Bizi Takip Edin

Yazarlar

Yasaklanma Nedenlerine İnanamayacağınız Çocuk Kitapları

yazar

Yayınlandı

Tarih

Size yasaklanmış çocuk kitaplarından bahsetsek ne düşünürsünüz ya da bu kitapların tuhaf yasaklanma nedenlerini söylesek?

Yasaklanma Nedenlerine İnanamayacağınız Çocuk Kitapları

Size yasaklanmış çocuk kitaplarından bahsetsek ne düşünürsünüz ya da bu kitapların tuhaf yasaklanma nedenlerini söylesek?

Endişe duyulması gereken bu durum, dünyanın birçok yerinde geçmişten bugüne kadar devam etmiş, gelişen teknoloji ve kitle ile devam etmekte.

Çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen bu sıra dışı uygulamadan daha garip olan bir durum var ki; bu yasaklı kitapların bir kısmının çocuk edebiyatında yıllarca çok satan, en fazla okunan, hemen hemen çocuklu her kesimin evlerine giren kitaplar arasında yer aldığı gerçeğidir.

Reklam

Çocukların ve hatta yetişkinlerin hayal güçlerini geliştiren ve dünyaya bambaşka bir gözle bakmayı sağlayan masal kitaplarına bu kadar gerçekçilik yükleyerek onları edebiyattan uzaklaştırmak ancak karanlık zihinlerin meziyeti olarak düşünülebilir.

Bu yasaklı çocuk kitaplarını ve yasaklanma nedenlerini merak ettiğinizi hisseder gibiyiz.

Peki nelerdir bu yasaklı çocuk kitapları, acaba birine bile denk geldiniz mi, okudunuz mu, sizin de evinize girdi mi, kitaplığınızda yer aldı mı?

Kaygı veren bu sorulara cevaplarınızı yazı dizimizde bulabilirsiniz. 

Yasaklanmış olan çocuk kitaplarının içinde en popüler olduğunu düşündüğümüz bir kitap serisiyle başlayalım: 

Reklam

Harry Potter

Harry Potter! Evet yanlış duymadınız. Seri halinde yazılan ve hatta popülerliğini bir dizi ekranlara taşıyan, sadece çocukların değil, 7’den 70’e her kesimin ilgi odağı olmayı başaran dev bir yapıt olan Harry Potter’ın yasaklanma nedeni ise sizi şaşırtabilir.

Çünkü, bildiğimiz bir gerçek var ki hiçbir büyücü masalı milyonlarca çocuğun kalbini bu denli kazanamamıştır.

Böylesi bir kitabın yasaklanma nedeni ne olabilirdi?

Reklam

Avustralya’da popüler olan bir Hristiyanlık okulu Harry Potter masalındaki büyücülük ve cadılık kavramlarının anlatım tarzının Hristiyanlıkla bağdaşmadığını savunarak kitabı kendi okulunda tamamen yasakladı. 

J.K Rowling’e ait ünlü seri, daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’ndeki St. Edward Katolik okulu tarafından çocukluk çağına tehlikeli şekilde büyücülüğü övdüğü ve zihinlere kazıdığı gerekçesiyle yasaklandı.

Tüm bunların gerçekleşmesiyle Birleşik Krallık’ta da birçok aile benzer gerekçelerle kitapları almayarak boykot etti, daha sonra çocukların bu başarılı seriyi okumaları yasaklandı.

Alice Harikalar Diyarında

Reklam

 İçinde barındırdığı kelime oyunları ile değişik karakterlerin okuyanların hayal güçlerini sorguladığı ve kuralları inkar eden bir başka masal kitabı olan Alice Harikalar Diyarında, zamanların çok ötesinde bir anlatıma sahip olarak yasaklanan çocuk kitapları arasına girmiştir.

Hayvanlara yüklediği insani özellikler ile hayvanlarla insanları eşit seviyede tuttuğu gerekçesiyle tehlikeli olarak görülmüş ve Çin’in Hunan eyaletinde yasaklanmış, bunun ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde de bazı kütüphanelerde aynı gerekçeyle kitaplıklardan tamamen kaldırıldı.

