İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'Terörün kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı yerde siyasetin, demokrasinin alanı genişler, yatırım ortamı iyileşir, kalkınma hızlanır. İnşallah bunu başaracağız.' dedi.
Yılmaz, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi etkinlik alanında düzenlenen, 6. Adıyaman Tanıtım Günleri'nin açılış programına katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Adıyaman'ın depremden en fazla etkilenen illerden biri olduğunu belirterek, gideni geri getirmenin mümkün olmadığını ama kalanların sorunlarını çözmek için gece gündüz yoğun bir mesai harcadıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı liderliği ve hükümetin en temel öncelik olarak bu konuyu ortaya koymasıyla bugün çok farklı bir noktaya gelindiğini kaydeden Yılmaz, Hatay'da düzenlenen törenle 455 bininci konutun hak sahibine teslim edildiğini, dünyada bunun bir başka örneğinin bulunmadığını vurguladı.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından bölgeyi gezdiğini, bu kapsamda Adıyaman'a da gittiğini anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Deprem sonrası manzaraları gayet iyi hatırlıyorum. Bırakın yüz binlerce konutu inşa edip hak sahibine teslim etmeyi, o tarihlerde 'Bu enkaz 1-2 seneye kalkmaz' diyorlardı. Bunu yaşayanlar hatırlıyordur herhalde. Bu süreçte enkazlar kaldırıldı, hak sahipleri belirlendi, mahkeme süreçleri yürüdü, yeni araziler tayin edildi, projelendirmeler yapıldı ve neredeyse 2,5 yıl gibi bir sürede bu kadar yüz binlerce konut inşa edildi.
Dünyanın en büyük şantiyesi şu anda bizim deprem bölgemiz ve bu başarı hepimizin, 86 milyonun. Türkiye bunu başardı. Çok şükür 90 milyar dolar civarında bir para harcadık bu işe. En gelişmiş dediğimiz ekonomileri bile etkileyebilecek bir miktar. Sadece konutlar mı yaptık? Hayır. Hastaneler, okullar, şehir altyapıları, yollar, tüneller, organize sanayi bölgeleri. Bir bölge yeniden inşa edildi. Konut işin sadece bir parçası. Bütün altyapısıyla şehirlerimizi yeniden inşa ettik.'
- 'O deprem acısını gayet iyi biliyorum'
Yılmaz, bu yatırımlarla beraber Adıyaman'ın ve deprem bölgesinin geleceğe daha güvenceli, daha dirençli bir şekilde hazırlanmış olduğunu belirterek, 'Güçlü bir hükümet, istikrarlı bir yönetimin bu işlerde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Bunun da altını çizmek isterim. Ben de Bingöllü bir kardeşiniz olarak Bingöl de deprem ili biliyorsunuz, 1970'lerde deprem yaşadık, 2003'te yaşadık. Bizzat ben de depremde çocukken yıkılmış bir evden çıktım. Dolayısıyla o deprem acısını gayet iyi biliyorum.' ifadesini kullandı.
İstanbul'da kamu olarak uzun yıllardır kamu binalarını dönüştürdüklerini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
'Depremde de çok şükür şunu gördük, TOKİ konutlarında, deprem bölgesi genelinde yanlış hatırlamıyorsam 100 bin civarında önceden yapılmış TOKİ konutumuz vardı, bir tek can kaybı yaşanmadı buralarda. Geçmişte eskiden kamu binaları yıkılırdı, özeller ayakta kalırdı, genelde öyle bir eleştiri olurdu. Son depremde kamunun çok daha iyi bir imtihan verdiğini gördük. TOKİ hakikaten kendini bir anlamda ispat etmiş oldu. Ve şu an yaptıklarımızla, kentsel dönüşümle, sosyal konut projelerimizle ülkemizi geleceğe çok daha güçlü bir şekilde hazırlıyoruz.
Depremin yaralarını sarıp normalleşme sürecini bir an önce tamamlamamız gerekiyor. 2026 yılında da 600 milyardan fazla parayı deprem ve depreme hazırlık konularına tahsis etmiş durumdayız bütçemizde. İnşallah bu yıl artık toparlanmış olacak deprem meselesi. Geriye kalan ufak tefek eksikler kolaylıkla hallolur diye inanıyorum.'
- 'Bizim tarihimizde ırkçılık yok, bir arada yaşama kültürü var'
'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin konuşan Yılmaz, şunları kaydetti:
'Bu konuda aslında en öncü illerimizden biri Adıyaman. Lafla değil, ideolojilerle değil, yaşayarak bunu ortaya koyan bir ilimiz. Türk'üyle, Kürt'üyle, Zaza'sıyla, Alevi'siyle, Sünni'siyle, Müslüman'ıyla, gayrimüslimiyle insanları bir arada yaşatma kültürü çok önemli. Biz şuna inanıyoruz, İnsanoğlu eşrefi mahlukattır. Cenabıallah'ın yarattığı en şerefli varlıktır ve Cenabıallah nasıl ki bitkileri, tabiatı çeşit çeşit yaratmışsa insanları da öyle yaratmış. Bunları bir üstünlük, alçaklık meselesi olarak gördüğümüz zaman çatışmalara da kapı aralamış oluruz. Bir zenginlik olarak gördüğümüz zaman, birbirimizi tanıma vesilesi, birbirimizi zenginleştirme vesilesi olarak gördüğümüz zaman ise bunlar bizim değerimiz olur.
