimiz, Yenipazar kazamız, Küçükahmet köyümüzdü. Bizi Varna'dan gemiye bindirdiler. Bir gece 2 gün Karadeniz'den geçerek Tuzla'da indik. Oradan da bizi trenle Kayseri'ye getirdiler.' dedi.</p><p>- 'Kaç sene oldu ama aklıma hep oralar gelir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çiçekleri çok sevdiğini ve memleketinden hatıra olarak turşailiyi (ters lale) göç yolunda yanında getirdiğini anlatan Pedük, şunları kaydetti:</p><p>'Turşailiyi bir çıkıya koydum, onları sandığın dibine attım Türkiye'ye getirdim. Türkiye'de de komşunun küçük bir bahçesi vardı, oraya diktim. Oradan çoğaldı ve bütün Taşhan'a yayıldı. 'Türkiye de görsün' dedim. Çiçeği çok severim, rahmetli kocam da çok severdi, fötrünün başından hiç eksik etmezdi. Oradan gelirken çok üzüldük, ağlaştık. Geldiğimizde burası taşlık, kayalıktı. Bizim memleketimiz ormanlıktı, iki katlı evimiz vardı. Kaç sene oldu ama aklıma hep oralar gelir. Oraya gitmek isterim ama vakit de imkan da yok. Lalelere baktıkça memleketimi hatırlıyorum.'</p><p>- 'Bu çiçek göçmenlerin olmazsa olmazı'</p><p>Fatma Pedük'ün 56 yaşındaki oğlu Şenol Pedük da 6 kardeş olduklarını ve bu yaşa kadar annelerinin göç hikayeleriyle büyüdüklerini söyledi.</p><p>Çiçek sevgisini annesinden aldığını, başta ters lale olmak üzere çok sayıda çiçek yetiştirdiğini dile getiren Pedük, 'Bu çiçek göçmenlerin olmazsa olmazı. Şu anda ters lale olarak biliniyor ama bizler turşail diyoruz. Bu lalenin soğanı olur. Annem bize 'Bir çaputa sardım, sandığın dibine koyup getirdim.' diye anlatırdı. Oradan da soğanı çoğaltarak bütün akraba, hısım, komşulara dağıtmış. Köyde de bu şekilde çoğaldı.' ifadelerini kullandı.</p><p>Bu geleneği çocuklarına da aşıladığını vurgulayan Pedük, annesinin 87 yıl önce getirdiği ters lalenin Taşhan köyündeki evlerin bahçeleri ve mezarlıklarını süslediğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Kayseri</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/memleket-ozlemini-goc-yolunda-annesinin-sandiginda-getirdigi-ters-lale-soganinin-acan-cicekleriyle-dindiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/memleket-ozlemini-goc-yolunda-annesinin-sandiginda-getirdigi-ters-lale-soganinin-acan-cicekleriyle-dindiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="82242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz'in ilk caretta caretta yuvaları İztuzu Sahili'nde]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/akdenizin-ilk-caretta-caretta-yuvalari-iztuzu-sahilinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/akdenizin-ilk-caretta-caretta-yuvalari-iztuzu-sahilinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Muğla'nın Ortaca ilçesindeki sahilde yürütülen koruma çalışmalarıyla nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettaların yuvalama alanlarının artırılması amaçlanıyor - Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska: - 'Dalya Kanalı'nın sıcak su kaynaklarında çiftleşen kaplumbağalar erken yuva yapmaya başlıyor. Bu nedenle Akdeniz'de ilk defa yuvalar İztuzu kumsalında çıkıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MUĞLA (AA) - DURMUŞ GENÇ - Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Sahili'ne gelen nesli tükenme tehdidi altındaki caretta carettalar yuva yaparak yumurta bırakmaya başladı.</p><p>İztuzu'nda 'koruma kullanma dengesi' kapsamında yapılan çalışmalarda, kumsaldaki caretta carettaların çiftleşme ve yuvalama alanlarında önemli seviyede artış olurken, yakalanan ivmenin bu yıl da sürmesi öngörülüyor.</p><p>Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezince (DEKAMER) caretta carettaların çiftleşme ve yumurtlama döneminde sorun yaşanmaması için çeşitli önlemler alındı. Bir süredir bölgede inceleme ve koruma faaliyetlerinde bulunan ekipler, sahilde çalışma yapıyor.</p><p>DEKAMER görevlileri ve gönüllülerce tespit edilen sezonun ilk yuvası kayıt altına alınarak üzeri korunaklı kafesle kapatıldı.</p><p>Sembolü oldukları İztuzu Plajı'nda 5 ay kalacak caretta carettalar, burada çiftleşmenin yanında yuvalama ve kuluçka dönemlerini de geçirecek.</p><p>Bu süreçte, plajda asılan tabelalarla da caretta carettaların yaşam döngüsü anlatılıyor ve deniz kaplumbağalarının zarar görmemesi için tatilciler dikkatli olmaları konusunda uyarılıyor.</p><p>- Yuvaların tamamı koruma altına alınacak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>DEKAMER Başkanı ve Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine, İztuzu kumsalında izleme ve yuva koruma çalışmalarını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün bünyesinde yürüttüklerini söyledi.</p><p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da sahilde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Kaska, 'Deniz kaplumbağalarının bu yıl da nisan ayı içerisinde çiftleşmeleri başladı. Mayıs ayı itibarıyla da yuvalamalarına başladılar. Türkiye'de ve Akdeniz'de ilk olarak İztuzu kumsalında 2 Mayıs itibarıyla sezonun ilk yuvasını koruma altına almış olduk.' dedi.</p><p>Kaska, gönüllülerle birlikte İztuzu kumsalına yapılan yuvaların tamamını koruma altına alacaklarını, buradan da yavruların başarılı bir şekilde denize gitmesini sağlayacaklarını dile getirdi.</p><p>- Eylül sonuna kadar yavru çıkışları sürecek</p><p>Her bir dişi kaplumbağanın kumsala 3-5 yuva yaptığını ve yumurtlamaların ağustos ortalarına kadar devam ettiğine işaret eden Kaska, 'Temmuz sonunda başlayan yavru çıkışları da eylül sonunda kadar devam ederek. Eylül sonunda yavruların tamamı denize gönderilmiş oluyor. Bu sene de başarılı bir sezon geçmesini bekliyoruz. Dalyan Kanalı'nın sıcak su kaynaklarında çiftleşen kaplumbağalar erken yuva yapmaya başlıyor. Bu nedenle Akdeniz'de ilk defa yuvalar İztuzu kumsalında çıkıyor.' diye konuştu.</p><p>İztuzu sahiline geçen yıl caretta carettaların 770 yuva yaptığını ve yuvalardan yaklaşık 40 bin yavrunun denize ulaştığını kaydeden Kaska, bu yıl da bölgede aynı oranda yuva oluşmasını beklediklerini ifade etti.</p><p>Caretta carettaların genelde balıkçı ağlarına takılma, tekne çarpması gibi faktörlerle yaralandığına dikkati çeken Kaska, bu dönem içinde daha dikkatli olunması uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Muğla</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/akdenizin-ilk-caretta-caretta-yuvalari-iztuzu-sahilinde</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/akdenizin-ilk-caretta-caretta-yuvalari-iztuzu-sahilinde.jpg" type="image/jpeg" length="85411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatın yeni yüzleri ArtıKÜME 2025 seçkisinde bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/sanatin-yeni-yuzleri-artikume-2025-seckisinde-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/sanatin-yeni-yuzleri-artikume-2025-seckisinde-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kreatif teknolojist Muharrem Dalhan: - 'Beyaz bir ışığın altında gizlenen görüntüyü filtreyle vermek, filtrelenen içeriklere direkt olarak metafor oluşturdu. Bugün, dünya medyasının ya çok fazla göstererek ya da göstermeyerek gizlediği sistematik problemleri, 'tanık olmanın eşiğinde' bir yerde göstermeye çalışıyorum' - Sanatçı Rümeysa Memiş: - 'Pratiğimde yoğun bir şekilde tarihten ve sanat tarihinden referans aldığım için bu tarz bir yapıda sergilenmesi, eserin biraz daha bağlam olarak öne çıkmasını sağlıyor diye düşünüyorum. Çünkü burada da sanatsal belleğe gönderme var']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - ASYA SETİNAY KARAGÜL - Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME) tarafından Karaköy Palas'ta hayata geçirilen ArtıKÜME Sanat Destekleri Programı'nın 2025 seçkisi 17 Haziran'a kadar sanatseverleri bekliyor.