Şeker Portakalı

İşte neredeyse herkesin bildiği gibi Türkiye’de yasaklanması uygun görülen bu kitap, “100 Temel Eser” sıralamasına girmiş dolayısıyla hemen hemen her çocuğun evine girmeyi başarmıştır.

Reklam

Çocuk edebiyatının önemli eserleri arasında yer alan Şeker Portakalı’nın yasaklanması CNNTürk’ün haberine göre bir velinin bu durumu paylaşmasıyla başladı.

Çocuğuna performans ödevi olarak verilen bu kitabı okuyan veli, kitapta geçen argo ve küfürlü sözleri fark edince kitabın yasaklanması için bir kampanya başlattı, nitekim çok sürmeden ülkede faal oluşturdu ve bakanlık kitabın yasaklanmasına karar verdi.

Bakanlık, daha sonra gerekçesinde, kitabın “Türk örf ve adetlerine uymadığını ve çocuk gelişimini olumsuz anlamda etkileyecek içeriğe sahip olduğunu” belirtti.

Ardından Şeker Portakalı’nı öğrenciye performans ödevi olarak veren öğretmen hakkında soruşturma açıldı ve örtülü sansür süreci başladı.

Reklam

Bülbülü Öldürmek

60’lı yıllarda ABD’de yayınlanan ve dünya genelinde de yankı uyandıran Bülbülü Öldürmek ülkemizde de en çok okunan kitaplar listesine adını yazdırmayı başardı.

Kitabın yayınlandığı yıllarda Amerika’nın güney kesiminde dönemin toplumsal sorunu olan ırkçılık hakimdi, kitabın içeriği de ırkçılığı ve bireyler arasındaki eşitsizliği ele alıyordu.

Ancak bu kitabı sıra dışı yapan özellik, tüm bunların bir çocuk gözünden gerçekleşiyor olmasıydı. Böylesine sevilen ve ses getiren bir kitabın sizce kitabın yasaklanma nedeni ne olabilir?

Reklam

Çocuklara ırkçılığı küfürlü bir dil kullanarak anlattığı gerekçesiyle ülke tarafından yasaklanarak raflardan kaldırıldı.

Yeni dönem olarak 2020 yılında Mississipi’de bir lisenin edebiyat müfredatından kaldırılması daha ilgi çekicidir.

Küçük Kara Balık

Kitapların en hüzünlüsü olarak akıllara kazınan Küçük Kara Balık’ı bilmeyenimiz yoktur.

Reklam

Evimize girmese bile hikayesiyle herkesi büyüleyen bir kitap bu. Peki bu kitabı hüzünlü hale getiren yazarı olabilir mi sizce?

O halde gelin yazar Samed Behrengi’nin yaşam hikayesine göz atalım. İranlı ünlü yazar Behrengi, 29 yaşında kurumaya yüz tutmuş bir gölde başı ezilerek bulunan ideallerine bağlı bir öğretmendir.

Hem öğrencilerine hem de kitaplarında anlattığı özgürlükçü, eşitlikçi ve sınırları zorlamak konularıyla bilinir.

Bu yüzdendir ki, bu kavramlara uzak, bu kavramlardan korkan binlerce karanlık zihne ve onların nesline bu kitaplar yasaklanmıştır.

Reklam

Ülkemizin de karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül zamanlarında bu kitap ve onlarcası ülkemizde yasaklanmıştır.

Winnie-the-Pooh

Kurgu tarihindeki en bilinen ayı olarak karşımıza çıkan Winnie-the-Pooh, İngiliz yazar AA Milne tarafından kaleme alındı.

Milne’nin roman dizisinde yer alan Christoper Robin’in peluş ayısı ve dostu, Disney’in hikayeleri uyarlamasından sonra ülke genelinde popüler hale geldi.

