İSTANBUL (AA) - Yapı Kredi Müzesi Nümizmatik ve Gölge Oyunu Tiyatrosu koleksiyonlarından yola çıkılarak hazırlanan 'Islık Çalan Hafıza' sergisi Yapı Kredi Müzesi'nde kapılarını açtı.

Tiyatro ve gösteri tarihinden Osmanlı dönemi arkeolojik kazılarına ve Mezopotamya'ya uzanan bir anlatı sunan serginin basın gösterimi ve sanatçıların da katılımıyla serginin kavramsal çerçevesinin sunulduğu gezi programı düzenlendi.

Serginin küratörlüğünü üstlenen Yapı Kredi Müzesi Direktörü Burcu Çimen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, serginin Akram Zaatari, Hilal Can ve Michael Rakowitz'in işlerini bir araya getirdiğini söyledi.

Çimen, serginin uzun süredir düşündükleri bir proje olduğunu belirterek, 'Müzenin yeni döneminde biraz daha arkeoloji, etnografi ve çeşitli sergilerimizin yanında güncel sanatla ilişkili işlere de yer vermek istediğimiz için geçtiğimiz yıldan beri üzerine düşündüğümüz bir sergi.' dedi.

Sadece müze koleksiyonu değil aynı zamanda koleksiyon oluşturma fikri, arşiv ve hafıza üzerine şekillenen bir sergiye dönüştüğünü dile getiren Çimen, 'Hilal Can, sergi için Yapı Kredi Müzesinin gölge oyunu koleksiyonuyla ilişkilenen on iki yeni gölge oyunu figürü üretti. Karagöz Hacivat figürleriyle birlikte yeni bir diyalog oluşturdu. Geleneği bugün güncel sanatla beraber nasıl birleştirebiliriz, biraz ona baktık. Michael Rakowitz'in eserleri özellikle koleksiyonların Batı'ya götürülmesi ve tahribatı üzerine. Akram Zaatari de Osman Hamdi Bey'in 1887'deki Sayda kazıları ile ilişkilenen eserleriyle sergide yer aldı.' şeklinde konuştu.

- 'Çağdaş sanat müze koleksiyonumuzla buluştu'

Hatay'da devlet desteğiyle üretimi sürdüren mozaik sanatçıları Avrupa'ya açıldı
Hatay'da devlet desteğiyle üretimi sürdüren mozaik sanatçıları Avrupa'ya açıldı
İçeriği Görüntüle

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen, müze sergilerinin genellikle arkeoloji ya da etnografik sergiler olduğunu, bu sefer yeni bir açılım yapmak istediklerini belirtti.

Üç sanatçının Yapı Kredi Müzesi Koleksiyonu'na bakarak yeni eserler ürettiklerini ve portföylerindeki eserlerden verdiklerini aktaran Güngen, 'Koleksiyonumuzdaki eserlerin başka disiplinlerden eserlerle konuşmalarını arzu ettik. Bakışıyorlar ve konuşuyorlar. Bu sefer çağdaş sanatın bizim müze koleksiyonumuzla buluşması söz konusu.' görüşünü paylaştı.

Daha önce de koleksiyonlarından yola çıkan sanatçıların ürettiği eserlerden sergi düzenlediklerini hatırlatan Güngen, 'Aradan epey yıl geçti. Şimdi bambaşka bir üçlüyle ve koleksiyonumuzun biraz daha geniş kapsamıyla karşınızdayız. Bundan sonra yine benzer projeler olacak. Çağdaş sanat olabilir, başka işler, eserler, konular olabilir. Ama koleksiyonumuzun canlı olması, gündem oluşturması önemli çünkü çok değerli bir koleksiyon.' değerlendirmesinde bulundu.

- 'Eserler uzun soluklu bir araştırmanın ürünü'

Sanatçı Akram Zaatari, son 25 yıldır çalışmalarının tarihe yöneldiğini belirterek, 'Kısmen belgesel pratiği kullanarak bazen tarihte unutulan anlatıları anlatmaya, açıklamaya ve aydınlatmaya çalışıyorum. Unutulmuş belgeleri gün ışığına çıkarmamı sağlayan özel bir metodoloji kullanıyorum.' dedi.