</p><p>Seçkide eserleri yer alan sanatçılardan kreatif teknolojist Muharrem Dalhan ile Rümeysa Memiş ve Arda Ege Ağgez, sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><p>AA görsel arşivinden yararlanarak 'Tanıklık Eşiği' adlı eseri oluşturan Dalhan, eserin ismini seçerken ziyaretçinin pasif bir tanıklıktan ziyade eşiği geçmesi gerektiğini düşündüğünü belirterek, 'Bembeyaz bir ekranda sadece filtrenin olduğu yeri görebiliyoruz. Haliyle izleyici, içeride olanı görmek için o filtrenin önüne geçme durumunda kalıyor. Bu işin tanıklık kısmı. Tanık olabilmek için ise filtrenin önüne geçebilmeli. Orası da eşik aslında. Bir eşiği geçtikten sonra içindeki içerikleri ve bu eserin derdini görebiliyor. Hatta şöyle söyleyebilirim ki bu eser, bakma eylemini etik bir tercihe dönüştürüyor.' dedi.</p><p>- 'Her şeyin beyaz görüntüler altında saklandığını biliyoruz'</p><p>Teknik tercihinin içerikle olan bağına değinen sanatçı, ekran metaforunun net bir gerçeklik temsili olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Konu zaten medyayla göstermekle ve dijital algoritmalarla alakalı. Haliyle ekran metaforu ve gerçekliği çok netti benim için. Her şeyin beyaz görüntüler altında saklandığını biliyoruz. Beyaz bir ışığın altında gizlenen görüntüyü filtreyle vermek, filtrelenen içeriklere direkt olarak metafor oluşturdu. Bugün, dünya medyasının ya çok fazla göstererek ya da göstermeyerek gizlediği sistematik problemleri, 'tanık olmanın eşiğinde' bir yerde göstermeye çalışıyorum.'</p><p>Dalhan, AA'nın milyonlarca kareden oluşan fotoğraf arşivinden seçtiği görsellerin sistematik problemleri anlatmasına özen gösterdiğini dile getirdi.</p><p>Büyük bir arşivde çalışmanın zorluklarına da değinen sanatçı, 'Bazen aramaları 3 yaşındaki bir çocuk gibi yapıyordum. Çünkü uzun cümleler yazdığımda bu büyük arşivin içinde kayboluyordum ama bu arşivi gezmek, her bir görüntüye bakmak beni süreç içerisinde çok dönüştürdü.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Bugünün derdini bugünün tekniğiyle anlatmak'</p><p>Muharrem Dalhan, görselleri seçerken sorumluluk üstlendiğini aktararak 'Orada seçtiğim her bir içerik bu sistematik problemleri, her gün olan bu dertleri çok iyi anlatabilmeliydi. Biraz da duygusal tarafım devreye girdi, duygusal seçimler de yaptım.' diye konuştu.</p><p>Bugünün derdini bugünün teknolojisiyle anlatmak istediğini vurgulayan Dalhan, son 3 yıldır yeni medya teknolojilerine odaklandığının altını çizerek, 'Şu cümle bana çok gerçek geliyor: Bugünün derdini bugünün tekniğiyle anlatmak. Yağlı boya veya resim 500 yaşında ve çok romantik kalıyor bazı şeyleri anlatabilmek için. Bu eser, bu teknolojilere bakmak, 'kendin yap' kültürüne hakim olmak, biraz kodlamaya bakmaktan geçiyordu.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Dalhan, Karaköy Palas gibi tarihi bir binada güncel bir soruna güncel bir dille cevap verdiğini anlatarak, şöyle devam etti: </p><p>'Birçok ziyaretçi sadece bir beyaz ekran gördüğü için içeriye bile girmiyor, bakmaya değer bulmuyor. Zira birçoğu hala resim ve heykel görmek için geliyor. Ancak içeri girmek için adım atanlarda ilk başta bir şaşkınlık yaşanıyor. 7'den 70'e herkeste çocuksu bir merak görüyorum. Fakat o merakın ardından sert bir görselle karşılaştıklarında yere basmaya başlıyorlar ve bakışları değişiyor. Eserin birilerine ulaştığını görmek ve buna tanık olmak benim için de çok güçlü bir his.'</p><p>- 'Tarihin içinde yeni bir merkez oluşturmaya gidiyoruz'</p><p>Türk kadın hafızası ve tekstil mirasına odaklanan sanatçı Rümeysa Memiş de yaklaşık 3 yıllık bir çalışmanın ürünü olan 'Letters to the Creator-Yaradana Mektuplar' başlıklı eseri ile sergide yer alıyor.</p><p>Çalışmasının katman katman perdelerden oluştuğunu ve seyirciyi aktif bir konuma getirmeyi amaçladığını ifade eden Memiş, projenin malzeme ve yönteme dair kapsamlı bir araştırma sürecinden doğduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Memiş, eserin Karaköy Palas'ta sergilenmesinin önemine değinerek, şu bilgileri verdi:</p><p>'Pratiğimde yoğun bir şekilde tarihten ve sanat tarihinden referans aldığım için bu tarz bir yapıda sergilenmesi, eserin biraz daha bağlam olarak öne çıkmasını sağlıyor diye düşünüyorum. Çünkü burada da sanatsal belleğe gönderme var. Sanki ilklere imza atıyormuşuz gibi hissediyorum. Tarih içinde de yeni bir bakış açısı, yeni bir konumlanma, yeni bir merkez oluşturmaya doğru gidiyoruz gibi hissediyorum.'</p><p>Eserinde çini ve tezhip motiflerinin yanı sıra Şahkulu stili ejder figürleri ve kilim motiflerine de yer veren Memiş, bunları nakış ve kök boyalar ile katmanlandırdığını anlattı. </p><p>Rümeysa Memiş, kilim motiflerinin bir dil olarak öne çıkması gerektiğini belirterek, 'Bunlar kadınlar arasında süregelen bir dil gibiydi. Bugüne kadar sürdürüldü. Fakat bugün tekrar keşfedilmeyi bekliyor. Ben de o yüzden kilim motiflerini yeni bir dil gibi inşa ediyor, bir stilize sürecinden geçiriyorum.' açıklamasında bulundu.</p><p>Kilim motiflerini diğer motiflerle entegre bir şekilde vererek kadın mirasının görünmezliğine dikkati çekmek istediğini vurgulayan sanatçı, 'Tekstil dilinin kadınlar aracılığıyla sürdüğünü yeniden hatırlayalım ve tasarım tarihinde kadının varoluşunu Türk kadını üzerinden yeniden gözlemleyelim istedim.' dedi.</p><p>- Ahtapot metaforu: İradenin sembolü</p><p>'Within' başlıklı çalışmasıyla seçkide yer alan genç sanatçı Arda Ege Ağgez de ilk sergisini köklü bir geçmişe sahip Karaköy Palas'ta açmanın kendisi için çok değerli olduğunu aktardı.</p><p>Ağgez, çalışmasında, insan iradesini ve karar verme süreçlerini temsil etmeyi amaçladığının altını çizdi.</p><p>İnsanların iradelerini ahtapotların sinir sistemleri metaforu üzerinden somutlaştırmayı amaçladığını vurgulayan Ağgez, şöyle devam etti:</p><p>'Hayat boyu yürüdüğümüz her yolda bazı kararlar veriyoruz. Bu yollardan bazıları bizim seçimlerimiz. Bazen de onlara mecbur kalıyoruz ama her ne sebeple bu yollara çıkmış olsak da devam edip etmeyeceğimiz bizim kararımıza kalmıştır. Kararı veren de irademizdir. Ahtapotların çoklu sinir sistemi tek bir merkez etrafında toplanır ve seçimler ona aittir. Ancak irademizi kaybettiğimizde, kendimizle konuşmayı bıraktığımızda benliğimizi de kaybederiz. Çünkü bizi biz yapan o yolu seçen iradenin ta kendisidir.'