İSTANBUL (AA) - İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, suçu işlenmeden önleyebilme, suç risklerini önceden tespit edebilme ve diğer kurumlarla eşgüdüm içinde suç ve suçluyu takip edip olayı olmadan önce engellemeye yönelik güvenlik paradigması içerisinde olduklarını belirtti.

Yiğitbaşı, İletişim Platformu Derneğince Fatih Çatladıkapı Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen 'İletişim, Toplum ve Bürokrasi' konulu İletişim Buluşmaları'na konuk oldu.

Mesleki kariyeri ve deneyimlerini paylaşan Yiğitbaşı, gittiği programlarda kendisine 'Hayallerinin kamuda idareci mi olmak?' olduğunu sorduklarını söyledi.

Yiğitbaşı, bu soruya verdiği cevabı şöyle aktardı:

'Bizim böyle hayallerimiz olmazdı. Biz sadece 'Kamuda sevdiğimiz işlerde başörtümüzle, inancımıza uygun çalışabilir miyiz?' bunun derdini çekerek, hayalini kurarak okumuştuk, kendimizce çabalar göstermiştik. Gerçekten bugün bu noktalarda, bu görevlerde bulunmak çok büyük bir sorumluluğu bizlere taşıtmış oluyor. Aynı zamanda da çok onur ve gurur verici bir durum. Çünkü devletimizin gerçekten omurgası olan bir kurumda ilk defa bir kadın bakan yardımcısı olarak görev yapmanın onurunu, gururunu ve büyük bir sorumluluğunu taşıyorum. Bir yandan da tabii Türkiye Cumhuriyeti'nin şimdiye kadar atanan 10 kadın valisinden biri olmanın ve Türkiye'deki ilk başörtülü vali olarak atanmanın, görev yapmanın büyük bir onur ve gururunu taşıyarak görevlerimize devam ediyoruz.'

Bürokrasiye geçişinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcılığı göreviyle başladığını hatırlatan Yiğitbaşı, eğitim ve meslek hayatında yaşadığı anı ve deneyimlerini anlattı.

Afyonkarahisar'da valilik yaptığı dönemdeki çalışmalar ile 6 Şubat depremlerinde yapılan hizmetlere de değinen Yiğitbaşı, 'Devletimiz o dönemde İskenderun'a gemi getirdi. Çocuklarımızı orada yatılı olarak barındırdık, sınava girecek öğrencilerimizi deprem ortamından ayırarak orada yatılı kalacakları sınıflar oluşturduk. O sınıflarda eğitim hayatlarına devam edip sınavlarına girdiler. Bunların hepsi olağanüstü afet dönemleri, kriz dönemleri. Bunlar aslında halkın zihninde kamunun ve kamunun iletişiminin ne kadar kıymetli, hayati bir fonksiyon taşıdığını da göstermiş oluyor.' diye konuştu.

Yiğitbaşı, devlet politikası olarak sadece kural koyan ve uygulayan bir kamu yönetimi anlayışından ziyade daha fazla vatandaş odaklı, şeffaf, erişilebilir hizmet üretmeye çalıştıklarını, bu uygulamaların yüz yüze iletişimin dijital çağda ne kadar hayati önem taşıdığını gösterdiğini vurguladı.

Edirne'de iki grup arasında yol verme meselesinden çıkan kavgada 3 kişi yaralandı
Edirne'de iki grup arasında yol verme meselesinden çıkan kavgada 3 kişi yaralandı
İçeriği Görüntüle

- 'Emin olamadığımız bir haberin yayılmasına vesile olmamak hepimizin görevi'

Suçun sadece gerçek hayatta değil, dijital dünyada da işlendiğini, bunları önlemenin gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Yiğitbaşı, emniyet ve jandarmanın siber suçları takipleriyle ilgili siber daire başkanlıkları kurulduğunu kaydetti.

İçişleri Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:

'İçişleri Bakanımızın talimatlarıyla artık suçu işlenmeden önleyebilme, suç risklerini önceden tespit edebilme ve diğer kurumlarla eşgüdüm içinde suç ve suçluyu takip edip olayı olmadan önce engellemeyle ilgili bir güvenlik paradigması içerisindeyiz. Bunu sadece bizim İçişleri Bakanlığı olarak yapabileceğimiz bir çalışmanın ötesinde ailelerin, gençlerin ve diğer bakanlıkların koordinasyonunda çalışabileceğimiz bir alan olarak görüyoruz. Gençlerin radikalleşmesi, yalnızlaşması, şiddet eğilimleri, en son okul saldırıları gerçekleşti, hepsini düşündüğümüzde burada yeni nesil suç örgütlerinin varlığından bahsetmemiz lazım. Bununla ilgili çalışmalarda daha aktif, donanımlı, yapay zeka destekli birçok teknolojiden faydalanıyoruz.'

Güvenliğin sadece kolluk kuvvetlerinin gücüyle ortaya konulacak bir çalışma olmadığına işaret eden Yiğitbaşı, 'Bununla ilgili de her birimize görev düşüyor. Dezenformasyonla mücadele de bunun bir parçası. Bilmediğimiz, emin olamadığımız bir haberin yayılmasına vesile olmamak da vatandaş olarak hepimizin görevi. Medyamıza düşen görevler de var. Bir saldırganın haberini yaparken fotoğraflarını çarşaf çarşaf yayınlamamak, bıraktığı mektupları yayınlamamak. Zaten bu tip saldırganlar kendinden sonrası için bir örnek oluşturmayı, ne yazık ki kahraman olmayı hedeflediği için onların görünür olmasını sağlamamız da onların ekmeğine yağ sürüyor. Bu noktada çok çok hassasiyet göstermek gerekiyor.' değerlendirmelerinde bulundu.

İletişim Platformu Başkanı Yusuf Ziya Çataklı, mesleki dayanışmayı güçlendirmeyi, doğru ve nitelikli bilgi akışını sürdürmeyi, yeni nesle ulaşıp onların iletişim dilini yakalamayı amaçladıklarını, Yiğitbaşı'nın paylaştığı tecrübelerin gençler için ufuk açıcı olacağına ve onlara yeni pencereler açacağına inandığını ifade etti.

Programa katılan AA Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yusuf Özkır, Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı'na çiçek takdim ederken, Çataklı da hediye verdi.

Programa akademisyenler, iletişim öğrencileri ve davetliler katıldı.


Kaynak: AA