Bizi Takip Edin

Yazarlar

Nurcan Erol Yazdı;Zor Olan Evlilik mi,Yoksa Bizmiyiz?

yazar

Yayınlandı

Tarih

ZOR OLAN EVLİLİK Mİ, YOKSA BİZ MİYİZ?

Bir çok insan dahil olur hayatımıza, adına “kader” denilen akışta.
Kimisi arkadaş, kimisi dost, kimisi sevgili, kimisi ise eşimiz olur. Hayatımıza dahil olan herkesle sonuna kadar devam etmek üzerine bir plan yaparız, sanki bu mümkünmüş gibi. Özellikle evlilikle sonlanan dahil olmalarda, aşkın da büyüsüne kapılarak hiç bitmeyeceğini düşünerek yaşarız hikayemizi.  Evlilik teoride planlan pek çok şeyin pratikte tam bir karşılığının olmamasına denir. Evlilikler genellikle aşk, heyecan ve tutku ile  başlar. İlişkinin ilk birkaç yılından sonra aşk yerini sevgiye, heyecan yerini bağlılığa, tutku yerini tekdüzeliğe bırakır. İlişki biraz daha ilerledikten sonra sevgi yerini alışkanlığa, heyecan yerini başka heyecanlara, tutku ise yerini boşvermişliğe bırakır.Tüm bu duyguların tam ters yöne doğru evrilmesinde elbette hem kadının hem de erkeğin eşit ölçüde dahli vardır. Fakat kimse bu sorumluluğu üstlenmek istemez. Hani o “incir çekirdeğini doldurmayan” nedenler vardır ya işte o nedenlerden dolayı başlar tüm tartışmalar.  Asıl nedenler ise o kadar basit değildir elbette. Biz o incirin çekirdiğine söylemediğimiz sorunlarımızı sığdırırız, hazır fırsat varken. 

“Artık heyecanım yok” 
“Kendini saldın” 
“Çok umursamazsın” 
“Beni ihmal ediyorsun” diyemeyiz. Peki ne deriz? 
“Arkadaşların daha önemli sanırım.”  “Telefonla çok vakit geçiriyorsun.” 
“Hep böyle geç mi geleceksin?” deriz. Hasılı evlilik içinde “gerçek” sorunlarımızı hiçbir zaman tam olarak ifade etmeyiz. Bu sorunları cok açık bir şekilde  konuşmamak ilişkiyi  yıpratır. Bir evliliği sağlıklı bir şekilde  ayakta tutacak en önemli unsur konuşmaktır. Her seyi ama her şeyi bütün açıklığıyla konuşmaktır. İletişim ne kadar net ve yalın olursa ilişkiler o kadar sorunsuz devam edecektir. Yani 
“Niye annenleri çağırdın?” yerine 
“Bugün seninle yalnız olmak isterdim” dediğinizde 
“Sana giyecek birşeyler alalım”  dediğinde, “Ne gerek var” yerine 
“Benim için birseyler yapman hoşuma gidiyor” dediğinizde,
“Tatile mi gitsek’ dediğinde 
“Paramız yok” yerine  “Evet güzel olur, imkanlarımıza uygun bir yer bulalım” dediğimizde, birseyleri toparlamak daha mümkün olabilmektedir. Farklı sosyo-kültürel  yasanmışlıklardan gelerek, ortak bir yaşamı sorunsuz, sıkıntısız, çok mutlu bir şekilde yürütmek elbette çok zordur. Lakin, zaten zor olan değil midir onu kıymetli yapan? Uzun lafın kısası evlilikte de her şey yolunda gitmez bazen. Asıl önemli olan, yolunda gitmeyen şeylere rağmen birbirlerini seven insanların varolmasıdır.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

NATO firik ROTA enginar…

Yayınlandı

Tarih

Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.

İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.

Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.

Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.

Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.

Reklam

Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.

Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.

Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.

İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.

Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.

Reklam

Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.

Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.

Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.

Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.

Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi

Reklam

Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.

Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.

Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.

O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.

Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.

Reklam

Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.

Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.

Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.

Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yazarlar

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

Yayınlandı

Tarih

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.

Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.

Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Ben ona çok değer verdim.”

Reklam

Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:

“Peki, o senin değerini korudu mu?”

Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.

Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.

Reklam

Ve unutmayın…

Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.

Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.

Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.

Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.

Reklam

Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.

Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen

Okumaya Devam Et

Yazarlar

Mizah, Mizaç, Mizan…

Yayınlandı

Tarih

Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.

Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.

Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.

Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.

Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.

Reklam

Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.

Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.

Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.

Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.

Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.

Reklam

Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.

Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.

Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.

Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.

Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.

Reklam

Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.

Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.

Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.

İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.

İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.

Reklam

Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.

Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.

Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.

Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.