BOLU (AA) - Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Nükleer Radyasyon Dedektörleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÜRDAM), Avrupa Birliği (AB) 'Toplumsal Sorunların Artmasına Yönelik Radyasyon Tespiti Temelli Araştırma ve İnovasyon için Avrupa Ağı'na (COST Action ENRICH) katıldı.
NÜRDAM Müdürü Doç. Dr. Yalçın Kalkan, AA muhabirine, toplumsal ve endüstriyel ölçekte giderek artan radyasyon kaynaklı sorunlara yenilikçi algılama teknolojileri, çok disiplinli AR-GE yaklaşımları ve güçlü Avrupa araştırma ağları aracılığıyla çözüm üretmeyi hedefleyen COST Action ENRICH'e katılma onayı aldıklarını söyledi.
Bu ağın, nükleer güvenlik, çevresel izleme, sağlık, endüstriyel uygulamalar ve acil durum yönetimi gibi kritik alanlarda yeni nesil radyasyon dedektörleri ve sistemlerinin geliştirilmesini odağına aldığını anlatan Kalkan, NÜRDAM olarak, ağ bünyesindeki WG2 ve WG5 çalışma gruplarında aktif rol üstleneceklerini belirtti.
Kalkan, NÜRDAM'ın nükleer radyasyonu tespit eden cihazlar geliştirmek amacıyla kurulan, Türkiye'de üniversite altyapısı içinde benzeri bulunmayan bir araştırma merkezi olduğuna değinerek, 'Altyapımız genel itibarıyla yarı iletken radyasyon dedektörlerinin geliştirilmesi üzerine kurgulandı ancak son 3 yılda akademik gelişmeler ve dedektörlerin AR-GE pazarındaki yeri dikkate alınarak gaz dolu radyasyon dedektörlerini de sistemlerimize entegre ettik. Şu anda gaz dolu ve yarı iletken tabanlı radyasyon dedektörlerini üretebiliyoruz.' dedi.
Radyasyonun yalnızca laboratuvarlar veya hastanelerle sınırlı bir alan olmadığını, radyasyon tespitinin sağlık, enerji, savunma sanayi, sanayi uygulamaları ve güvenlik gibi birçok alanda hayati önem taşıdığını vurgulayan Kalkan, COST Action ENRICH'in, radyasyonun Avrupa toplumları ve Avrupa ile ilişkili toplumlar üzerindeki etkilerinin azaltılmasını hedeflediğini kaydetti.
NÜRDAM'ın da Türkiye'deki misyonu gereği bu ağda yerini aldığını belirten Kalkan, 'Şu anda nükleer radyasyon dedektörleri ile ilgili en kapsamlı altyapı Bolu ilimizde bulunuyor. Yaptığımız AR-GE ile dikkati çekiyoruz. Bu sayede bu tip Avrupa Birliği ağlarına ya da Avrupa Birliği Nükleer Araştırma Merkezi dediğimiz CERN'in oluşturduğu R&D gruplarına, işbirliklerine başvurmamız halinde çok hızlıca kabul alabiliyoruz.' diye konuştu.
Kalkan, bu ağa katılımın Türkiye açısından stratejik önem taşıdığına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
'Maalesef günümüzde nükleer silahların gelişimi önlenemiyor. Yani ülkeler arasında çıkan savaşların sonunda ülkeler birbirine nükleer silah tehdidi ile yaklaşıyor. Dolayısıyla ülkemizin de bu anlamda hazır olması gerekiyor. Bizim de nükleer silahın etkilerini, depolanmasını ya da bir yerden bir yere taşınmasını tespit edebilecek teknolojiler geliştirmemiz gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız da var. Türkiye'den şu anda 6 merkez kabul edildi. Bu sosyal etkileri de bulunan sadece AR-GE olan bir ağ değil. Dolayısıyla bazı araştırma merkezleri radyasyonun toplumsal ve sosyal etkilerini araştırmak üzere kabul edildi. Bazı araştırma merkezleri de bunun prototip üretimi değil sadece simülasyonunu yapmak üzere kabul edildi. Prototip üretme görevi olarak 2 iş paketinde biz yer aldık. Bunlardan birisi WG2. Burada gazlı ve yarı iletken tabanlı dedektörlerin geliştirilmesi üzerine çalışacağız. Enerji sistemleri üzerine uygulanması gibi bu radyasyon tespitinin uygulama alanlarının araştırılması ile ilgili WG5 denilen bir iş paketi de var. WG5'e üye olabilen tek araştırma merkeziyiz.'