</p><p>Çalışmasında malzeme ve yüzey diline karar verirken formun organik karakterini de öncelediğini belirten sanatçı, 'Yüzeyde yer alan doku, gizlenme hissini vurgularken, kollarda kurduğum kompozisyon izleyicide bir tedirginlik hissi uyandırıyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, İstanbul</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/sanatin-yeni-yuzleri-artikume-2025-seckisinde-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/sanatin-yeni-yuzleri-artikume-2025-seckisinde-bir-araya-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="97735"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekli doktor atıl 100 hektar araziyi 15 bin badem fidanıyla yeşertti]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/emekli-doktor-atil-100-hektar-araziyi-15-bin-badem-fidaniyla-yesertti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/emekli-doktor-atil-100-hektar-araziyi-15-bin-badem-fidaniyla-yesertti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kayseri'nin Felahiye ilçesinde 49 yıllığına kiraladığı 100 hektarlık özel ağaçlandırma sahasına yaklaşık 15 bin badem fidanı diken emekli doktor Şeref Güven: - 'Burada toprakla, ağaçla uğraşmak bedene yorgunluk yapıyor ama zihne yorgunluk ve stres yapmıyor. O yönden doktorluğun da çok güzel yönleri var, çiftçiliğin de güzel yönleri var']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KAYSERİ (AA) - MÜZAHİM ZAHİD TÜZÜN - Kayseri'de yaşayan emekli doktor Şeref Güven, Felahiye ilçesinde 49 yıllığına kiraladığı tarıma uygun olmayan 100 hektar araziyi diktiği yaklaşık 15 bin badem fidanıyla yeşertti.</p><p>Farklı hastanelerde yaklaşık 35 yıl kulak burun boğaz doktoru olarak görev yapan Güven, çiftçilik tecrübesi hiç olmamasına rağmen 2010'da meyve ağacı dikmeye heveslenerek badem ya da ceviz yetiştirmeye karar verdi.</p><p>Güven, yaptığı araştırmalar sonucu Menteşe Mahallesi yakınlarında badem yetiştiriciliğine uygun 100 hektarlık özel ağaçlandırma sahasını Tarım ve Orman Bakanlığından 49 yıllığına kiraladı.</p><p>Bölgede araştırmalar yapan, orman mühendisinden yardım alan ve 2011'de birbirlerinin tozlayıcısı olan ferragnes ile ferraduel türlerinden yaklaşık 15 bin badem fidanını araziye diken Güven, badem yetiştiriciliğini 15 yıldır özveriyle sürdürüyor.</p><p>Şeref Güven, AA muhabirine, doktorluk mesleğinin yanında yıllarca badem yetiştiriciliği yaptığını söyledi.</p><p>Hem doktorluğu hem çiftçiliği çok sevdiğini vurgulayan Güven, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Benim 35 yıllık doktorluk geçmişim var. Bu hevesin ilk içime nasıl düştüğünü tam hatırlamıyorum ama ceviz ya da badem bahçesi kurmaya heveslendim. Kayseri'ye tayin olup yerleşmiştim. Bir araştırma yaptık, böyle bir yer bulduk. Burada da bademin daha uygun olacağını söylediler ki gerçekten de öyle. Aşağı yukarı 15 yıldır bahçemizin işleriyle uğraşıyor, geliştirmeye, daha iyi yapmaya çalışıyoruz. Burası özel ağaçlandırma sahası. Burası bozuk orman sahası olarak gözüktüğü için gereken işlemler yapıldı. 49 yıllığına şahsıma tahsis edildi. Büyüklüğü 1000 dönüm civarında. İçinde bazı kötü yerleri düşersek 800 dönüm civarında dikili yerimiz var. 15 bine yakın meyve ağacımız var.'</p><p>- 'Günde 100-150 civarında hasta baktığımız oldu'</p><p>Güven, badem işlerinin mart ayı başında başladığını ve hasat dönemi olan ekim ayına kadar yoğun bir şekilde devam ettiğini dile getirdi.</p><p>2019'da emekli olmasına rağmen sürdürdüğü doktorluğa, bu dönem badem işlerini yoluna koyabilmek için kısa bir ara verdiğini belirten Güven, 'Mesleğini gerçekten seven bir insanım. İnsanlara faydalı olmak, insanların derdini, sıkıntısını gidermek beni mutlu etmiştir. Yoğunluktan dolayı stres ve gerilimin olduğu anlar da oluyor. Emekli olana kadar devlette çalıştım. Günde 100-150 civarında hasta baktığımız oldu. Burada toprakla, ağaçla uğraşmak bedene yorgunluk yapıyor ama zihne yorgunluk ve stres yapmıyor. O yönden doktorluğun da çok güzel yönleri var, çiftçiliğin de güzel yönleri var.' diye konuştu.</p><p>Daha önce traktöre dahi binmediğini ifade eden Güven, buna rağmen işleri öğrendiğini ve üretim yaptığını söyledi.</p><p>- 'Ben doktorluktan da çiftçilikten de memnunum'</p><p>Badem işlerini yoluna koyduktan sonra yeniden doktorluğa dönmeyi düşündüğünü anlatan Güven, şunları kaydetti:</p><p>'Üretim yapabilmek, ortaya bir şeyler çıkarabilmek güzel. Mesleğimi de gerçekten hala seviyorum ki tam bıraktım demiyorum zaten. Her mesleğin kendine göre güzel yönleri var. Ben doktorluktan da çiftçilikten de memnunum. Çocukluğumda, gençliğimde ve sonraki meslek hayatımda herhangi bir çiftçilik yönüm olmadı. Hiçbir bilgim, tecrübem yoktu. Heveslendim ve bu işe girdim. Burası yeni kurulmuş bir bahçe olduğu için ilk diktiğimizde fidanlarda kuruma oldu. İleriki yıllarda tekrar tekrar tamamlamaları yaptık. Bu dikilen ağaçların büyümesine göre seneden sene verim artıyor. Verimi 5'inci, 6'ncı yılda almaya başladık. Ondan sonra her sene ağaçların büyümesiyle birlikte verim artmaya başladı. Şehirde büyüdüğüm için aslında 1000 dönümün ne kadar büyük olduğunun farkında değilmişim. Belki biraz fazla büyük girmişim. Şimdiki aklım olsa daha küçük girip, o girdiğim yeri daha iyi yapardım.'</p><p>Güven, yerli bademin lezzetinin çok iyi olduğunu, bu yüzden pazar konusunda sıkıntı yaşamadığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Kayseri</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/emekli-doktor-atil-100-hektar-araziyi-15-bin-badem-fidaniyla-yesertti</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/emekli-doktor-atil-100-hektar-araziyi-15-bin-badem-fidaniyla-yesertti.jpg" type="image/jpeg" length="30093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyük Türk düşünürü Yunus Emre vefatının 705. yılında anılıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/buyuk-turk-dusunuru-yunus-emre-vefatinin-705-yilinda-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/buyuk-turk-dusunuru-yunus-emre-vefatinin-705-yilinda-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- ESOGÜ Yunus Emre Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kamil Sarıtaş: - 'Problemlerimizin çoğunu 'Yunus gibi' bir baba, anne, eş veya öğretmen profilini hayata yansıttığımızda çözebiliriz. O, gününe hapsolmayan biri' - 'Bugün okullarda yaşanan şiddet olaylarının ve gençlerin gelecek kaygılarının önüne geçecek olan şey, Yunus Emre'nin bize anlattığı sevgi, gönül ve umut dilidir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ESKİŞEHİR (AA) - ZEHRA ONGAN - Büyük Türk düşünürü, mutasavvıf ve şair Yunus Emre, vefatının 705. yılında anılırken, yüzyıllar öncesinden yükselen 'sevgi ve birlik' çağrısı, modern dünyanın sorunlarına ışık tutmaya devam ediyor.</p><p>Anadolu'nun manevi iklimini şekillendiren en önemli düşünürlerin başında gelen Yunus Emre, tarihi kayıtlara göre 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başlarını kapsayan dönemde yaşadı.</p><p>Türk-İslam tasavvuf geleneğinin önemli temsilcilerinden olan büyük şairin, 'Risaletü'n-Nushiyye' adlı eseri ile vefatından sonra derlenen ve içinde yüzlerce ilahisinin bulunduğu 'Divan'ı, Türkçenin edebiyat dili olarak gelişiminde mihenk taşı kabul edildi.</p><p>İlahi aşkı ve insan sevgisini 'Yaratılanı severiz, yaradandan ötürü' felsefesiyle harmanlayan Yunus Emre, her yıl mayıs ayında Eskişehir'de gerçekleştirilen 'Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası' kapsamında düzenlenen çeşitli paneller, dinletiler ve sergilerle yad ediliyor.