Özellikle fotoğrafik belgeleri araştırmayı sevdiğini dile getiren sanatçı, bu belgelerin içinde saklı olanı ortaya çıkarmayı ve izleyicinin arşivlere alışılmışın dışında bir perspektiften bakmasını amaçladığını kaydetti.

Zaatari, sergide yer alan eserlerinin, Osman Hamdi Bey'in bugün Lübnan sınırları içinde kalan Sayda kentinde yaptığı kazılara dair uzun soluklu bir araştırmanın ürünü olduğunu, bu kazıların hem bölge hem de Osmanlı tarihi açısından önemli olduğunu söyledi.

Sergide, izleyicilere video röportajlar sunduğunu aktaran Zaatari, 'Röportajlarda konuşanlar, dededen toruna bu kazılarla ilgili aktarılan bilgileri anlatıyor.' ifadesini kullandı.

Tarih ve belge odaklı çalışmalarıyla tanınan Beyrutlu sanatçı, sergide yer alan çalışmasında Osman Hamdi Bey'in buluntuları İstanbul'a nakledilmeden önce geçici olarak sergilediği sırada çektiği ilk fotoğrafları kullandığına işaret ederek, 'Bu fotoğraflar üzerinde çalıştım ve biraz değiştirdim. Gördüğünüz gibi, ışıkla parlıyorlar çünkü ışık bu sergide önemli bir unsur. Çünkü özellikle bu lahitler, normalde ışıktan uzak bir yere gömülür. Ancak heykelsi, fiziksel görünümleri nedeniyle önemli heykeller haline geldiklerinde onları halka göstermek için ışıklandırmanız gerekir. Yani diğer arkeolojik veya sanatsal nesneler gibi, görülmeleri için ışığa ihtiyaçları vardır. Ben de ışıktan uzak kalması gereken mezar nesneleri olmaları ile şu an sergileniyor olmaları arasındaki bu çelişki üzerine biraz çalıştım.' değerlendirmesinde bulundu.

Sanatçı Hilal Can ise Karagöz-Hacivat gölge oyunu temel alarak yeni karakterler tasarladığını belirterek, 'Kendi Karagöz-Hacivat'ımı da onların dualitesinden yola çıkarak ruh ve madde üzerine kurguladım ve bunun etrafında gelişen diğer on karakter de benim genellikle sanat üretimlerimde zaten ortaya çıkmış, kendi mitolojimi barındıran karakterler.' dedi.

Tepegözle yaptığı canlı görselleme performansından yola çıkarak daha önce de kuklalar yaptığını anlatan Can, 'Burcu'nun bu sergi önerisiyle birlikte o karakter kuklalar başka bir boyut aldı. Üstünde biraz daha uğraştığım, düşündüğüm Karagöz ve Hacivat'ı daha çok incelediğim bir şekilde, deneme yanılma yöntemiyle ilerledi biraz ama sonuç güzel oldu diye düşünüyorum, içimize sindi.' şeklinde konuştu.

- Sergi hakkında

Geçmişe sabit ve kapanmış bir yapı olarak değil, her çağrıda yeniden şekillenebilen, canlı bir anlatı alanı olarak kurgulanan 'Islık Çalan Hafıza' sergisi, hafızayı sessiz bir kayıt olmaktan çıkarmaya, tarih yazımını doğrusal bir aktarım yerine, bedenle, nefesle, sesle kurulan bir yeniden canlandırma pratiği olarak düşünmeye davet ediyor.

Yapı Kredi Müzesi Direktörü Burcu Çimen'in küratörlüğünde hazırlanan serginin sanatçıları Akram Zaatari, Hilal Can ve Michael Rakowitz, tarih yazımı ile hikaye anlatımı arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Rakowitz'in sergideki eserleri, Irak Savaşı'nın sebep olduğu yıkımı ve bu yıkımın Mezopotamya'daki kültürel mirasın yok oluşuna etkilerini görünür kılıyor.

Zaatari, Osman Hamdi Bey'in Sayda kazıları arşivini, fotoğraflar ve yeni çeviriler yoluyla inceleyerek ürettiği eserleriyle sergiye dahil oluyor. Hilal Can ise Karagöz ve Hacivat'ın ışık ve gölgeyle kurulan anlatı dilini mitolojiler ve bedenin politik konumu üzerinden yorumluyor.

Sergi, 7 Haziran'a kadar Yapı Kredi Müzesi'nde ücretsiz olarak görülebilecek.

Kaynak: AA