Bizi Takip Edin

Yazarlar

IDS Köln: Diş Hekimliğinde Geleceğe Açılan Kapı

yazar

Yayınlandı

Tarih

Umut Yılmazkeçeci Almanyanın Köln şehrinde her yıl düzenlenen Uluslararası Dünyanın en büyük IDS Köln Messe Diş Teknolojileri Fuarına katıldı

IDS Köln: Diş Hekimliğinde Geleceğe Açılan Kapı

Diş hekimliği ve dental teknoloji dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan IDS (International Dental Show) Köln, bu yıl da kapılarını açarak sektördeki en son yenilikleri ziyaretçilerle buluşturdu. 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan IDS, her iki yılda bir Köln’de düzenlenerek küresel dental endüstrinin en önemli buluşma noktalarından biri haline gelmiştir. Beş gün boyunca dünya genelinden binlerce profesyoneli ağırlayan fuar, sadece bir ticaret etkinliği değil; aynı zamanda bilgi paylaşımının, teknoloji entegrasyonunun ve sektörün geleceğinin şekillendiği bir platform haline geldi.

Teknolojide Son Nokta: Dijitalleşme ve Yapay Zeka

Reklam

IDS, her yıl olduğu gibi bu yıl da dental sektöründe çığır açan teknolojilere ev sahipliği yaptı. Özellikle dijital diş hekimliği, yapay zeka destekli teşhis sistemleri ve 3D baskı ile kişiselleştirilmiş protez ve implant çözümleri, ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği konular arasındaydı.

Son yıllarda büyük gelişim gösteren yapay zeka teknolojileri, dental görüntüleme ve teşhis alanında büyük yenilikler sunuyor. Diş hekimleri artık panoramik röntgenler ve üç boyutlu tomografi görüntülerini yapay zeka destekli yazılımlar aracılığıyla analiz edebiliyor, bu sayede teşhis süreci hızlanıyor ve hata payı en aza indiriliyor. IDS 2025’te tanıtılan bazı yapay zeka destekli sistemler, erken teşhis ve hasta takibi konusunda diş hekimlerine büyük kolaylık sağlayacak.

3D baskı teknolojileri de fuarda en dikkat çeken yenilikler arasındaydı. Artık protezler, alignerlar ve hatta implantlar kişiye özel olarak üretilerek hem zamandan hem de maliyetten tasarruf sağlanıyor. Geleneksel yöntemlere kıyasla daha hassas ve estetik sonuçlar elde edilebilmesi, 3D baskının dental sektöründe devrim yaratmasına olanak tanıyor.

IDS, Sektöre Yön Veren İş Bağlantılarının Merkezi

Reklam

Fuar, aynı zamanda sektör profesyonelleri için uluslararası iş bağlantıları kurma fırsatı sundu. Küresel ölçekte faaliyet gösteren firmalar, en yeni ürünlerini tanıtarak distribütörlerle, klinik sahipleriyle ve akademisyenlerle buluştu. Bu büyük buluşma, yeni ortaklıkların kurulmasına ve dental sektörün geleceğine yön verecek işbirliklerinin temelinin atılmasına olanak sağladı. Almanya ve Avrupa’nın dört bir yanından gelen diş hekimleri, teknisyenler ve yatırımcılar, yeni ürünleri test etme ve sektördeki en güncel gelişmeleri yerinde inceleme fırsatı yakaladı.

Fuar süresince en çok ilgi gören stantlardan biri, biyouyumlu materyaller ve sürdürülebilir dental çözümler üzerine çalışan firmalara aitti. Çevre dostu malzemelerin kullanımı, dental sektörünün geleceği açısından büyük önem taşıyor. Civa içermeyen dolgular, geri dönüştürülebilir dental ürünler ve biyolojik olarak çözünebilen implant materyalleri, IDS 2025’in en çok konuşulan yenilikleri arasında yer aldı.