</p><p>Vefatının 705. yıl dönümü vesilesiyle Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan ve kabrinin yer aldığı Yunusemre Mahallesi'nde Valilik himayesinde düzenlenecek resmi törenlerin yanı sıra mayıs ayı boyunca il genelinde büyük mutasavvıfın evrensel mesajlarını bugüne taşıyan anma etkinlikleri icra edilecek.</p><p>- 'Yunus, sevgiyle insanlığı var etmeye çalışıyor'</p><p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Öğretim Üyesi ve Yunus Emre Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, AA muhabirine, Yunus Emre'nin doğrudan 'insan' özünden yola çıktığını, bu nedenle söyleminin zaman ve mekan üstü evrenselliğe sahip olduğunu söyledi.</p><p>Yunus Emre'nin 13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu'nun en sancılı dönemlerinden birinde yaşadığını belirten Sarıtaş, 'Yunus Emre bugün yaşasaydı Divan'daki ifadelerinin aynısını yazardı. Çünkü yaşadığı yıllarda Haçlı saldırıları, Moğol istilaları ve iç huzursuzluklar vardı. O, halkın ekonomik ve sosyal olarak büyük acılar çektiği dönemde, güzellikten, sevgiden ve empati duygusundan bahsederek Anadolu'da birliği sağladı.' dedi.</p><p>Sarıtaş, Yunus Emre'nin düşünce dünyasında adeta bir milat olduğunu vurgulayarak, bugünkü birçok toplumsal sorunun onun ahlaki ilkeleriyle aşılabileceğine dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yunus Emre'nin öncesi ve sonrasında düşünce dünyasında keskin bir sınır çizildiğini kaydeden Sarıtaş, 'Bu nedenle o düşünceleri bugüne benzer şekilde getirmiş olsak, bugün de yine düşünce anlamında birçok problemimizi çözebiliriz.' diye konuştu.</p><p>Modernizmin insana 'haz, hız ve daha çok kazanmak' üzerine kurulu hayat dikte ettiğini anlatan Sarıtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Problemlerimizin çoğunu 'Yunus gibi' bir baba, anne, eş veya öğretmen profilini hayata yansıttığımızda çözebiliriz. O, gününe hapsolmayan biri. Bugün yöneticiler de onun 'gönül diline' kulak kesilmeli. Gönül dili dediğimizde, din, dil, ırk, mezhep ve cinsiyet fark etmeksizin her insanı değerli kabul ediyorsunuz. Siyasiler ve yöneticiler bu ahlaki değerleri dikkate aldığında, sorunların uzlaşarak, konuşarak ve empati yaparak çözülebileceğini göreceklerdir.'</p><p>Yunus Emre'nin 'Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası.' sözünün her an hayata umutla bakmayı öğütlediğini belirten Sarıtaş, bu felsefenin özellikle gençler için kritik öneme sahip olduğunu kaydetti.</p><p>Sarıtaş, sevginin diriltici, nefretin ise öldürücü gücüne değinerek, 'İnsanın bir günü ile diğer günü eşit olmamalı. Yunus, sevgiyle insanlığı var etmeye çalışıyor. Bugün okullarda yaşanan şiddet olaylarının ve gençlerin gelecek kaygılarının önüne geçecek olan şey, Yunus Emre'nin bize anlattığı sevgi, gönül ve umut dilidir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Söz konusu üç dil bir araya geldiğinde gençlerin geleceğe çok daha güvenle bakacağını bildiren Sarıtaş, bugün sadece bedeni değil, ruhu da doyuracak Yunus Emre'nin ruhani bakışına ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Eskişehir</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/buyuk-turk-dusunuru-yunus-emre-vefatinin-705-yilinda-aniliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/buyuk-turk-dusunuru-yunus-emre-vefatinin-705-yilinda-aniliyor.jpg" type="image/jpeg" length="89310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yarım ton atıkla yaptığı güvercin heykeliyle dünya barışı için mesaj veriyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/yarim-ton-atikla-yaptigi-guvercin-heykeliyle-dunya-barisi-icin-mesaj-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/yarim-ton-atikla-yaptigi-guvercin-heykeliyle-dunya-barisi-icin-mesaj-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Mardin'de ressam ve heykeltıraş Nurettin Çakmak, tarımda kullanılan aletler ile disk, fren parçaları, zincir ve somun gibi metal malzemeleri geri dönüşüme kazandırarak hazırladığı yaklaşık 2,5 metre uzunluğundaki 500 kilogramlık heykeli Atık Müzesi'ne bağışladı - Çevre bilinci aşılamak için atıklardan daha önce de birçok eser hazırlayan Çakmak: - 'Çevremiz, doğamız maalesef kirleniyor. Bunun için farklılık yaratma açısından böyle bir eser yapmaya çalıştım. Dünyanın birçok yerinde savaşlar yaşanıyor. Güvercin barışı da simgeliyor. Güvercinin ağzındaki zeytin dalı ile dünya barışı için de mesaj vermek istedim']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MARDİN (AA) - HALİL İBRAHİM SİNCAR - Mardin'de yaşayan ressam ve heykeltıraş Nurettin Çakmak, doğa bilincine dikkati çekmek amacıyla yaklaşık yarım ton metal atık kullanarak hazırladığı güvercin heykeliyle dünya barışı için de mesaj veriyor.</p><p>Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünden mezun olan Nurettin Çakmak, merkez Artuklu ilçesindeki evinin altında kurduğu metal atık atölyesinde, doğaya, çevre kirliliğine ve geri dönüşüme dikkati çekmek için atıklardan heykeller yapıyor.</p><p>Yaptığı heykelleri özel şirketler ile müze ve kurumlara hediye eden Çakmak'ın yeni eseri güvercin heykeli oldu.</p><p>Öncelikle atölyesinin duvarına güvercin resmi yapan 3 çocuk babası Çakmak, daha sonra topladığı tarımda kullanılan aletler ile disk, fren parçaları, zincir ve somun gibi metal malzemelerle kümes hayvanlarının arasında güvercin heykelinin yapımına başladı.</p><p>Çakmak, yaklaşık 6 ay titizlikle yürüttüğü çalışmayla hazırladığı yaklaşık 2,5 metre uzunluğunda, 500 kilogram ağırlığındaki heykeli, Midyat ilçesinde bulunan Haşimoğlu Atık Entegre AŞ bünyesindeki Atık Müzesi'ne bağışladı.</p><p>- 'Güvercin Mardin ile özdeşleşmiş bir simge'</p><p>Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde tezli yüksek lisans yapan Çakmak, AA muhabirine, kentte 30 yıldır doğa bilincine ve çevre kirliliğine dikkati çekmek için sanatsal çalışmalar gerçekleştirdiğini söyledi.</p><p>Atölyesinde de yaklaşık 5 yıldır eserler hazırladığını anlatan Çakmak, bugüne kadar metal atıkları geri dönüşüme kazandırıp, aylar süren emekle şahmeran (başı insan, gövdesi yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi yaratık), geyik, nesli tükenen Kauai kuşu gibi 30'dan fazla eser yaparak Türkiye'nin farklı bölgelerinde sergilediğini belirtti.</p><p>Çakmak, yeni eserinin yine metal atıklarla hazırladığı Mardin ve barışla özdeşleşen 'güvercin heykeli' olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:<br></p><p>'Çalışmalarımın arasında güvercin olmaması bir eksiklikti benim için. Karar verdim ve 6 ay önce Mardin güvercini yapmak için çalışmaya başladım. 6 ayda gördüğünüz bu güzel eseri yaptım. Güvercin, Mardin ile özdeşleşmiş bir simge. Mardin'in tarihi yapılarına baktığınızda çoğu yerlerde güvercin rölyefini görürsünüz. Mardin, göklere komşu bir kent olması açısından güvercin için bir mesken haline gelmiş. Dolayısıyla bunu işlememek olmazdı.