İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA AKGÜN - Şair, yazar ve senarist Güven Adıgüzel, klasik arabesk müziğin Z kuşağı tarafından da dinlenmesine ilişkin, 'Bu türün dürüstçe konuşan bir dile sahip, gerçek duyguları olan, dinleyene insan olduğunu unutturmayan, suçlamayan, dertleşen, çözüm için meydan savaşlarına çağırmadığı gibi oturup beklemenin masumiyetini yücelten bir müzik olduğunu hatırlayabiliriz.' dedi.
'İyileşmenin Tarihi ya da', 'Huzursuz Evler Atlası: Yazarların Şehirlerine Yolculuk', 'Kadraj Hataları' ve 'Kararsızlar Dağıtıldıktan Sonra'nın da aralarında olduğu birçok kitap kaleme alan Adıgüzel, Anadolu Ajansının (AA) 'Dünden Bugüne Arabesk' isimli dosya haberinin dördüncü bölümünde, arabesk müziğin serüvenine dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Adıgüzel, arabesk müziğinin ortaya çıkışına dair 'devlet eliyle zor kullanılarak doğmuş bir çocuk' benzetmesinde bulunarak, 'Doğduğu, yeşerdiği boşluk aşağı yukarı belli, döneminin Türkiyesi ve elbette modernleşme maceramız... O zemin bugün yok. Bugünün dertleri başka, acıları da öyle. Hatta acıyı alımlama biçimleri de başka. Ama arabesk yaşıyor. Her şeye rağmen duygu, anlam ve gerçeklik arıyoruz galiba. Arabeskin en doğal tanımı da bu.' diye konuştu.
Türkiye'de arabesk olarak adlandırılan müzik türünün hikayesinin 1960'larla 2000'ler arasındaki 40 yılı kapsadığına işaret eden Adıgüzel, 'Ülkemizin geçirdiği dönüşümler üzerinden baktığımızda, bahse konu bu 40 yılın, hatırı sayılır bir sertliğe sahip olduğunu görürüz. Tabii bizi 1960'lardaki fırtınaya ulaştıran bazı kırılma noktalarını da unutmazsak fotoğrafın tamamını daha iyi anlayabiliriz.' ifadelerini kullandı.
- 'Hayatı kavrayışımızla dinlediğimiz müzikler birbirini tamamlıyor.'
Güven Adıgüzel, arabesk müziğin çıkış hikayesine değinerek, şunları anlattı:
'1926'da klasik Türk müziği eğitiminin kaldırılması ve ardından 1 Kasım 1934'teki Türkçe müzik yasağı, iki önemli tarih. Türkçe müzik yasağı sonrasında 'kulağımıza göre' bir müzik ararken yolumuzun Kahire Radyosu'na düşmesi, zaten yakın olduğumuz bir türü kulaklarımızda pişirmeye azmedecekti. Takip eden yıllarda Muhammed Abdülvahhab'ın şarkılarıyla coşturduğu 'Damua'l-hub' (Aşkın Gözyaşları) filmiyle başlayan, 1936'dan 1948'e kadar süren, sinema salonlarındaki Mısır filmleri furyasıyla iyice kıvama gelen sosyolojik zemin artık gelen fırtınaya fazlasıyla hazırdı.
Hazır zeminin üzerine eklemlenen, köyden kente göç, bunalımlı yıllar, siyasi istikrarsızlık, büyükşehre uyumsuzluk gibi birçok başka anlamın yoğurduğu karma bir hamurdan söz ediyoruz. Fırını da konuşabiliriz ama hamur 30 yıl süreyle 1960'lara gelene kadar yavaş yavaş böyle yoğruldu. Fırın safhasında ise Hafız Burhan, Haydar Tatlıyay ve Ahmet Sezgin gibi isimlerle başlayıp, onlarca ikon isim çıkaran ve hala anlamını koruyan fenomen bir müzik türünden bahsediyoruz. Ana hikayenin dışına çıkarsak da evet kederli bir toplumuz. Hayatı kavrayışımızla dinlediğimiz müzikler birbirini tamamlıyor. 'Acı'yı seviyoruz' demek abartılı olabilir ama duygusal tepkilerimizi fena halde karşılıyor ve özenle göğsünde yumuşatıyor arabeskler.'
- 'Gürses'in hikayesi, arabeskin dönüşümünden bağımsız okunamaz'
Müslüm Gürses'in arabesk müziği serüveni içerisinde en güçlü figürlerden biri olduğunu söyleyen Adıgüzel, 'Gürses'in hikayesi çok bireysel olmakla birlikte arabeskin dönüşümünden de bağımsız okunamaz. Çünkü arabesk, en güçlü figürü üzerinden başkalaşmıştı. Aslında bu dönüşümü Gürses başlatmadı, sadece ayak uydurdu ve çağa uyum sağladı. Anlattılar, ikna ettiler, onun da hoşuna gitti ve hiç söylemeyeceği şarkıları söyledi.' dedi.
Yazar Adıgüzel, Gürses'in hayatında kırılma noktalarını temsil eden 6 albüm olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
'Sevda Yüklü Kervanlar (1969) ilk önemli çıkış yaptığı albümdür mesela. Onu daha 27 yaşındayken 'Baba' yapan albüm ise 1980'de yayınlanan 'Esrarlı Gözler'. Burhan Bayar'ın büyük emekleriyle hazırlanan, ilk döneminin erken zirvesi, en baba klasik albümü 1986 tarihli 'Küskünüm', müzikal anlamda ilk kırılmayı yaşadığı ve başka sulara açıldığı albüm 2001 çıkışlı 'Dünya Yalan'. Yaptığı son klasik türdeki arabesk albüm 2004'deki 'Uyanma Zamanı' ve yeni döneminin en unutulmaz albümü, 2006 tarihli 'Aşk Tesadüfleri Sever'. Bu altı albümün yanına kendi hayatıma derinlemesine nüfuz etmiş 1997 tarihli 'Nerelerdesin' albümünü de ekliyorum.'
