Yazarlar
Umut Yılmazkeçeci Yazdı;Yaşadıkları Döneme Damga Vuran Kadın Firavunlar
Antik Mısır’da ülke yöneten ve yönetim süreçlerinde oldukça etkili olan birçok erkek firavun ismini duymuşsunuzdur.
Yaşadıkları Döneme Damga Vuran Kadın Firavunlar
Antik Mısır’da ülke yöneten ve yönetim süreçlerinde oldukça etkili olan birçok erkek firavun ismini duymuşsunuzdur.
Fakat biz bugün yaşadıkları döneme damga vuran kadın firavunlardan bahsedeceğiz.
Antik Mısır devrinde kadınlara oldukça değer veriliyordu.
Mısırlılar, kadınlardan iyi bir hükümdar olacağına inanıyorlardı. Nitekim halkın güvenini boşa çıkarmayan birçok kadın firavun oldu.
Işte Antik Mısır medeniyetinde yer alan önemli kadın firavunlar!
VII. Kleopatra
Antik Mısır’ın son helenistik kraliçesi olan VII.Kleopatra, 9 dil bilen oldukça zeki bir kadındı. Yunan olan Kleopatra kardeşi ile evlendi.
Bilgi Notu: Antik Mısır’da hüküm süren Yunanlar, halkın içine karışmamak için kendi soylarından olan kişilerle bazen de bu sebeple kardeşleriyle evleniyorlardı.
Babası öldüğünde henüz 18 yaşında olan VII. Kleopatra ve kardeşi tahta çıktı.
Kardeşi Nil nehrinde öldükten sonra Kleopatra tahta tek başına geçti.
Kleopatra iktidara tek başına geçtiğinde yalnız değildi.
Kleopatra iktidardayken Büyük Roma İmparatoru Sezar ile hayatını birleştirdi. Mısır’a bolluk ve bereket getiren Kleopatra, paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu.
En büyük isteği Mısır ve Roma imparatorluğunu birleştirip tüm dünyaya sahip olmaktı. Fakar Sezar bir süre sonra ölünce bu istek gerçekleşemedi. Sezar öldükten sonra Kleopatra, yeni Roma İmparatoru Marcus ile evlendi.
Nefertiti
Mısır firavunlarından bir diğeri de dillere destan güzelliği ile ünlü olan Nefertiti.
İsminin de “güzel olan” anlamına geldiği Nefertiti Antik Mısır’ın en etkili ve iyi kadın firavunlarından biriydi.
Eşi Akhenaton ile birlikte hükümdar olan Nefertiti, Antik Mısır’ı çok tanrılı inançtan tek tanrı inancına yöneltmek için birçok çalışma yaptı.
Çift hükümranlık süreleri içinde Mısır dininde köklü değişiklikler oluşturarak kültürde önemli bir değişim oluşturdular.
Çok tanrılı inanca sahip olan Mısır halkı da çok tanrı yerine yalnızca Güneş Tanrısı’na tapmaya başladı.
Eşinin ölümünden sonra Antik Mısır tahtına tek başına geçen Nefertiti,
Mısır’da daha önce benzeri görülmemiş bir refah seviyesi oluşturdu. Nefertiti güzelliği ve yönetici bilgeliği ile kadınların son derece başarılı yöneticiler olabileceğini kanıtladı.
Hatşepsut
Şimdi ise belki de en güçlü kadın Firavun olan Hatşepsut’tan bahsedelim.
Hatşepsut, 21 sene boyunca Mısır’ı tek başına yönetti.
Hatşepsut’un annesi iki kız doğurdu fakat sadece Hatşepsut hayatta kalabildi.
Hatşepsut annesinin tek evladı olduğu için bir erkek gibi sert ve güçlü yetiştirildi.
Güçlü bir firavun olan babası ise tahtta bir erkek bırakmak için başka biri ile daha evlendi. Bu eşinden Thutmose adındaki çocuğu dünyaya geldi.
Soyunun asil kalabilmesi için Hatşepsut, kardeşi Thutmose ile evlendirildi.
Babasının ölümünün ardından Thutmose firavun olurken Hatşepsut da kraliçe oldu. Bir süre sonra eşi Thutmose’un aniden ölümü ile Hatşepsut tahta tek başına geçti.
Antik Mısır döneminin en başarılı hükümdarlarından biri olan Hatşepsut, hükümdar olduğu süre boyunca Mısır’da ticareti iyileştirecek ülkeyi bir ticaret merkezi haline getirmeyi başarmıştı.
Yazarlar
NATO firik ROTA enginar…
Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.
İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.
Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.
Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.
Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.
Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.
Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.
Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.
İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.
Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.
Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.
Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.
Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.
Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.
Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi
Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.
Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.
Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.
O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.
Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.
Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.
Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.
Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.
Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.
Yazarlar
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.
Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.
Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Ben ona çok değer verdim.”
Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:
“Peki, o senin değerini korudu mu?”
Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.
Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.
Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.
Ve unutmayın…
Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.
Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.
Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.
Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.
Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.
Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen
Yazarlar
Mizah, Mizaç, Mizan…
Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.
Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.
Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.
Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.
Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.
Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.
Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.
Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.
Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.
Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.
Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.
Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.
Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.
Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.
Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.
Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.
Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.
Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.
İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.
İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.
Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.
Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.
Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.
Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.


-
Genel2 hafta önceHerkes Haklı, Herkes Masum, Kimse Sorumlu Değil
-
Yazarlar2 hafta önceKENDİ GERÇEĞİNE KÖK SALMAK: DİJİTAL ÇAĞDA “KENDİ OLMA” DEVRİMİ
-
Özel Haber4 hafta önce“İzmir’in Unutulan Mahallesi: Basmane Sokaklarında Bir Gün”
-
Video4 hafta önceKöln’de Hayat Durdu! 🎭 Karnaval Coşkusu | Kölle Alaaf!
-
Özel Haber5 ay önceİzmir Basın Mensupları Hilton Garden Inn Izmir Bayraklı’nın İftar Yemeğinde Buluştu
-
Video4 hafta önceViyana’da Büyüleyici Gece | Karlskirche’de Vivaldi Dört Mevsim Konseri
-
Almanya4 hafta önceAnuga Köln 2025: Gıda Dünyasının Kalbi Almanya’da Attı
-
Yazarlar2 hafta önceİnsanların En Büyük Açlığı: Anlaşılmak