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Dünyanın daha barışçıl olması için mesaj vermeye çalışıyorum'</p><p>Çalışmalarında çevre bilincine dikkati çekmek için metal atık kullandığına işaret eden Çakmak, aynı zamanda dünyada hayvanların yaşam alanlarının daraldığını, herkesin buna dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Çakmak, hazırladığı güvercin heykelinde daha çok mekanik parçalar kullandığını, 50'den fazla atık ürün türünü görmenin mümkün olduğunu dile getirdi.</p><p>Tarımda kullanabilecek malzemelere de eserinde yer verdiğini anlatan Çakmak, şunları kaydetti:</p><p>'Görünür olması açısından büyük olması gerekiyordu. Yaklaşık 2,5 metre boyunda yaptım. 500 kilogramın üzerinde malzeme kullandım. Daha sağlam olması için biraz daha büyük parçalar olmasına önem verdim. Çevremiz, doğamız maalesef kirleniyor. Farkındalık yaratma açısından böyle bir eser yapmaya çalıştım. Dünyanın birçok yerinde savaşlar yaşanıyor. Güvercin barışı da simgeliyor. Güvercinin ağzındaki zeytin dalı ile dünya barışı için de mesaj vermek istedim. Bir an önce dünyada barışın egemen olmasını arzu ediyoruz. Daha adil, daha barışçıl bir dünya istiyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Mardin</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/yarim-ton-atikla-yaptigi-guvercin-heykeliyle-dunya-barisi-icin-mesaj-veriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/yarim-ton-atikla-yaptigi-guvercin-heykeliyle-dunya-barisi-icin-mesaj-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="39713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de sesli kitap ve e-kitap pazarının büyüklüğü 284 milyon liraya ulaştı]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/turkiyede-sesli-kitap-ve-e-kitap-pazarinin-buyuklugu-284-milyon-liraya-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/turkiyede-sesli-kitap-ve-e-kitap-pazarinin-buyuklugu-284-milyon-liraya-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı Mehmet Burhan Genç: - 'Basılı kitap üretiminde 2021 yılından sonra sert bir düşüş görüldü. Okuma alışkanlığının kaybedilmesi bunun öncelikli nedenleri arasında']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - SEDA TOLMAÇ/YASEMİN KALYONCUOĞLU - Türkiye'de kurgu, kurgu dışı ve çocuk sesli kitapları ile e-kitapların pazar büyüklüğü geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 19 artışla 284 milyon liraya yükselirken, dijitalleşmenin etkisiyle pazardaki büyüme eğiliminin sürmesi bekleniyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, pek çok sektörü dönüştürürken perakende kitap alanında da bu dönüşümün etkileri gözlemleniyor.</p><p>Üreticiler için basım ve depolama aşamasındaki sabit giderlerde yaşanan artışlar, tüketici tarafında ise fiziki olarak basılmış eserleri taşıma ve saklamada yaşanan problemler, dijital kitapların basılı kitaplara göre daha ucuz olması ve satın alma yerine kiralama seçeneğinin de bulunması gibi gerekçeler dijital ortamdaki kitaplara ilgiyi artırıyor.</p><p>- Kitap pazarında liderlik eğitim yayınlarında</p><p>AA muhabirinin 'Türkiye Yayıncılar Birliği 2025 Yılı Kitap Pazarı Raporu'ndan yaptığı derlemeye göre, Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu tarafından açıklanan bandrol verileri dikkate alındığında, 2025 yılında Türkiye'de üretilen basılı kitap sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 1,5 azalarak 407 milyon 777 bin 284'e geriledi.</p><p>Söz konusu dönemde kitap perakende pazarı ise yüzde 23,91 büyüyerek 59 milyar 229 milyon liraya ulaştı. Eğitim yayınları 30 milyar 229 milyon lirayla pazarda öne çıkarken, bunu 20 milyar 280 milyon lirayla kültür yayınları, 8 milyar 201 milyon lirayla ithal yayınlar takip etti.</p><p>- Sesli ve e-kitap pazarında hızlı büyüme</p><p>Son yıllarda kitap okuyucu tablet gibi teknolojik cihazların ortaya çıkışı, kitap okuma alışkanlıklarında dönüşüme yol açtı. Söz konusu tabletlerin, kapasitesine göre 20 binin üzerinde standart boyutta e-kitabı saklamaya olanak tanıması bu kitaplara ilgiyi artırdı.</p><p>Bunun yanı sıra kitabı okumak yerine dinlemeyi tercih edenlere yönelik sesli kitap uygulamaları da tüketici tercihlerinin basılı kitaplardan dijital mecralardaki kitaplara kaymasında etkili oldu.</p><p>Türkiye Yayıncılar Birliği 2025 Yılı Kitap Pazarı Raporu'nda yer alan bilgilere göre, kültür yayınlarının alt kategorisi olan kurgu, kurgu dışı ve çocuk sesli kitapları ile e-kitapların 2025'te pazar büyüklüğü, yıllık bazda yüzde 19 artışla 284 milyon lira olarak gerçekleşti.</p><p>- 'Kovid-19 salgınından sonra sesli kitap popüler olmaya başladı'</p><p>Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı Mehmet Burhan Genç, 2021'in yayıncılık sektörü açısından zirve bir yıl olduğunu ve bu dönemde 438 milyon bandrollü kitap üretildiğini söyledi.</p><p>Genç, basılı kitap üretiminde 2021 yılından sonra sert bir düşüş görüldüğünü dile getirerek, 'Okuma alışkanlığının kaybedilmesi bunun öncelikli nedenleri arasında.' dedi.</p><p>Korsan yayınlar ile dijital mecralardaki yasa dışı PDF paylaşımlarının etkisine de dikkati çeken Genç, bunların kitap üretimi ve satışlarını olumsuz etkilediğini vurguladı.</p><p>Genç, dünya genelinde e-kitap piyasasının durağan bir seyir izlediğini, buna karşın özellikle Kovid-19 salgınından sonra sesli kitapların popüler olmaya başladığını ifade etti.</p><p>Bu kitapların mevcut pazar durumunu değerlendiren Genç, 'Sesli kitap pazarının 2021 yılına kıyasla 2-3 kat büyüdüğünü tahmin edebiliyoruz. Önümüzdeki yıllar için de bu pazar artış trendinde.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/turkiyede-sesli-kitap-ve-e-kitap-pazarinin-buyuklugu-284-milyon-liraya-ulasti</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/turkiyede-sesli-kitap-ve-e-kitap-pazarinin-buyuklugu-284-milyon-liraya-ulasti.jpg" type="image/jpeg" length="22054"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arpist Güneş Hızlılar 25. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali'nde resital verdi]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/arpist-gunes-hizlilar-25-afyonkarahisar-klasik-muzik-festivalinde-resital-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/arpist-gunes-hizlilar-25-afyonkarahisar-klasik-muzik-festivalinde-resital-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AFYONKARAHİSAR (AA) - Arpist Güneş Hızlılar, 25. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali'nin yedinci gününde müzikseverlerle buluştu.</p><p>Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem'in yaptığı Afyonkarahisar Müzesi'nin fuaye alanında düzenlenen festivalde, arpist Güneş Hızlılar resital verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Konser, dinleyicilerden büyük beğeni topladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Afyonkarahisar</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/arpist-gunes-hizlilar-25-afyonkarahisar-klasik-muzik-festivalinde-resital-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/arpist-gunes-hizlilar-25-afyonkarahisar-klasik-muzik-festivalinde-resital-verdi.jpg" type="image/jpeg" length="42928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazar Ayşe Erbulak'tan kitap okuma alışkanlığı için rol model vurgusu]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/yazar-ayse-erbulaktan-kitap-okuma-aliskanligi-icin-rol-model-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/yazar-ayse-erbulaktan-kitap-okuma-aliskanligi-icin-rol-model-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Tiyatro oyuncusu, yazar ve çevirmen Ayşe Erbulak, dijitalleşmenin kitap okuma alışkanlığını olumsuz etkilediğini belirterek, çocukların kitapla bağ kurabilmesi için ailelerin rol model olması gerektiğini söyledi.