TBMM (AA) - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 'Karşılaştığımız vakalar, suça sürüklenmenin çoğu kez anlık bir kararla değil, birikerek büyüyen bir risk zinciriyle oluştuğunu bizlere gösteriyor. Bu zincirin ilk halkasında sıklıkla okuldan kopma var.' dedi.

Antalya'nın Kumluca ilçesinde ev ve seraları su bastı
Antalya'nın Kumluca ilçesinde ev ve seraları su bastı
İçeriği Görüntüle

Göktaş, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplanan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunda sunum yaparak, Bakanlığının çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Son dönemde herkesi derinden etkileyen olaylara şahitlik edildiğini belirten Göktaş, yaşananların suça sürüklenen çocuklar konusunun tüm boyutlarıyla tekrar ele alınmasını gerektirdiğini vurguladı.

Mattia Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan'ın hayatını kaybettiğini anımsatan Göktaş, ilk günden itibaren ailelerin yanında olduklarını, adli süreçleri takip ettiklerini bildirdi.

​​​​​​​Adalet beklentisi ile çocuk koruma yaklaşımının birbirinin alternatifi olmadığına dikkati çeken Göktaş, suça sürüklenen çocuğu suça iten zinciri kırmanın da toplum güvenliğinin kalıcı şartları arasında yer aldığını belirtti.

Göktaş, Bakanlık olarak mağdurun çocuk olduğu vakalarda davaya katılmanın, mağdur çocuğun yaşam hakkı başta olmak üzere tüm haklarını koruma sorumluluğundan kaynaklandığını ifade ederek, şunları kaydetti:

'Karşılaştığımız vakalar, suça sürüklenmenin çoğu kez anlık bir kararla değil, birikerek büyüyen bir risk zinciriyle oluştuğunu bizlere gösteriyor. Bu zincirin ilk halkasında sıklıkla okuldan kopma var. Devamsızlık, disiplin sorunları, akran zorbalığına karışma ya da zorbalığa maruz kalma, okul çevresinde riskli gruplarla temas, hepsi erken uyarı niteliği taşıyor. İkinci halkada sağlıksız aile içi dinamiklerini görüyoruz. İhmal, şiddet, bağımlılık, parçalanmış aile dinamikleri veya bakım yükünün artması, çocuğu dış dünyadaki tehlikelere karşı korumasız bırakabiliyor.'

Risk zincirlerinin üçüncü halkasında sokak ve akran çevresinin bulunduğunu söyleyen Göktaş, gruba ait olma ihtiyacının, kolay para vaadinin, suç örgütlerinin etkisinin, silah taşımaya özendirme ve normalleşen şiddet dilinin yayılmasının bu riski büyüttüğünü vurguladı.

Göktaş, 'Dördüncü halkada medya ve dijital alan bulunuyor. Dijital zorbalık, suça teşvik, riskli içerik, çevrimiçi istismar ve suç gruplarının çocuklara erişimi, bugün suça sürüklenme zincirinin önemli bir parçasıdır.' şeklinde konuştu.

- 'Şiddet çıkaran karakterler ön plana çıkarılmış oluyor'

Şiddeti yücelten içeriklerin, linç kültürünün, suçun özendirildiği paylaşımların ve çevrim içi meydan okuma pratiklerinin saldırgan davranışı tetiklediğini ifade eden Göktaş, dizilerde ve dijital oyunlarda tekrar eden 'güç-şiddet' anlatısının, çocukların kahramanlık, aidiyet ve statü arayışını yanlış rol modeller üzerinden şekillendirdiğinin altını çizdi.

Göktaş, 'Özellikle mafya dizilerindeki suçun ve şiddetin ana karakter aracılığıyla normalleştirildiği ve hatta özendirildiği hikayelerin etkisini göz ardı edemeyiz. Medya ve sosyal medya algoritmaları ise bu içerikleri daha görünür kılarak normalleştiriyor, riskli gruplara yönelimi hızlandırabiliyor.' ifadelerini kullandı.

Geçen yıl Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayları düzenlediklerini hatırlatan Bakan Göktaş, bu çalıştayların önemli veriler sunduğunu dile getirdi.

Çalıştayların, ​​​​​​​dijital dünyanın aile yapısı üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Göktaş, şöyle devam etti:

'Çocuklara, 'Oyunları oynarken hangi karakterleri seçiyorsun?' diye sorduğumuzda, özellikle daha güçlü, daha karanlık ve bütün silahları kullanabilen karakterleri seçiyorum cevabını aldık. Çünkü bu karakterlerin kendilerine cesaret verdiğini, özgüven verdiğini söylüyorlar. Böylece şiddet çıkaran karakterler ön plana çıkarılmış oluyor. Diğer yandan çocuklar sosyal ilişkilerinde zayıflama ve sosyal izolasyon yaşadıklarını belirtiyorlar.'

(Sürecek)

Kaynak: AA