Bizim ecdadımız bunu başarmış. Selçuklu da başarmış, Osmanlı da başarmış. Bizim tarihimizde ırkçılık yok, bir arada yaşama kültürü var. Bizim tarihimiz bu anlamda hakikaten iftihar edeceğimiz bir tarih. Ecdadımız yüzyıllarca Müslüman, gayrimüslim bir arada yaşamış. Kiliseleri tahrip etmemiş, başka dinlere dokunmamış, bir arada yaşatmış bunları. Aynı şeyi Batı için söyleyemeyiz. Batı'da uzun yıllar tek tipleştirici bir anlayış hakim oldu. İspanya'da örnek olarak 700 senelik bir İslam medeniyeti yaşandı, sonra adeta kökü kazındı bu medeniyetin. Şu anda biraz daha modern, 21. yüzyılda işte demokrasi, insan hakları bir miktar bu farklılıkları tolere etmeye başladılar. Ama bizim tarihimizde bu var. Biz bu özelliklerimizi biraz unuttuk belki. Şimdi yeniden kendi medeniyetimizin değerlerini hatırlama zamanı.'
- 'Artık terörün gölgesi kalkınmamızı, demokrasimizi olumsuz etkilememeli'
Yılmaz, bir taraftan da eşit vatandaşlık temelinde hukuk devleti ve demokrasi zemininin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şu görüşleri paylaştı:
'Bunun için de silahların gölgesinden siyasetin uzaklaşması lazım. Artık terörün gölgesi kalkınmamızı, demokrasimizi olumsuz etkilememeli. Güvenliğin olmadığı yerde, terörün olduğu yerde ne demokrasi olur ne kalkınma olur. Bunu bir defa görmemiz lazım. Terörün kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı yerde ise siyasetin, demokrasinin alanı genişler, yatırım ortamı iyileşir, kalkınma hızlanır. İnşallah bunu başaracağız. Cumhurbaşkanımız Türkiye Yüzyılı diyor, bir vizyon koydu ortaya. Bu vizyonun en önemli sütunlarından biri, Türkiye Yüzyılı'nın huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olması meselesi. Diğer yandan bölgemizdeki emperyalist birtakım tuzakları, birtakım tasarımları da hep birlikte görüyoruz. Dünyanın gidişatını da görüyoruz. Uluslararası hukukun zayıfladığı, kurumların, kuralların zayıfladığı bir dönemdeyiz. Tabiri caizse gücü gücüne yetene gibi bir hava var dünyada. Güç siyasetinin ön plana çıktığı bir hava var. Ve bunlar ne Türk'ü seviyorlar, ne Kürt'ü seviyorlar, ne Alevi'yi, ne Sünni'yi. Kendi çıkarları için her türlü hukuku çiğneyebilecek durumdalar.
Dolayısıyla biz Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi iç cephemizi güçlendirmeliyiz. Bu emperyalist tuzaklara, tasarımlara karşı birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Vatanımıza, devletimize, milletimize hep birlikte sahip çıkmalıyız, kenetlenmeliyiz. Büyük resmi görmezsek, ufak tefek işlere takılırsak bu işler olmaz. Büyük resmi göreceğiz, birliğimizi, kardeşliğimizi kuvvetlendireceğiz. Sadece Türkiye'de değil, bütün bölgemizde huzuru, refahı, kalkınmayı artıracağız. Başka türlü bu dünyada hiç kimsenin hayatta kalma şansı yok.'
- 'Partilerin bu meselede bir ortak zemin oluşturmaları çok kıymetli'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonu ve liderliğiyle, Cumhur İttifakı olarak sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle konuştu:
'Meclisimize de teşekkür ediyoruz. Meclisimiz de bir komisyon oluşturdu biliyorsunuz. Orada bir grup hariç bütün gruplar komisyona geldiler, katkı verdiler. Her birine teşekkür ediyoruz. Bu önemli bir mesele. Sadece bir partiyle olacak bir iş değil. Herkesin katkı sunması lazım. Milletimiz de bunu takip ediyor. Kimin ne yaptığını, nasıl durduğunu, nasıl tavır gösterdiğini, nasıl refleksler gösterdiğini milletimiz çok yakından takip ediyor. Dolayısıyla bugüne kadar bu komisyonun çok değerli bir çalışma yaptığını ifade etmek isterim. Partilerin farklı fikirleri, farklı görüşleri olabilir ama bu meselede bir ortak zemin oluşturmaları çok kıymetli. İnşallah böyle de devam eder. Bunu da temenni ediyoruz.
Şu anda partiler raporlarını verdiler. Komisyonda ortak bir rapor çalışılıyor. Onu da inşallah en kısa sürede tamamlarlar. Bu komisyonun hedefi belli, silahların bırakılması, kurucusu tarafından tasfiye edilme çağrısı yapılmış, kendisi de 'ben kendimi tasfiye ediyorum' demiş bir örgütün tasfiye olması ve ondan sonra da oluşan yeni atmosferde demokrasimizin, kalkınmamızın çok daha ileri seviyelere taşınması. Bu perspektifle hareket ediyoruz ve Allah'ın izniyle bunu da başaracağız. Bu ülkenin medeniyet birikiminde de bu var, devlet aklında, birikiminde de bu var.'
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve beraberindekiler, etkinlik alanındaki Adıyaman Valiliği stantını ziyaret etti.