</p><p>Beşiktaş'taki Mephisto Kitabevi'nde, edebiyat ve sanat dünyasından davetlilerin ve yazarın ailesinin katılımıyla düzenlenen imza gününde AA muhabirine açıklama yapan Erbulak, yeni kitabı 'Kanlı Kanatlar'ın yazım sürecini ve dijitalleşen dünyada okuma kültüründeki değişimleri anlattı.</p><p>Dijital dünyanın sunduğu hızın, derinlikli bir uğraş olan kitap okuma alışkanlığını tehdit ettiğini dile getiren Erbulak, 'Kitap okumak çok güzel bir eylem ama maalesef dijital dünya kitap okuma oranlarını ciddi şekilde azalttı. Sesli kitaplar bir alternatif sunsa da genel anlamda dünyada bir düşüş var. Yakın bir gelecekte fotoğraf gibi kitap sanatının da yok olmasından çok korkuyorum. Ben her zaman yanımda, baş ucumda bir kitap taşırım. Ancak günümüzde insanların odaklanamıyorum diyerek okumadan uzaklaşmasını anlamakta güçlük çekiyorum.' diye konuştu.</p><p>Vapurda eskiden herkesin elinde bir kitap olduğunu, bugünkü seyahatinde ise 80 yaşındaki insanların bile başlarını telefondaki sosyal medya uygulamalarından kaldıramadığını ifade eden yazar, 'Bu bir toplumsal değişim ancak bu değişimde rol modellerin önemi büyük. Anne ve babalar kitap okumalı ki çocuklar da onları örnek alsın.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Polisiyede 'Katil kim?' biraz eski bir soru haline geldi'</p><p>Polisiye edebiyatındaki 14 yıllık serüvenine değinen Erbulak, polisiye yazarlığına 55 yaşında başladığını, bugün 69 yaşında 11 kitaba ulaşmanın gururunu yaşadığını ve 'Kanlı Kanatlar' ile türün geleneksel sınırlarını zorladığını söyledi.</p><p>Teknolojinin gelişmesiyle suç kurgularının da değişmek durumunda kaldığını ifade eden yazar, şunları kaydetti:</p><p>'Artık 'Katil kim?' sorusu polisiye için biraz eski bir soru haline geldi. Yeni dünyada uydular, dronlar ve her köşedeki kameralarla katili bulmak teknik olarak çok kolaylaştı. Bu yüzden ben de yazarlığımda bir rota değişikliğine gittim. Son iki kitabım olan 'Aile Cinayetleri' ve 'Kanlı Kanatlar'da edebi öğeleri daha baskın hale getirdim. Okura katili en başta veriyorum. Okur, katilin kim olduğunu bulmaya çalışmak yerine, o karakterin iç dünyasına, ahlaki gelgitlerine ve o suça giden yoldaki psikolojik süreçlerine tanıklık ediyor. Bir anlamda okuru katille empati kurmaya ya da ondan tiksinmeye iten, psikolojik sınırları zorlayan bir yolculuğa davet ediyorum.'</p><p>Yeni romanında toplumsal bir yaraya da parmak bastığını söyleyen Erbulak, 'Kanlı Kanatlar'ın odağında evlat edinme konusunun yer aldığını belirtti.</p><p>Erbulak, kitabında çok ince bir çizgiye girdiğine işaret ederek, 'Evlat edinilen çocuklara bakabilmek, onlarla bir bağ kurmak ve her türlü zorluğa dayanabilmek büyük bir sorumluluk. Tanıdığım bazı ailelerden ilham aldım ama onlar kitaptaki karakterlerin kendileri olduğunu bilmiyorlar.' diye konuştu.</p><p>- 'Annem polisiye roman skalasını büyüttü'</p><p>Annesini bu özel gününde yalnız bırakmayan oyuncu Dağhan Külegeç, Ayşe Erbulak'ın yazarlık serüvenindeki değişimi yakından gözlemlediğini söyledi.</p><p>Başlarda annesinin daha butik, dedektif bürosu tarzı hikayelere odaklandığını ifade eden Külegeç, 'Ancak 'Kanlı Kanatlar' ile skalayı çok büyüttü. Artık işin içine ajanlar, büyük toplumsal mevzular ve daha karmaşık yapılar girdi. Dijitalleşen çağda edebiyat ve sanat alanı ne yazık ki küçülüyor ancak annem bu alanda üretmeye inatla devam ediyor. Biz bir yandan drama eğitimi veriyoruz, o bir yandan yazıyor. Yüz yıl sonra bu fiziksel kitapların değeri çok daha iyi anlaşılacak.' ifadelerini kullandı.</p><p>Yazarın eşi, tiyatro oyuncusu Özden Özgürdal ise bir polisiye yazarıyla aynı evi paylaşmanın ilginç bir deneyim olduğunu paylaştı.</p><p>Metinleri herkesten önce parça parça okuduğunu belirten Özgürdal, 'Ayşe'nin her zaman savunduğu görüşler var. Bu kitapta da farklı bir temayı çok güçlü bir şekilde hissediyoruz. Artık günümüzde Agatha Christie tarzı kurguların inandırıcılığı kalmadı çünkü her şey dijital izlerle takip edilebiliyor. Ayşe, Kuzey polisiyesine olan yakınlığıyla bu zorluğu aştı ve tarzını bambaşka daha karanlık ve edebi bir noktaya taşıdı. Bunu hem bir polisiye okuru hem de eşi olarak söylüyorum.' diye konuştu.</p><p>Klasik polisiye anlayışının dışına çıkan 'Kanlı Kanatlar', okuru ters köşe finallerle değil, karakterlerin iç dünyası, ahlaki çatışmaları ve duygusal gelgitleriyle yakalıyor. Polisiye tutkunlarını, alışılmış kalıpların dışına çıkaran güçlü bir hikayeye davet eden kitap, birbirini tanımayan insanların ve ailelerin kesişen ve dönüşen hayatlarını çarpıcı bir dille ele alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, İstanbul</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/yazar-ayse-erbulaktan-kitap-okuma-aliskanligi-icin-rol-model-vurgusu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/yazar-ayse-erbulaktan-kitap-okuma-aliskanligi-icin-rol-model-vurgusu.jpg" type="image/jpeg" length="37281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC'de 4. Lefkara Edebiyat Şöleni'nin açılış töreni yapıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/kktcde-4-lefkara-edebiyat-soleninin-acilis-toreni-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/kktcde-4-lefkara-edebiyat-soleninin-acilis-toreni-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 4. Lefkara Edebiyat Şöleni'nin açılış töreni düzenlendi.</p><p>Türk Ajansı Kıbrısın (TAK) haberine göre, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği himayelerinde, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, KKTC Milli Eğitim Bakanlığı, Kıbrıs Vakıflar İdaresi, Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye Maarif Vakfı (TMV), Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) ve Damla Derneğinin katkılarıyla gerçekleştirilen şölenin açılışı, KKTC Cumhurbaşkanlığı Beyaz Salon'da gerçekleştirildi.</p><p>4. Lefkara Edebiyat Şöleni'nin açılış törenine, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, eski KKTC Başbakanı ve Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Mustafa Tümer'in yanı sıra akademisyenler, yazarlar ve öğrenciler katıldı.</p><p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende, Ali Murat Başçeri, yazar ve siyasetçi Erol Erdoğan ile yazar Oğuz Karakartal konuşma yaptı, ney ve saz sanatçısı Murat Salim Tokaç dinleti sundu.</p><p>Büyükelçi Başçeri, burada yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının dilini ve kültürünü koruyarak varlığını sürdürmesinin öneminden bahsederek, edebiyatın anlamlı ve dönüştürücü bir alan olduğunu söyledi.</p><p>'Edebiyat; korkulardan, endişelerden ve insana dair zafiyetlerden kaçıp sığınılacak bir liman oldu.' diyen Başçeri, edebiyat alanında yapılan çalışmalardan büyük heyecan duyduğunu belirtti.