Bizi Takip Edin

Genel

Boş Sadak…

yazar

Yayınlandı

Tarih

Avukat Yusuf Akın Yazdı: Boş Sadak

Kıvrımlı yaylı çalgılar topluluğu, birazı düdüklü.

Ateşli dil destanları, kurtuluş martavalları yüklü.

Başı çeken şef av olmuş, sermayelerin oğluna.

Posttan hallice,saman dolu suretler sağ koluna.

Reklam

Geviş getiriyor yıllar uzayıp giderken, belirsizlik.

Kurulan cümleler buradan gobiye yol,tam sizlik.

Yetmiş yol çıkar adalete, onlarda paraya tamah.

Yazları kurak ve sıcak, kışları buz ayaz ah ki ah.

Asalak sürüsü topluca seyahat halinde, azgın.

Reklam

Gösterge farklı, mizaç aynı sayıyor, halk kızgın.

Nasıl ürediği bilinmeyen türün tez kuluçkaları.

Bataklıkta mukim, hak hukuk bilmeyen larvaları.

Üşüşmüşler tüm insanlığa ve doğaya, melunlar.

Boş lakırdıların kof propagandacısı, boş bunlar.

Reklam

Karaya yazmış bir yazıya inandırılmış insanlık.

Hakikat iğnedir, medyada arama, ora samanlık.

Altın yaldızlı paslı boruyu öttüren olur tetanoz.

Beyinleri kütük gibi,bilgi çaksan girmez abanoz.

Aynı teraneleri tekrarla açılmaz hakikate bir yol.

Reklam

Boş beygiri çekmek nafile nasipsiz kalır iki kol.

Bunca söz, bunca söylev tam bir katmerli yalan.

İmar gönülden doğar, hırsla dolu hal, tam talan.

Sadağınız içi boş, sırtta kibir, benlik dolu heybe.

Adalet işlemiş bir ruh, kötülüğe çalacak galebe.

Reklam
whatsapp-image-2026-07-29-at-07-05-57-2.jpeg
whatsapp-image-2026-07-29-at-07-05-57-1.jpeg
whatsapp-image-2026-07-29-at-07-05-57.jpeg
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Herkes Haklı, Herkes Masum, Kimse Sorumlu Değil

Yayınlandı

Tarih

Herkes Haklı, Herkes Masum, Kimse Sorumlu Değil

Bu ülkede kimle konuşsanız haklıdır. Biraz dinlerseniz masumdur da. Biraz daha sabrederseniz sorumluluğun aslında başkasına ait olduğunu da öğrenirsiniz. Bu kadar haklı ve masum insanın yaşadığı bir yerde işlerin neden bu kadar ters gittiği ise hâlâ açıklanabilmiş değil. Belki de mesele tam olarak budur.
Haklılık, artık bir sonuç değil; bir ön kabuldür. İnsanlar ne yaşandığını değil, neden haklı olduklarını anlatır. Tartışmalar gerçeğe ulaşmak için değil, pozisyon korumak içindir. Haklıysan dinlemen gerekmez. Haklıysan şüphe etmen gerekmez. Haklıysan zaten suçsuzsundur.
Masumiyet de bu haklılığın doğal devamıdır. Kimse bilerek yapmamıştır, kimse isteyerek kırmamıştır, kimse farkında değildir. Her şey “niyetsizce” olmuştur. Hayat, nedense sürekli kimsenin sorumluluğunu almadan ilerleyen olaylarla doludur. Yanlışlar vardır ama irade yoktur. Sonuçlar ağırdır ama eller temizdir.
Sorumluluk ise bu anlatının dışında tutulur. Çünkü sorumluluk, hikâyeyi bozar. Sorumluluk, insanın kendine anlattığı masumiyet masalına çomak sokar. Yanlışın varlığını kabul etmek yetmez; o yanlışta kendi payını görmek gerekir. Bu da pek tercih edilmez.
O yüzden sorumluluk hep ertelenir. Şartlar uygun değildir. Zamanlama kötüdür. Önce başkaları başlamalıdır. Sorumluluk, herkesin kabul ettiği ama kimsenin üzerine almadığı ortak bir yüktür. Yerde durur, büyür, ağırlaşır. Sonra herkes bu ağırlıktan şikâyet eder.
İronik olan şudur:
Haklılık rahatlatır ama düzeltmez.
Masumiyet aklar ama iyileştirmez.
Sorumluluk ise can yakar ama dönüştürür.
Biz ilk ikisini seçip üçüncüsünden kaçtıkça, düzen tam da bu hâliyle kalır. Herkes haklı olduğu için kimse öğrenmez. Herkes masum olduğu için kimse yüzleşmez. Kimse sorumlu olmadığı için hiçbir şey değişmez.
Bu yüzden tartışmalar çoğalır ama ilerleme olmaz. Tepkiler büyür ama dönüşüm gelmez. Gürültü artar ama anlam derinleşmez. Herkes konuşur, kimse dinlemez. Çünkü dinlemek, ihtimal barındırır. O ihtimal de insanın kendisiyle ilgili rahatsız edici bir gerçeğe açılabilir.
Belki de artık soruyu başka türlü sormak gerekiyor.
“Haklı mıyım?” değil.
“Masum muyum?” da değil.
Belki de asıl soru şu olmalı:
Bu tabloda benim payım ne?
Çünkü sorumluluk, kimsenin üzerine almak istemediği bir yük değil. Herkesin sırtında zaten taşıdığı ama yere bırakmaya çalıştığı bir gerçektir. Yere bırakılan her sorumluluk, zamanla ortak bir ağırlığa dönüşür. Sonra o ağırlığın altında kalınca hep birlikte şikâyet ederiz.

Bu kadar haklı, bu kadar masum, bu kadar sorumsuz kalabalıkların kurduğu düzenler genelde şaşırtıcı olmaz.
Sadece yavaş yavaş ağırlaşır.
Ve en sonunda herkes şunu söyler:
“Bu hâle nasıl geldik?”
Cevap da genelde en rahatsız edici olanıdır:
Adım adım. Hep birlikte. Sorumluluğu üzerimize almadan..

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.