Eğitim ve Bilgi Paylaşımı: Seminerler ve Workshoplar

Ancak IDS sadece teknolojik yeniliklerin sergilendiği bir alan değil; aynı zamanda eğitim ve bilgi paylaşımı açısından da büyük önem taşıyor. Fuar kapsamında düzenlenen seminerler, paneller ve workshoplar sayesinde diş hekimleri, teknisyenler ve öğrenciler alanlarındaki en güncel gelişmeler hakkında bilgi edinme şansı yakaladılar.

Reklam

Bu yıl IDS kapsamında en fazla ilgi gören konulardan biri, hasta konforunu artıran yeni yaklaşımlar oldu. Lazer teknolojileri, ağrısız tedavi yöntemleri ve biyouyumlu dolgu malzemeleri üzerine yapılan sunumlar, diş hekimlerinin büyük ilgisini çekti. Ayrıca, ortodontide dijital planlama sistemleri ve kişiye özel şeffaf plak uygulamaları, sektörün geleceğine ışık tutan önemli gelişmeler arasında yer aldı.

IDS Köln: Sektörün Nabzını Tutan Global Bir Buluşma Noktası

IDS Köln, bir kez daha dental sektörünün nabzını tutan, geleceğe yön veren ve profesyonelleri bir araya getiren eşsiz bir etkinlik olduğunu kanıtladı. Hem diş hekimleri hem de dental teknoloji firmaları için kaçırılmaması gereken bu büyük buluşma, sektördeki değişimin hızını ve yönünü belirleyen en önemli organizasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Teknolojik yeniliklerin yanı sıra, sürdürülebilir çözümler ve hasta odaklı uygulamalarla şekillenen fuar, dental sektörünün geleceğine ışık tutmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

Vitrin Güzel, Hayat Dağınık

Yayınlandı

Tarih

Biz gerçekten pratik zekâsı yüksek bir milletiz.

Sorunları çözmek gibi yorucu işlerle vakit kaybetmiyoruz; onları görünmez hâle getiriyoruz. Yoksulluk mu var? Önüne paravan çekeriz. Yol mu bozuk? Misafir gelince yaparız. Emekli geçinemiyor mu? Sabır tavsiye ederiz. Genç umutsuz mu? Ona biraz tarih, biraz hamaset, biraz da “şükret” karışımı veririz.

Böylece herkes kendi acısını unutmasa bile en azından onu konuşmamayı öğrenir.

Ankara’da uluslararası bir zirve yapıldı. Şehir hazırlandı, yollar düzenlendi, görüntüyü bozan ne varsa toparlandı. Elbette devlet misafir ağırlar, başkentini düzenler, güvenlik önlemi alır. Buna kimsenin itirazı yok.

Reklam

İtirazımız başka bir yere: Bu kadar imkân birkaç günlüğüne bulunabiliyorsa, neden yıllardır halkın gündelik hayatı için bulunamıyor?

Demek ki yol yapılabiliyormuş. Demek ki şehir düzenlenebiliyormuş. Demek ki görüntü istenince değişebiliyormuş.

Peki emeklinin sofrası neden değişmiyor? Yoksul mahallelerin kaderi neden değişmiyor?Barınaklara, sokaklara, okullara, hastanelere, kiralara gelince neden imkânlar birdenbire buharlaşıyor?

Ama meseleye böyle bakmak biraz tehlikeli. Çünkü düşünmeye başlarsak huzurumuz kaçar. Onun için bize daha kullanışlı gündemler gerekir.

Mesela sosyal medyada birbirimizi yiyebiliriz. Birimiz hayvanların yaşam hakkını savunuruz, öbürümüz bütün sokak hayvanlarını ülkenin baş meselesi ilan ederiz. Birimiz yoksulluğu konuşmak isteriz, diğeri hemen bambaşka bir tartışma açar. Birimiz adalet deriz, öbürümüz “Şimdi sırası mı?” diye sorar. Birimiz soru sormaya kalkarız, öbürümüz devreye girip “Vardır bir bildikleri” cümlesini kutsal mühür gibi basarız. Ne büyük kolaylık!

Reklam

Düşünmeye gerek yok. Sorgulamaya gerek yok. Gerçeğe bakmaya gerek yok.

Hazır şablon cevaplarımız var bizim hazır gündemlerimiz: “Devlet bilir.” “Dış güçler yapıyor.” “Memleketin başka derdi yok mu?” “Sen önce şunu konuş.” “Bunlar hep algı.”……….