</p><p>Başçeri, 2021'de başlatılan yaratıcı yazarlık atölyelerinin zamanla dergiye ve Lefkara Edebiyat Şöleni'ne dönüştüğünü hatırlatarak, şölenin, Türkiye ve KKTC'den edebiyatla ilgilenen isimleri bir araya getirerek etkileşim yarattığını vurguladı. </p><p>Yazar ve siyasetçi Erdoğan da etkinliğin ilham verici olmasını temenni ederek, hayatını kaybeden ve öldürülen yazar, edebiyatçı, sanatçı ve şairlerin yanı sıra Gazzeli ve Doğu Türkistanlı yazarları andı.</p><p>Yazar Karakartal da etkinliğin kültürel bağları güçlendirmek amacıyla düzenlendiğini belirterek, Kıbrıs Türk edebiyatına ilişkin bilgiler verdi.</p><p>Konuşmaların ardından Erdoğan, Karakartal ve Tokaç'a teşekkür plaketi, etkinliğe katkı veren akademisyenler ile emeği geçenlere teşekkür belgeleri takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İlkokuldan üniversiteye kadar öğrencilerin yanı sıra halka yönelik söyleşi ve yaratıcı atölye çalışmalarını kapsayan etkinlik, 8 Mayıs'ta sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/kktcde-4-lefkara-edebiyat-soleninin-acilis-toreni-yapildi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/kktcde-4-lefkara-edebiyat-soleninin-acilis-toreni-yapildi.jpg" type="image/jpeg" length="89792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5. Sinop Film Festivali başladı]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/5-sinop-film-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/5-sinop-film-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SİNOP (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkılarıyla düzenlenen 5. Sinop Film Festivali başladı.</p><p>Festivalin, Sinop Tarihi Cezaevi ve Müzesi'nde gerçekleştirilen açılış resepsiyonuna, Vali Mustafa Özarslan, Belediye Başkanı Metin Gürbüz, Nirengi Kültür Sanat Derneği Başkanı İzzet Arslan, oyuncular ve diğer ilgililer katıldı.</p><p>Vali Özarslan, burada yaptığı konuşmada, kent olarak 5'inci kez bir film festivaline ev sahipliği yapmaktan ötürü mutluluk duyduklarını söyledi.</p><p>5 yıl önce yerel ölçekte başlayan Sinop Film Festivali'nin her geçen yıl büyüyerek, gelişerek devam ettiğine dikkati çeken Özarslan, festivale verdikleri destekten dolayı Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğüne teşekkür etti.</p><p>Belediye Başkanı Metin Gürbüz ise Sinop'un 5 yıldır aralıksız olarak sanatla, sanatçıyla anılmasından son derece memnuniyet duyduklarını aktararak, emeği geçenleri kutladı.</p><p>Nirengi Kültür Sanat Derneği Başkanı İzzet Arslan da bir fidan olarak gördükleri festivalin, her geçen yıl bir ağaç gibi dallanıp, budaklandığına şahit olduklarını belirterek, katılımcılara iyi seyirler diledi.</p><p>Resepsiyonda ayrıca Vadullah Taş'ın 'Nostaljik Sinema Sergisi' izlenime sunuldu. </p><p>Resepsiyonun ardından yönetmenliğini Gökhan Arı'nın yaptığı 'Bi Umut' filminin gösterimi yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Nirengi Kültür Sanat Derneğinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve 5 gün sürecek festivalde çok sayıda film ve oyuncu sanatseverlerle buluşacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Sinop</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/5-sinop-film-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/5-sinop-film-festivali-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="75412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roma'daki Akdeniz Gazeteciler Derneğinden AA muhabirine ödül]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/romadaki-akdeniz-gazeteciler-derneginden-aa-muhabirine-odul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/romadaki-akdeniz-gazeteciler-derneginden-aa-muhabirine-odul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ROMA (AA) - Anadolu Ajansı (AA) Roma temsilcisi kıdemli muhabir Barış Seçkin'e İtalya'daki Akdeniz Gazeteciler Derneğinin (AGM), Akdeniz-Avrupa Uluslararası Gazetecilik Ödülü verildi.</p><p>Merkezi İtalya'nın başkenti Roma'da bulunan AGM'nin, İtalya Başbakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı'nın himayesinde bu yıl ikincisini düzenlediği Akdeniz-Avrupa Uluslararası Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu.</p><p>İtalya Dışişleri Bakanlığının, Roma'daki lokalinde düzenlenen törene, İtalya Başbakanlığı Basın-Yayıncılıktan Sorumlu Müsteşarı Alberto Barachini, İtalya Spor Yazarları Derneği (USSI) Başkanı Gianfranco Coppola, eski İtalya Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Umberto Vattani, İtalya'nın eski Ankara Büyükelçisi Carlo Marsili'nin yanı sıra basın, diplomasi, siyaset dünyasından birçok davetli katıldı.</p><p>Törende, İtalya, Türkiye, İspanya, Arnavutluk, Malta, Mısır gibi farklı ülkelerin önde gelen medya kuruluşlarında çalışan ve yıl boyunca Akdeniz'de kültürler arası etkileşime haberleriyle katkı yapan gazetecilere ödülleri verildi.</p><p>AA Roma temsilcisi kıdemli muhabir Seçkin de mesleğine olan bağlılığı, siyaset, diplomasi, spor, kültür-sanat alanlarında doğru ve nitelikli bilginin aktarılması ve kültürler arasındaki etkileşimin geliştirilmesine yardımcı olması dolayısıyla Akdeniz-Avrupa Uluslararası Gazetecilik Ödülü'ne layık görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ödülünü USSI Başkanı Gianfranco Coppola'nın takdim ettiği Seçkin, AA gibi dünyanın önde gelen haber ajansını İtalya'da temsil etmenin önemli ve gurur verici bir şey olduğunu belirterek, kendisini ödüle layık gören AGM'ye teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Roma</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/romadaki-akdeniz-gazeteciler-derneginden-aa-muhabirine-odul</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/romadaki-akdeniz-gazeteciler-derneginden-aa-muhabirine-odul.jpg" type="image/jpeg" length="57373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marmaris duvarları Latin Amerika motifleriyle renkleniyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/marmaris-duvarlari-latin-amerika-motifleriyle-renkleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/marmaris-duvarlari-latin-amerika-motifleriyle-renkleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MUĞLA (AA) - Muğla'nın Marmaris ilçesinde bu yıl düzenlenecek Latin Festivali kapsamında, Meksikalı sanatçı Kathrina Rupit kentin en işlek noktalarından birinde mural (duvar resmi) çalışmasına başladı.</p><p>Marmaris Belediyesi tarafından 7-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve Türkiye'nin Latin temalı en büyük etkinliği olma özelliği taşıyan 'Marmaris Latin Festivali' için hazırlıklar sürüyor. </p><p>Festival kapsamında kentin caddeleri Latin Amerika'nın kültürel motifleriyle süsleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 5 katlı binanın duvarı tuvale dönüştü</p><p>Meksikalı sanatçı Kathrina Rupit, festival çalışmaları kapsamında Atatürk Caddesi üzerindeki Halk Plajı karşısında bulunan 5 katlı bir binanın dış cephesinde boyama işlemlerine başladı. </p><p>Yerli ve yabancı turistlerin yoğun olarak kullandığı güzergahta hayata geçirilen çalışmada Rupit, Latin Amerika ile Marmaris arasındaki dostluk köprüsünü simgeleyen özel bir kompozisyonu duvara yansıtıyor.