BURSA (AA) - BÜŞRA NUR YILMAZ - Üniversite yıllarında bir gazetede okuduğu haberden etkilenerek adım attığı tezhip sanatında kendi gayretiyle ustalaşan 51 yaşındaki Meliha Kantarcı, bu sanatı öğrencilerine aktarmaya ve eserler üretmeye devam ediyor.
Ankara'da üniversite eğitimini sürdürdüğü yıllarda bir gazetede gördüğü haber üzerine gittiği nakkaşhanede tezhip eğitimine başlayan Kantarcı, burada iki yıl boyunca tezhip sanatçısı Prof. Dr. Çiçek Derman'ın öğrencisi Muhsine Akbaş'tan ders aldı.
Mezun olup el sanatları öğretmeni olarak başka bir kentte göreve başlayınca hocasından ayrılmak zorunda kalan Kantarcı, bu sürede kendi imkanlarıyla bu sanatta çalışmalarına devam etti.
Kantarcı, zamanla ustalaştığı, çok ince işçilik ve sabır gerektiren, levhaların, yazma kitapların, sayfaların yaldızlanmasıyla yapılan süsleme sanatı olan tezhipte Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' kartını almaya hak kazandı.
Özel koleksiyonlarda, müzelerde eserleri yer alan ve çeşitli ödüllere layık görülen Kantarcı, Bursa'da öğrenci yetiştirmeye ve eser üretmeye devam ediyor.
- 'Ne bulduysam alıp bünyeme dahil ettim'
Meliha Kantarcı, AA muhabirine, çocukluğundan itibaren içinde hep bir sanat ihtiyacı ve arayışı olduğunu, bundan dolayı meslek lisesinde el sanatları bölümünde okuduğunu fakat burada aradığını bulamadığını anlattı.
Liseden mezun olduktan sonra 1995'te Gazi Üniversitesinde el sanatları öğretmenliği bölümünü kazandığını belirten Kantarcı, şöyle konuştu:
'Bir arkadaşım, bir gün bana bir gazetede küçücük bir haber getirdi, 'Ankara'da Turkuaz Güzel Sanatlar Nakkaşhanesi açıldı' diye bir haber. 'Acaba benimle ilgili olabilir mi?' diye burayı aradım. Kızılay Bayındır Sokak'ta bir binada, ebru, hat, minyatür sanatı eğitimi veriliyor. O zamanlar Ömer Faruk Atabey'in de ders verdiği ve hocam Çiçek Derman'ın talebesi Muhsine Akbaş'ın tezhip derslerini verdiği bir ortam gördüm. O ortama 1996-1997 yıllarında girdim ve tezhip sanatının kapıları bana bu şekilde açılmış oldu.'
Kantarcı, üniversiteden mezun olduğu 1999'da Sivas'a atandığını dile getirerek, daha sonra hocasıyla irtibatının koptuğunu anlattı.
Gelenekli sanatların uzun yıllar usta çırak usulüyle öğrenildiğini vurgulayan Kantarcı, şunları kaydetti:
'İki senenin yeterli olması mümkün değil. Bu sürede tezhip sanatının ancak başlangıcını görebilirsiniz, çok uzun soluklu öğrenme süreci gerektiren bir sanat. Eğitimim yarım kaldı. Sivas'a geldim, öğretmenliğe başladım. 'İnci sancı mahsulü' denen incinin oluşabilmesi için çok sancılar çektim, çok araştırdım. O zamanlar şimdiki gibi imkanlar yoktu. Ne bulduysam alıp bünyeme dahil ettim, bilincimden süzdüm ve bilmediğim konularda, karanlık bir odada fili tanır gibi ne olduğunu soramadan, çokça emek sarf ettim.'
Kantarcı, ilkokul, kız meslek lisesi, halk eğitimi merkezi gibi çeşitli kurumlarda öğretmenlik yaparken evinde kendi kendine tezhip çalışarak öğrenmeye devam ettiğini anlattı.
Meliha Kantarcı, 2011 yılından beri Osmangazi Halk Eğitimi Merkezi'nde tezhip dersleri vermeye devam ettiğini söyledi.
Kadim bir sanat olan tezhibi, doğru şekilde öğrencilere aktarabilmeyi amaçladığını vurgulayan Kantarcı, 2015'te 7 Tepe 7 Sanat Uluslararası İstanbul Klasik Sanatlar Yarışması'nda aldığı teşvik ödülünün kendisini çok mutlu ettiğini kaydetti.
Kantarcı, 2016'da Konya'da Uluslararası Türk İslam Sanatları Yarışması'nda mansiyon ödülü aldığını belirterek, 'Son olarak da 2019'da Kültür Bakanlığı Devlet Türk Sanatları Yarışması'nda başarı ödülüne layık görüldüm, birincilik verildi. Bu, zaten benim için bir icazet makamıydı.' diye konuştu.
- 'Hattın kimliğine göre tezhibi olur'
Kantarcı, tezhibin hayal gücü gerektiren bir sanat olduğunu dile getirerek, 'Sadece fırçayı tutabilmek değildir mesele. O kurguyu ahenkli bir şekilde, kadimden gelen motiflerin uyumlu ve göze, ruha hoş görünecek bir şekilde tasarımının yapılması ve uygulanma sürecidir.' ifadesini kullandı.
Tezhip sanatında mutlaka orijinal bir tasarım olması gerektiğini anlatan Kantarcı, kendisinin özellikle Timur dönemi sanat eserlerinden ilham aldığını belirtti.
Kantarcı, müstakil bir sanat dalı olmasına rağmen tezhibin hatla bütünleştiğini ifade ederek, 'Hat yazısı, bize önce gelir. Biz, hat yazısını görürüz. Hattın kamış kalınlığına, istifine, büyüklüğüne göre ona terzi misali bir kıyafet giydiririz. Ona uygun uygun olacak şekilde önce tasarımını, ölçülendirmesini yaparız ve o hattın kimliğine göre tezhibi olur. Tamamen o hatta özel şekilde tasarlarız.' diye konuştu.
Pek çok özel koleksiyonda ve müzede eserleri olduğunu belirten Kantarcı, sözlerini şöyle tamamladı:
'Bursa'da bir caminin kalem işi desenlerini de tasarladım. Caminin tezyinatında bir dokunuşum var. Ben, buna çok hevesliyim. Çünkü bazen camilerimize giriyoruz ve hiç de uygun olmayan desenler, boya boşlukları görüyoruz. Bu, benim üzücü bir durum. Bunu dert edip aslında bu tasarımları ben yapabilirim. Bundan sonra öğrenci yetiştirmeye devam edeceğim. Tek arzum bizden sonra gelen talebelerimizin, bu sanatı ciddiyetle, kadime olan bağlılıkla, doğru şekilde talebelerine aktarmalarıdır.'




