İSTANBUL (AA) - Enstitü Sosyalin 'İlkokul Çocuklarının Söz Varlığı Projesi' kapsamında geliştirilen 'Söz Varlığı Dijital Platformu' düzenlenen programla kamuoyuna duyuruldu.
6-10 yaş aralığındaki çocukların dil kullanımını çok boyutlu veri kaynakları üzerinden analiz eden proje kapsamında, Enstitü Sosyalde düzenlenen tanıtımda platforma ilişkin video izletildi.
Ardından Enstitü Sosyal Eğitim Araştırmacısı Dr. Özlem Turan moderatörlüğünde, Boğaziçi Üniversitesi Dilbilimi Bölümünden Dr. Ümit Atlamaz, İstanbul Üniversitesi Dilbilimi Bölümünden Doç. Dr. Mehmet Gürlek, platformun nasıl kullanıldığı, amaçları ve faydalarına ilişkin panel düzenledi.
Turan, burada yaptığı konuşmada, çalışmanın 5 ana kaynaktan beslendiğini belirterek, bunların çocuk edebiyatı ürünleri, 1-2-3-4. sınıf MEB ders kitapları, sahada alınan görüşme formları, TÜBİTAK Bilim Çocuk Dergisi sayıları ve dijital içerikler olduğunu söyledi.
Yapılan taramanın sonunda 10 milyonluk sözcük havuzuna ulaştıklarını aktaran Turan, 'Bundan 15 bin kadar farklı tekil sözcük ve deyim tespit ettik. Bunların her birinin sıklığını keşfettik, yani kaç defa geçtiğini. Her birini bir kavram alanının altında sınıflandırmaya başladık. Mesela 'eğitim' kavramı altında 'okul' gibi. Bunu bir dijital platform haline getirdik. Bu herkese açık olacak, faydalanılabilecek. İlerleyen zamanlarda indirme butonu da olacak. Özellikle yayın evleri, eğitimciler için faydalı olacağını düşünüyoruz. Çocuklarla ilgili içerik üretecek olanların işine yarayacağını düşünüyoruz.' dedi.
- 'Zengin söz varlığına sahip çocuk empati kurabiliyor'
Doç. Dr. Gürlek, sahada yapılan çalışmalarda eğitim bölgelerinde öğrencilerle görüşme formları yaptıklarını anlattı.
Öğrencilere tema ağırlıklı sorular sorduklarını dile getiren Gürlek, 'Çocukta söz varlığının zengin olması çok fazla sözcük biliyor olması değildir. Eğer çocuk, duygu durumuna, kendini ifade etmesine, anlamasına katkı sağlıyorsa o zaman söz varlığı kıymetli ve zengin oluyor. Zengin söz varlığına sahip çocuk empati kurabiliyor. Sahada gördüğümüz şey yaşayan Türkçeyle ilgili son derece kıymetli veriler. Belirli periyotlarla 'Dilimize hangi sözcükler gidiyor, hangileri çıkıyor?' diye bunu güncelleyeceğiz.' diye konuştu.
Dr. Ümit Atlamaz, 'manuel' olarak tek tek kitapları incelediğini kaydetti.
Kitapların içinde Arapçanın, Çincenin yanı sıra bazen de bozuk karakterlerle karşılaştıklarını anlatan Atlamaz, 'Bunları temizledik. Ardından elimize gerçekten metin olduğuna inandığımız sözcükleri sınıflandırdık, isim, eylem, sıfat gibi. 10 milyon sözcüğü tek tek sınıflandırmaya kalksak yıllar alacaktı. Bu yüzden de yapay zeka modelleri kullandık. Sözcükleri alıp farklı kavram alanlarına ayırmaya başladık. 'Çocuklar acaba hangi kavramlara ilişkin sözcükleri daha çok biliyor?' bunlara baktık. Oldukça kaliteli son derece dikkatli çalıştığımız bir çalışma oldu.' değerlendirmesini yaptı.
Analizler sonucunda farklı bulgular elde ettiklerine dikkati çeken Atlamaz, kitapların çocukların sözcük dağarcığına nasıl katkı sunabildiğini araştırdıklarını ifade etti.
- 'Atık ve geri dönüşümle alakalı sözcük yok'
Atlamaz, ders kitaplarına baktıklarında yüzde 52 oranında sözcük çeşitliliği gördüklerini kaydederek, şu bilgileri verdi:
'Ders kitapları ne kadar şahane olursa olsun çocuklarımızın sözcük dağarcığını geliştirmek için başka yollar bulmamız gerekiyor. Bu birinci gözlemimiz. Yayınevlerinden gelen kitapların sözcük çeşitliliğinin de yüksek olduğunu gördük. Bu da bize çocuklara kitap okumanın ne kadar kıymetli olduğunu tekrar gösterdi. Atık ve geri dönüşümle alakalı sözcük yok. Bu noktada demek ki kitaplarımızda eksiğimiz var. Sevgiyle ilgili sözcükler 22 bin defa ama şiddetle alakalı sözcükler 20 bin defa karşımıza çıkıyor maalesef. Bizim çocuklar için hazırladığımız içeriklerde 'silah' ve 'öldürmek' sözcüğünün bu kadar çok çıkması beni yaraladı. Hangi sözcükler en az en çok kullanıyoruz, biz metin hazırlarken çocuklara ne sunalım? Amacımız bu.'
Türkiye'de çocuk diline ilişkin ilk kapsamlı veri tabanı olma niteliğini taşıyan platformun, araştırmacılar, eğitimciler ve ilgili tüm paydaşların erişimine açılması amaçlanıyor.