Reklam

Orijinal kitap serisinin dışında birçok filme ve diziye imza atarak ekranlara taşındı. Ancak Avrupa’da bu kadar sevilmesine rağmen bazı kesimlerde sevilmedi.

Çin’de birçok insan tarafından bu şişman ayı ile Çin’in siyasi lideri Xi Jinping benzetiliyor ve sık sık olumsuz karşılaştırmalar yapılıyordu.

Çin hükümetinin bu kitabı yasaklama gerekçesi ise siyasi başkanlık makamının ve Xi’nin itibarını baltalamaya yönelik çabaların gözlenmesidir.

 Charlotte’s Web

Konuşan kitaplar bir diğer deyişle konuşan hayvanlar, birçok kitapta tekrarlanan bir motif olarak karşımıza çıkar.

Reklam

Charlotte’s Web de bu şekilde bir konu ele almaktadır. Konuşan bir örümcek tarafından hayatı kurtarılan bir domuz ve onun kalplere dokunan hikayesini anlatan bu kitap, Kansas’ta bir grup ebeveyn tarafından çocukların kitabı okumasının tehlikeli olabileceği gerekçesiyle kampanya başlatıldı. 2006’da gerçekleşen bu kampanya, “insanların yaratılan en üstün varlık olduğunu ve insana ait özelliklerin hiçbir canlıya yüklenmemesi gerektiğini aksi halde Tanrıya karşı çıkılmış sayılacağını” savunuyordu. 

 James and the Gianth Peach

İngiliz yazar Roald Dahl’ın kaleme aldığı bu çocuk kitabı gibi birçok kitap da çocuk edebiyatında önemli bir yere sahiptir.

Kitabın içeriğinde bir grup böcek ve örümceğin devasa bir şeftalide çıktıkları masalsı yolculuktan bahsediliyor.

Kulağa çok büyüleyici ve ilgi çekici gelen bu konu, Wisconsin’de bir kasaba sakinleri tarafından nefretle karşılandı. Nefretin gerekçesi ise örümceğin şeftalinin dudaklarını yalamasının tasvir edilme biçiminin doğru bulunmamasıydı.

Reklam

Cinsel içerikli bulunan bu kitap, çocuklar için uygun bulunmayarak yasaklandı.

Tarzan Seri Kitapları

Tarzan’ın daha çok kahramanlık yönüyle bilinmesinin aksine vahşilik yönü karakter için daha ağır basmaktadır.

Ormanda kapana kısılmış ve maymunlar tarafından büyütülmüş bir insanı anlatan Tarzan, popülerliğini korusa da Downey’de olumsuz tepkilere neden oldu.

Okuyucular zaman zaman şiddet diliyle karşılaşsa da asıl öfke nedeni bu değildi.

Reklam

Yasaklanmasına neden olacak o büyük tepkilerin sebebi ise Tarzan ve sevgilisi Jane’nin nikahsız birlikteliği idi. Ormanda birlikte yaşayan ve fantastik bir kurgudan ibaret olan bu çiftin, yasa dışı ilişkilerinden dolayı halk itiraz ederek kitabın bölgede yasaklanmasını uygun buldu.

Harriet the Spy

Yine bir baş karakterden dolayı yasaklanan bir kitap olan Harriet the Spy, baş karakterle aynı ismi taşımaktadır. Spy, sınıf arkadaşlarına karşı fazla acımasız ve dürüst olmasının yanı sıra tüm bunları belgelemektedir.

Sürekli öfke nöbetleri geçiren Harriet the Spy’nin romanda aslında bir çocuk psikiyatristiyle görüşme yapması gerekiyordu.

Karakterin bu tutarsız davranışları çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyeceği gerekçesiyle kitabın yasaklanması uygun görüldü. Edebiyat tarihçilerinin iddiası ise Harriet’in isyankar doğasının çocukları “casusluk yapmaya ve küfretmeye” teşvik ettiğiydi.

