ERZURUM (AA) - İLHAMİ ERKILIÇ - Türkiye'nin dört bir yanından toplanan biyolojik örneklerle oluşturulan Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi, bilimsel çalışmalara ve son 3 yılda ağırladığı 30 bini aşkın ziyaretçiyle turizme katkı sağlıyor.

Doğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 60 yılı aşkın sürede toplanan 250 binin üzerinde, 10 bin türden oluşan koleksiyonun özenle muhafaza edildiği müzede, dev mamut, dinozor ve balina replika koleksiyonlarının yanı sıra çok sayıda türden oluşan bitki, böcek, memeli hayvan, sürüngen ve milyonlarca yıl öncesine ait fosiller sergileniyor.

Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi ile işlevini yürüten müzede, 1970'li yıllarda toplanıp özel koruyucu kimyasal içinde muhafaza edilen balık koleksiyonları da yer alıyor.

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu'nun destekleriyle yürütülen yeni çalışmalarda, yurt içinden ve dışından bilim insanlarıyla işbirliği yapılarak Türkiye'nin biyoçeşitliliğinin korunması ve eğitim yoluyla topluma aktarılması hedefleniyor.

- Müze hem turizme hem bilime katkı sunuyor

Son 3 yılda 30 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yapan müze, hem turizme hem de bilime katkı sunuyor.

Merkezin kurucu direktörü Prof. Dr. Levent Gültekin, son 3 yılda 30 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yapan müzenin sadece ziyaret amaçlı değil, eğitim odaklı oluşturulduğunu söyledi.

Tüm eğitim kademelerinden ziyaret edilen müzede paleoçeşitlilik, böcek, bitki, memeli, kuş, sürüngen ve sucul yaşam gibi 7 daimi serginin yer aldığını ifade eden Gültekin, 'Burada çeyrek milyon örnek, biyolojik numuneler ve yaklaşık 10 bin türden oluşan bilimsel koleksiyon var. Buranın statüsü araştırma merkezi, Türkiye'den ve uluslararası arenadan birçok araştırıcı bir araya gelip özellikle Türkiye ve Anadolu'ya odaklı türlerin araştırılması ve korunmasına yönelik çalışıyor.' dedi.

Biyoçeşitliliğin büyük bir kısmını omurgasız hayvanların, bunların içinde de önemli bölümünü böceklerin oluşturduğunu belirten Gültekin, Doğu Anadolu'nun önemli biyocoğrafik bölgelerden biri olduğunu anlattı.

- '150 yıl öncesinden toplanmış örneklerimiz de var'

Gültekin, müzenin biyoçeşitlilik araştırmalarının buluşma noktası olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

'Böcek çeşitliliği anlamında Türkiye'deki en zengin koleksiyona sahibiz. Bitki çeşitliliği anlamında Türkiye florasına ait türlerin üçte birlik kısmı burada. Tabii Atatürk Üniversitesinin 60-70 yıllık geçmişe dayanan koleksiyonları, uluslararası işbirliğiyle örnek değişimi yoluyla 150 yıl öncesinden toplanmış bitki herbaryum örneklerimiz de var.'

Prof. Dr. Gültekin, uluslararası platformlarda da tanınan Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi'nde yurt dışından çok sayıda araştırmacıyla ortak proje yürüttüklerini anlattı.

Rektör Hacımüftüoğlu'nun destekleriyle yeni projelerin hayata geçirildiğini bildiren Gültekin, şunları kaydetti:

'Bulduğumuz numunelerde türlerin pozisyonuna bakıyoruz, tanımlanmamışsa bilime tanıtıp isimlendiriyoruz. Bu türler müzenin envanterinde yer alıyor. Günümüzde en önemli sorunlardan biri canlı türlerinin daha keşfedilmeden yok olmasıdır. Müzeler bu noktada kritik rol üstleniyor. Belki 30-50 yıl sonra bazı türler doğada tamamen kaybolmuş olacak. Ancak müzelerde saklanan numuneler, genetik materyal açısından korunarak gelecekte bilimsel çalışmalara ışık tutacaktır.'

- Öğrenciler müzeyi beğeniyle ziyaret ediyor

Konya'dan gelen veteriner fakültesi öğrencisi Sena Nur Kılıç da yaban ve egzotik hayvanlara ilgisi olduğunu, müzeyi çok beğendiğini dile getirdi.

'2 Aile Arasında' filminin okuma provası yapıldı
'2 Aile Arasında' filminin okuma provası yapıldı
İçeriği Görüntüle

Ziyaretçilerden Berkay Atmacaoğlu ise müzeyi çok beğendiğinden bahsederek, 'Amerika'daki müzeleri de gezdim ama burası çok güzel, birçok hayvanın yapay ve gerçek fosil kemikleri var. Bunlar araştırma için büyük nimet.' diye konuştu.

İlim Macit de veteriner fakültesi öğrencileri olarak gezdikleri müzede yeni böcek ve türlerini öğrendiklerini anlattı.

Kaynak: AA