Gürses'in arabeskteki yeni hikayesini 2001 çıkışlı 'Dünya Yalan' albümünün başlattığını söyleyen Adıgüzel, 'Nihayetinde Alevi deyişleri, klasik Türk Musikileri, nefesler, türküler okuyan bir sesten bahsediyoruz. Pop-rock türündeki eserleri icra ederken de kendini değiştirmedi, şarkıları Müslümleştirdi. Yani arabeskin dönüşümünde kesinlikle etkisi olmuştur ama hikayesi daha kişiseldir. Ferdi Tayfur da özellikle 'Fadime'nin Düğünü' şarkısıyla, sanırım bu meseleler üzerinden konuşmaya, analiz yapmaya daha uygun bir örnektir.' değerlendirmesini yaptı.
- 'Şehirli insana teselli yine arabeskten geliyor'
Yazar Adıgüzel, arabeskin şehirlerin içinde nam salan mekansal ve ruhsal gettolarda halen geçmişteki hikayenin bir parçası olmayı sürdürdüğünü belirterek, 'Müzikal anlamda rap, pop, trap, rock gibi türler, arabeskle etkileşim içinde karma formda yol alıyor. Bu türlerin aynı büyük denize dökülen nehirleri temsil ettiklerini bile söyleyebiliriz. Göç değişiyor ama başka göçlerle boğuşan şehirli insana teselli yine arabeskten ve modern arabeskten geliyor.' diye konuştu.
Arabeskin protest, yerli ve tepkisel bir karşı çıkış olduğuna vurgu yapan Adıgüzel, 'Arabesk, halka aittir ve gerçek bir müziktir. Toplumsal merhem ihtiyacı, iç-göç hüznü, dilsiz yaraların hal arayışı, politikleşememiş geniş kitlelere çığlık olması ve duygusal kırılmaları yansıtmasıyla her evresinde çok sert bir gerçeklik barındırdığı kanısındayım. Fazıl Say'ın ya da Zülfü Livaneli'nin anlayamayacağı türden sert bir gerçeklik.' ifadelerini kullandı.
Adıgüzel, Z kuşağının klasik arabesk yorumcularına büyük ilgi göstermesine de değinerek, şu bilgileri verdi:
'Z kuşağının arabeskle kurduğu ilişkiyi tanımlarken, bu türün dürüstçe konuşan bir dile sahip, gerçek duyguları olan, dinleyene insan olduğunu unutturmayan, suçlamayan, dertleşen, çözüm için meydan savaşlarına çağırmadığı gibi, oturup beklemenin masumiyetini yücelten bir müzik olduğunu ve uzun zamandır buralarda dolaştığını hatırlayabiliriz. Üstelik 1970'lerdeki gibi kamusal acının bayraktarı değil, arabesk artık iyileştirmeyen yüzyılların 21'incisinde, tek kişilik sakin sızlanmaların sesidir. Bahsettiğimiz kitle, hiç durmadan ruhlarına saldıran kendi gerçekliğini kaybetmiş dünyaya karşı, arabeskin duyguların gerçekliğini anlatan haline, imajına yakınlık duyabiliyor. Teselli aramıyorlar ama müzik yoluyla modern terapi alıyorlar.'
- 'Gençler iyi müzikten anlıyor'
Arabeskin artık revaçtaki müzik türleriyle etkileşime girip, bulduğu yeni bedenlerde yaşayarak dinleyicilerde karşılık bulmasını normal bulduğunu dile getiren Adıgüzel, şöyle devam etti:
'Arabeskin ölümsüz ruhunu zaten yakından tanıyoruz. Modern arabeskler yani Semicenkler de anlaşılabilir ama artık hayatta olmayan klasik saf arabesk yorumcularının keşfedilerek Z kuşağı tarafından baş tacı edilmesi izaha gerçekten muhtaç. Müslüm Gürses'in Spotify aylık dinleyici sayısı mesela 5 milyon. YouTube'da 'Seni Yazdım Kalbime' şarkısı 300 milyona yakın dinlenmiş. Azer Bülbül gibi isimler de benzer sayısal verilere sahip.'
Yazar ve şair Adıgüzel, resmi raporlara göre Z kuşağının en çok arabesk müzik dinlediğini aktararak, 'Klasik arabeskin en saf haliyle var olmayı sürdürmesini, onlara büyük anlatılardan bahsetmeyen, dünyayı güzellemeyen, aşk acısıyla kahrolmayı değilse bile aşkın değerli olduğunu söyleyen, saf, gerçek, anlamlı bir müziğe gösterilen teveccüh olarak yorumluyorum. Dünya çapında bir yorumcu olarak Müslüm Gürses'e gösterilen teveccüh özelinde ise bu gençlerin kesinlikle iyi müzikten anladıklarını düşünüyorum.' dedi.
Arabesk müziği yapay zeka ile taklit etmenin mümkün olduğuna işaret eden Adıgüzel, 'Ama yapay zeka neler yapabilir tam kestiremiyorum. Arabeskin bize söylediği şarkının içinde yaşadığını düşündürten o kanlı, canlı yorumcunun en önemli özelliği sesini oluşturan koşullardan doğmuş olmasıydı zaten. Tek tuşla oluşturulmuş ses dosyasını değil, hikayesi olan insanı dinleme arzusunun arabesk özelinde bastırılabileceğini sanmıyorum. Ne olacağını zaman gösterecek.' değerlendirmesini yaptı.