Reklam

Captain Underpants

George Beard ve Harold Hutchins’in baş karakterleri ile bilinen Captain Underpants, bu ikilinin maceralarıyla dolu fantastik bir kurgudur. Serinin bu denli ilgi çekici olması ise çocuksu mizah anlayışına sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Ne üzücüdür ki, bu kitap birkaç grubun olumsuz tepkisine neden oldu. Grubun bu öfkeli tavrı, Business Insider’ın haberine göre çıplaklık, cinsellik ve şiddet gibi içeriklere sahip olmasından kaynaklanıyordu.

Birkaç ebeveyn grubunun saldırganlığı normalleştirdiği gerekçesiyle kitabın yasaklanmasına neden olduğu bilinmektedir.

Tüm bu çocuk kitaplarının, çocuk edebiyatında bu denli başarılı kitaplar olması ve yasaklanması olağan bir durum muydu?

Reklam

Yazarlarının sayısız ödül aldığı bu eserler ölçülüp biçilmeden, gelişigüzel mi kaleme alınmıştı?

Yasaklanma nedenlerinden bağımsız olarak çocuklar için bir tehlike arz etmekte miydi?

Bunlara siz karar verin. Tüm kitapların bizi geliştirmesi, ufkumuzu açması ve dünyamıza bambaşka bakış açıları kazandırması dileğiyle…

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

Vitrin Güzel, Hayat Dağınık

Yayınlandı

Tarih

Biz gerçekten pratik zekâsı yüksek bir milletiz.

Sorunları çözmek gibi yorucu işlerle vakit kaybetmiyoruz; onları görünmez hâle getiriyoruz. Yoksulluk mu var? Önüne paravan çekeriz. Yol mu bozuk? Misafir gelince yaparız. Emekli geçinemiyor mu? Sabır tavsiye ederiz. Genç umutsuz mu? Ona biraz tarih, biraz hamaset, biraz da “şükret” karışımı veririz.

Böylece herkes kendi acısını unutmasa bile en azından onu konuşmamayı öğrenir.

Ankara’da uluslararası bir zirve yapıldı. Şehir hazırlandı, yollar düzenlendi, görüntüyü bozan ne varsa toparlandı. Elbette devlet misafir ağırlar, başkentini düzenler, güvenlik önlemi alır. Buna kimsenin itirazı yok.

Reklam

İtirazımız başka bir yere: Bu kadar imkân birkaç günlüğüne bulunabiliyorsa, neden yıllardır halkın gündelik hayatı için bulunamıyor?

Demek ki yol yapılabiliyormuş. Demek ki şehir düzenlenebiliyormuş. Demek ki görüntü istenince değişebiliyormuş.

Peki emeklinin sofrası neden değişmiyor? Yoksul mahallelerin kaderi neden değişmiyor?Barınaklara, sokaklara, okullara, hastanelere, kiralara gelince neden imkânlar birdenbire buharlaşıyor?

Ama meseleye böyle bakmak biraz tehlikeli. Çünkü düşünmeye başlarsak huzurumuz kaçar. Onun için bize daha kullanışlı gündemler gerekir.

Mesela sosyal medyada birbirimizi yiyebiliriz. Birimiz hayvanların yaşam hakkını savunuruz, öbürümüz bütün sokak hayvanlarını ülkenin baş meselesi ilan ederiz. Birimiz yoksulluğu konuşmak isteriz, diğeri hemen bambaşka bir tartışma açar. Birimiz adalet deriz, öbürümüz “Şimdi sırası mı?” diye sorar. Birimiz soru sormaya kalkarız, öbürümüz devreye girip “Vardır bir bildikleri” cümlesini kutsal mühür gibi basarız. Ne büyük kolaylık!

Reklam

Düşünmeye gerek yok. Sorgulamaya gerek yok. Gerçeğe bakmaya gerek yok.

Hazır şablon cevaplarımız var bizim hazır gündemlerimiz: “Devlet bilir.” “Dış güçler yapıyor.” “Memleketin başka derdi yok mu?” “Sen önce şunu konuş.” “Bunlar hep algı.”……….

