İSTANBUL (AA) - ÖMER MİRZA ŞEKER - Yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini Muhammed Emre Kaya'nın üstlendiği ve çekimleri tamamlanan 'Fillerin Uykusu' kısa filmi, izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
'Dünyanın en sessiz filmi' temasıyla çekilen, replik veya diyaloğun yer almadığı film, dünyanın savaşları, katliamları sessizlikle izlemesini anlatıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TRT 12 Punto destekli film, 6 farklı mekanda 40'tan fazla oyuncu ile hazırlandı.
AA muhabirine konuşan Muhammed Emre Kaya, filmi yaklaşık bir yıl önce kaleme aldığını belirterek, senaryo danışmanlığını Cannes Film Festivali jürisinden Wim Wenders'in yaptığını söyledi.
- 'Savaş mağduru bir çocukla dünya çocuklarını kıyasladığımız bir hikaye'
Kaya, senaryonun aldığı olumlu tepkiler karşısında, ciddiyetle çalışarak kısa film mantığının bir tık ötesine geçmeye çalıştıklarını belirtti.
Yüz kişiye yakın bir ekiple filmi ortaya çıkardıkları bilgisini veren Kaya, 'İki aylık bir hazırlık sürecimiz oldu. Neticesinde setimize çıktık. Mutluyuz, heyecanlıyız. Filmi çekerken çok planlamıyorum ama tabii ki hayal ettiğim şeyler var.' dedi.
'Dünyanın en sessiz filmi' mottosu ve filmde hiç diyalog, replik yer almamasına ilişkin Kaya, şunları anlattı:
'Konu savaş mağduru çocukların hikayesi. Daha doğrusu savaş mağduru bir çocukla dünya çocuklarını kıyasladığımız bir hikaye. Bu konuda bizim söyleyecek sözümüz yok. Bugün dünyanın birçok yerinde, Filistin, Gazze, Ukrayna, Afrika, Doğu Türkistan'da din, dil ayrımı olmadan çocuklar ölüyor. Hangi dilden, ırktan, milletten, coğrafyadan olursa olsun, çocukların ölmesine maalesef dünya sessiz kalıyor.'
- 'Daha senaryo aşamasında gördüğü teveccüh beni çok onurlandırdı'
Muhammed Emre Kaya, sanatla uğraşan biri olarak sorumluluk gereği böyle bir konuyu ele aldıklarını belirterek, 'Kendi mesleğim, bildiğim şey doğrultusunda bu kanayan yaraya sinemayla, sanatla parmak basmak istedim. Daha senaryo aşamasında gördüğü teveccüh beni çok onurlandırdı, gururlandırdı. İnşallah film ile çocuklarımızı nasıl yetiştiriyoruz, elimizdeki imkanların, ailemizin kıymetini biliyor muyuz gibi bir farkındalık oluşturabilirsek, bununla ilgili bir mesaj verebilirsek ne mutlu bize.' diye konuştu.
Kısa filmlerin çok kısıtlı imkanlarla çekildiğine işaret eden Kaya, şunları kaydetti:
'Bizim de imkanlarımız çok kısıtlı ve ben normalde oyuncuyum. Setteki arkadaşların neredeyse tamamına yakını, teknik ekibin özellikle, benim daha önce setlerde çalışmış olduğum arkadaşlarım. Normal şartlarda ben buradaki insanları, ekipmanları belki kaşeyle getiremezdim ama dostluk ile bana güzellikler yaptılar. Hep birlikte herkes elini taşın altına koyuyor. Bu işi çekebilmemdeki en büyük güç ekibim oldu. Çok güçlü ve samimi bir ekip. Hiyerarşik olarak kim ne yapıyor, insanlar çok bununla ilgilenmiyor. Ben işe nasıl katkı sunabilirim, neresinden tutabilirim gibi bir motivasyon var.'
Kısa filmde her şeyi olabildiğince gerçek çekmeye çalıştıklarını ifade eden Kaya, 'Çok fazla CGI, VFX gibi şeylere ihtiyaç duymamaya çalışıyoruz. Belki ufak tefek, çok zaruri yerlerde olabilir ama onun dışında her şeyi çok gerçek kurmaya çalışıyoruz. Kısa film olarak, dünya standartlarında bir film çektiğimizi düşünüyorum. Ben işin hem senaristi hem yönetmeni hem yapımcısıyım. Bu beni zaman zaman çok yorsa da zaman zaman işe çok hakim olmamı sağlıyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Filmde ayrıca Gürol Başer görüntü yönetmeni, Onur Kök yönetmen yardımcısı, Seren Özü Ertek ise makyöz olarak yer alıyor.