Aslında en büyük algı, algı kelimesinin kendisi oldu. Ne zaman gerçek bir sorun konuşulsa, hemen üstüne bu kelime örtülüyor. Yoksulluk algı. Geçim sıkıntısı algı. Hayvanların meçhul akıbeti algı. Aydınların susturulması algı. Gençlerin umutsuzluğu algı.Emeklinin pazarda fileyi dolduramaması da muhtemelen optik bir yanılsama.

Zaten bu ülkede bazı şeyler ancak bizim kapımıza dayanınca gerçek oluyor. Kendi babamız geçinemeyince ekonomi bozuluyor. Kendi çocuğumuz iş bulamayınca liyakat sorunu başlıyor. Kendi mahallemizin önü kapatılınca yoksulluk görünür oluyor. Kendi sevdiğimiz hayvan kaybolunca barınaklar aklımıza geliyor. Kendi fikrimiz değersiz görülünce özgürlük kıymetleniyor.

O zamana kadar her şey gayet normal.

Reklam

Bir yanda ihtişamlı yapılar, ışıklı salonlar, protokol düzeni ve büyük cümleler var. Diğer yanda pazarın son saatini bekleyen emekliler, ay sonunu hesaplayan aileler, ne olacağı bilinmeyen sokak hayvanları, konuştuğu için bedel ödeyen insanlar ve her gün biraz daha yorulan bir toplum var.

Fakat biz yine de rahatız. Çünkü görüntü fena değil.

Yollar yapılmış. Paravanlar kurulmuş. Sokaklar temizlenmiş. Törenler tamamlanmış.Kameralar doğru açıya yerleştirilmiş. Geriye sadece halkın gerçek hayatı kalmış. O da zaten kadraja girmese daha iyi.

Bir ülkenin ayıbı yoksul insanlarının olması değildir. Asıl ayıp, yoksulluğu azaltmak yerine yoksulun görünmesini engellemektir. Bir toplumun sorunu hayvanların sokakta olması değildir; yaşam hakkını öfke malzemesine çevirmesidir. Bir devletin itibarı büyük binalarla değil, küçük insanların onuruyla ölçülür. Ama biz galiba itibarı biraz yanlış anladık.

Bize göre itibar, dışarıdan bakınca güzel görünmek. İçeride ne yaşandığı çok da önemli değil. Yeter ki misafirler geçerken düzen bozulmasın. Yeter ki kameralar ön cepheyi çeksin. Yeter ki sosyal medya kendi kavgasına devam etsin. Yeter ki kimse asıl soruyu sormasın:

Reklam

Bu ülkede neden görüntü halktan daha kıymetli? İşte bütün mesele bu.

Biz yoksulluğu değil, yoksulluğun fotoğrafını düzeltiyoruz.

Vicdanı değil, vitrini parlatıyoruz.

Hayatı değil, dekoru yeniliyoruz.

Sonra da büyük bir ciddiyetle kendimizi tebrik ediyoruz:

Reklam

Her şey yolunda. Saraylar ışıl ışıl. Paravanlar sağlam. Halk meşgul. Sosyal medya öfkeli.Vicdan geçici olarak sessizde. Yani anlayacağınız, memleket yönetilmiyor; kusursuz bir sahne düzeni kuruluyor.

Dekorun arkasında ne olduğunu soranlara da her zamanki cevabı veriyoruz:

“Şimdi sırası mı?”

Okumaya Devam Et

Yazarlar

NATO firik ROTA enginar…

Yayınlandı

Tarih

Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.

İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.

Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.

Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.

Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.

Reklam

Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.

Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.

Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.

İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.

Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.

Reklam

Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.

Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.

Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.

Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.

Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi

Reklam

Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.

Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.

Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.

O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.

Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.

Reklam

Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.

Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.

Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.

Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yazarlar

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

Yayınlandı

Tarih

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.

Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.

Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Ben ona çok değer verdim.”

Reklam

Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:

“Peki, o senin değerini korudu mu?”

Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.

Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.

Reklam

Ve unutmayın…

Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.

Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.

Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.

Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.

Reklam

Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.

Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.