Aslında en büyük algı, algı kelimesinin kendisi oldu. Ne zaman gerçek bir sorun konuşulsa, hemen üstüne bu kelime örtülüyor. Yoksulluk algı. Geçim sıkıntısı algı. Hayvanların meçhul akıbeti algı. Aydınların susturulması algı. Gençlerin umutsuzluğu algı.Emeklinin pazarda fileyi dolduramaması da muhtemelen optik bir yanılsama.

Zaten bu ülkede bazı şeyler ancak bizim kapımıza dayanınca gerçek oluyor. Kendi babamız geçinemeyince ekonomi bozuluyor. Kendi çocuğumuz iş bulamayınca liyakat sorunu başlıyor. Kendi mahallemizin önü kapatılınca yoksulluk görünür oluyor. Kendi sevdiğimiz hayvan kaybolunca barınaklar aklımıza geliyor. Kendi fikrimiz değersiz görülünce özgürlük kıymetleniyor.

O zamana kadar her şey gayet normal.

Reklam

Bir yanda ihtişamlı yapılar, ışıklı salonlar, protokol düzeni ve büyük cümleler var. Diğer yanda pazarın son saatini bekleyen emekliler, ay sonunu hesaplayan aileler, ne olacağı bilinmeyen sokak hayvanları, konuştuğu için bedel ödeyen insanlar ve her gün biraz daha yorulan bir toplum var.

Fakat biz yine de rahatız. Çünkü görüntü fena değil.

Yollar yapılmış. Paravanlar kurulmuş. Sokaklar temizlenmiş. Törenler tamamlanmış.Kameralar doğru açıya yerleştirilmiş. Geriye sadece halkın gerçek hayatı kalmış. O da zaten kadraja girmese daha iyi.

Bir ülkenin ayıbı yoksul insanlarının olması değildir. Asıl ayıp, yoksulluğu azaltmak yerine yoksulun görünmesini engellemektir. Bir toplumun sorunu hayvanların sokakta olması değildir; yaşam hakkını öfke malzemesine çevirmesidir. Bir devletin itibarı büyük binalarla değil, küçük insanların onuruyla ölçülür. Ama biz galiba itibarı biraz yanlış anladık.

Bize göre itibar, dışarıdan bakınca güzel görünmek. İçeride ne yaşandığı çok da önemli değil. Yeter ki misafirler geçerken düzen bozulmasın. Yeter ki kameralar ön cepheyi çeksin. Yeter ki sosyal medya kendi kavgasına devam etsin. Yeter ki kimse asıl soruyu sormasın:

Reklam

Bu ülkede neden görüntü halktan daha kıymetli? İşte bütün mesele bu.

Biz yoksulluğu değil, yoksulluğun fotoğrafını düzeltiyoruz.

Vicdanı değil, vitrini parlatıyoruz.

Hayatı değil, dekoru yeniliyoruz.

Sonra da büyük bir ciddiyetle kendimizi tebrik ediyoruz:

Reklam

Her şey yolunda. Saraylar ışıl ışıl. Paravanlar sağlam. Halk meşgul. Sosyal medya öfkeli.Vicdan geçici olarak sessizde. Yani anlayacağınız, memleket yönetilmiyor; kusursuz bir sahne düzeni kuruluyor.

Dekorun arkasında ne olduğunu soranlara da her zamanki cevabı veriyoruz:

“Şimdi sırası mı?”

Okumaya Devam Et

Yazarlar

NATO firik ROTA enginar…

Yayınlandı

Tarih

Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.

İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.

Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.

Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.

Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.

Reklam

Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.

Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.

Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.

İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.

Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.

Reklam

Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.

Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.

Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.

Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.

Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi

Reklam

Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.

Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.

Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.

O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.

Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.

Reklam

Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.

Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.

Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.

Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yazarlar

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

Yayınlandı

Tarih

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.

Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.

Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Ben ona çok değer verdim.”

Reklam

Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:

“Peki, o senin değerini korudu mu?”

Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.

Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.

Reklam

Ve unutmayın…

Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.

Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.

Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.

Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.

Reklam

Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.

Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.