</p><p>- Dünya Kupası temasıyla birlik mesajı</p><p>Daha önce İstanbul ve Ankara'da da benzer çalışmalara imza atan sanatçı, Marmaris'teki eserinde dostluk mesajlarının yanı sıra kardeşlik, birlik ve centilmenlik duygusunu pekiştiren Dünya Kupası temasına da yer veriyor.</p><p>Belediye yetkilileri, 7 Mayıs Perşembe günü başlayıp 10 Mayıs Pazar günü sona erecek festivalin, kentte görsel bir zenginlik oluşturmasının yanı sıra kültürler arası diyaloğa katkı sunacağını belirtti. </p><p>Duvar resmi çalışmasının festival açılışına kadar tamamlanması planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Muğla</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/marmaris-duvarlari-latin-amerika-motifleriyle-renkleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/marmaris-duvarlari-latin-amerika-motifleriyle-renkleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="96997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın Söke'de meclis toplantısı Priene Antik Kenti'nde yapıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/aydin-sokede-meclis-toplantisi-priene-antik-kentinde-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/aydin-sokede-meclis-toplantisi-priene-antik-kentinde-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AYDIN (AA) - Aydın'da Söke Belediyesinin meclis toplantısı UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Priene Antik Kenti'nde düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dönemin kent meclisinin toplandığı yapıda gerçekleştirilen toplantıda, Söke Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan başkanlığında imar planları, bütçe düzenlemeleri, taşınmaz tahsisleri ve yönetmelik güncellemeleri ele alındı.</p><p>Burada gazetecilere açıklamada bulunan Arıkan, toplantının farkındalık oluşturmak ve bölgenin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla antik kentte yapıldığını söyledi.</p><p>Priene Alan Başkanı Mine Aşçı ise Priene Antik Kenti'nin UNESCO'nun kalıcı miras listesine dahil edilmesine yönelik yürütülen süreç hakkında bilgi verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Aydın</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/aydin-sokede-meclis-toplantisi-priene-antik-kentinde-yapildi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/aydin-sokede-meclis-toplantisi-priene-antik-kentinde-yapildi.jpg" type="image/jpeg" length="63833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu Karadenizliler Derneğinden Ayvacık'a kültür ve doğa gezisi]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/dogu-karadenizliler-derneginden-ayvacika-kultur-ve-doga-gezisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/dogu-karadenizliler-derneginden-ayvacika-kultur-ve-doga-gezisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (AA) - Atakum Doğu Karadenizliler Derneği üyeleri, Samsun'un Ayvacık ilçesinde düzenlenen gezi programında doğa ve yöresel kültürle buluştu.</p><p>Program kapsamında Hasan Uğurlu Baraj Gölü çevresini gezen katılımcılar, göl manzarasını ilgiyle izledi. Katılımcılar, gölün uzunluğu ve doğal güzelliğiyle dikkati çektiğini belirtti.</p><p>Doğası, temiz havası ve su kaynaklarıyla öne çıkan Ayvacık'taki gezi programında tulum eşliğinde müzikler çalındı, horon ve yöresel oyunlar oynandı.</p><p>Atakum Doğu Karadenizliler Derneği Başkanı Cihat Oral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ayvacık ilçesinin doğal güzelliklerinin hayranlık uyandırdığını söyledi.</p><p>Oral, 'Ayvacık gerçekten anlatıldığı kadar varmış, hatta fazlası. Doğası, havası ve insanlarının samimiyeti bizi çok etkiledi. Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün manzarası büyüleyici, burası kesinlikle yeniden gelmek isteyeceğimiz bir yer. Karadeniz'in bu saklı cennetini görmek bizim için unutulmaz bir deneyim oldu.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte katılımcılar, keyifli anlar yaşadı.</p><p>Dernek üyeleri, programın Samsun'un doğal güzelliklerinin tanıtımına katkı sunduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Samsun</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/dogu-karadenizliler-derneginden-ayvacika-kultur-ve-doga-gezisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/dogu-karadenizliler-derneginden-ayvacika-kultur-ve-doga-gezisi.jpg" type="image/jpeg" length="66347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinop'ta Türk destanları lise öğrencilerince tiyatro sahnesine taşınıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupahaberler.com/sinopta-turk-destanlari-lise-ogrencilerince-tiyatro-sahnesine-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupahaberler.com/sinopta-turk-destanlari-lise-ogrencilerince-tiyatro-sahnesine-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SİNOP (AA) - Sinop'ta hayata geçirilen 'Destanlarımızı Sahneliyoruz Projesi' kapsamında 'Leyla ile Mecnun' adlı tiyatro oyunu, lise öğrencilerince sahnelendi.</p><p>Valilik tarafından gençlerin kültürel ve sanatsal gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla uygulamaya konulan projenin tanıtımı Sinop Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Projede görev alan 247 öğrenci ve 64 öğretmenin de katıldığı programda, konuşan Vali Mustafa Özarslan, gençlerin kültürel ve sanatsal gelişimlerine çok önemli katkılar sunacağına inandıkları proje çerçevesinde 11 Türk destanının tiyatro sahnesine taşınacağını söyledi.</p><p>Çocukların akademik başarılarının yanı sıra kültürel ve manevi değerlerle bütüncül bir şekilde yetiştirilmesinin önemine dikkati çeken Vali Özarslan, ​bu anlamda destanları bir kültür ırmağı olarak gördüklerini anlattı.</p><p>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin çocukların bütüncül bir şekilde kültürel, sosyal, sportif ve manevi yönlerden en iyi şekilde yetiştirilmelerini amaç edindiğine işaret eden Özarslan, şöyle konuştu:</p><p>'Bu destanlar bizim birer bilgi hazinemiz, birer bilgi ansiklopedilerimiz. Bunlar bizim sözlü tarihimiz, geçmiş tarihi zenginliğimiz ve geçmiş zengin mazimiz. ​Bu önemli tarihi zenginliklerimizin gençlerimiz aracılığıyla sahneye taşınmasını, izleyicilerle buluşturulmasını çok ama çok önemli görüyoruz. Çünkü çocuklarımız, gençlerimiz bizim geleceğimiz. Bizler bu çocuklarımızı, evlatlarımızı bizden daha iyi yetiştirmek istiyoruz. Gençlerimizi, çocuklarımızı çağın gereklerine uygun bir şekilde yetiştirelim ki tarihsel yolculuğumuz devam etsin.'</p><p>Vali Özarslan'ın konuşmasının ardından Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından 'Leyla ile Mecnun' adlı tiyatro oyunu sahnelendi.</p><p>Bu arada 10 gün sürecek gösterimler süresince 'Oğuz Kaan', 'Köroğlu', 'Deli Dumrul', 'Yunus Emre', 'Battal Gazi', 'Sarı Saltuk Han' ve 'Aslı ile Kerem' destanları öğrencilerce sahneye taşınacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Sinop</category>
      <guid>https://www.avrupahaberler.com/sinopta-turk-destanlari-lise-ogrencilerince-tiyatro-sahnesine-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupahaberlercom.teimg.com/crop/1280x720/avrupahaberler-com/uploads/2026/05/agency/aa/sinopta-turk-destanlari-lise-ogrencilerince-tiyatro-sahnesine-tasiniyor.jpg" type="image/jpeg" length="90082"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
