İSTANBUL (AA) - Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) tarafından düzenlenen '45'liklerden Dijital Platformlara: Türkiye'de Popüler Müziğin Kültürel ve Sektörel Dönüşümü' paneli, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü yapımcı ve müzisyen İzzet Öz'ün üstlendiği panelde, 45'liklerden bugüne popüler müziğin dönüşümü ele alındı.
MÜYORBİR Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Şeşen, programın açılışında yaptığı konuşmada, 25 yıldır birliğin sanatçıların telif haklarını savunmaya çalıştığını, kendisinin de 10 yıldır birlik içinde yer aldığını söyledi.
Şeşen, MÜYORBİR'in 3 bini aşkın üyesinin olduğunu belirterek, 'Asıl olarak lisanslama yapıyoruz ve buradan elde ettiğimiz gelirlerimizi üyelerimize adaletli bir şekilde dağıtmaya çalışıyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz etkinliğimizi de çok önemsiyoruz. Şimdiye kadar 5 büyük etkinlik düzenledik.' dedi.
- 'Bizim önemli bir melodi zenginliğimiz var'
MÜYORBİR Yönetim Kurulu Üyesi ve sanatçı Nükhet Duru da Türkiye müzik tarihinde Eurovision Şarkı Yarışması'nın önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
'Türkiye ne yazık ki 2012'den sonra Eurovision'dan çekildi. Ben bu çekilmeyi çok doğru bulmuyorum. Elbette Eurovision'un eski pırıltısı ne yazık ki eskisi gibi değil. Bunun yanı sıra o platformda bir takım kısıtlamalar da var. Artık o gecenin insanların hayatlarında çok önemli bir yeri kalmadığını hepimiz görüyoruz. Bütün bunlara rağmen orada yer almamız gerekiyor. Bizler ürettiğimiz bestenin bu topraklardan çıktığını Avrupa'ya göstermeliyiz. Bizim önemli bir melodi zenginliğimiz var. Ama bizler bu zenginliğimizi çağdaş bir şekilde düzenleyip sunamadığımız için Avrupa'da etkinliğimiz az oluyor. Oysa bu topraklarda çok değerli isimler var. Şartları yeniden gözden geçirilip tekrar o platformda yer almalıyız.'
- 'Müzik endüstrisinin içindeki unsurlar birbirlerine destek olmuyor'
MÜYORBİR Başkan Yardımcısı ve sanatçı Bora Öztoprak da sektördeki sıkıntılardan bahsederek, 'Müzik endüstrisinin içindeki unsurlar birbirlerine destek olmuyor. Maalesef bu noktada durum artık kronik bir hal almış durumda. Bizler birlik olamamanın sıkıntılarını yukarıdan aşağıya hissediyor ve bu durumun etkilerini yaşamaya devam ediyoruz.' ifadelerini kullandı.
Bir müzik eserinde 3 temel aktörün hak sahibi olduğuna dikkati çeken Öztoprak, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Burada eser sahibi, yorumcu ve yapımcılar hak sahibi olarak görünmektedir. Bu üç unsurun haklarını savunan meslek birlikleri var. MÜYORBİR olarak biz de bunlardan biriyiz. Bizler eserlerimizi kullanan mecralarla ilgili telif meselelerimizi halletmeye ve mali gücümüzü artırmaya çalışıyoruz. Ama buradaki en büyük sorunun endüstrinin parçası olan kurumların birlikte hareket edememesi olduğunu unutmamak gerekiyor. Farklı meslek birlikleri, karşılaştığımız sorunlarla ilgili ortak bir refleks gösteremiyor.'
- 'Yapay zeka eserleri, gerçek sanatçıları ortadan kaldırmış durumda'
Aranjör ve besteci Erdem Kınay ise 1990'lardan beri müzik dünyasının içinde yer aldığını dile getirerek, 'O tarihten bu yana değişen bazı durumlar var. Bunların başında da albümlerden tekli şarkılara dönülmesi geliyor. Tekli şarkılara geçtik. Çünkü dinleyicilerin dinleme kültürü değişmiş durumda. Bizim için plakların, kasetler ve CD'lerin hikayesi önemliydi. Fakat yeni nesil, artık bu hikayeleri merak etmiyor. Sadece nakaratlarını dinlediğimiz şarkılar var.' dedi.
Sanat dünyasının farklı alanlarında da benzer bir durumun yaşandığını belirten Kınay, şöyle devam etti:
'Müzik eserleri gibi, diziler de artık kısa tutuluyor. Dizilerin kısa tutulup çok bölümlü olması tercih ediliyor. Bunun gibi dinleyiciler de müzisyenlerden 2 ayda bir yeni bir şarkı istiyor. Bu da üretim ve tüketim trafiğini artırmış durumda. Eskiden albüm yapmak için uzun zamanlara ihtiyaç vardı. Şimdi bir albümün üretim sürecine kimsenin tahammülü yok. Akşam yaptığı bir şarkıyı, gündüz platformda paylaşan müzisyenler ortaya çıkmış durumda.'
Kınay, yapay zekayla birlikte söz konusu üretim sürecinin iyice 'tuhaf' bir hal aldığına işaret ederek, 'Çok hızlı bir sirkülasyon süreci söz konusu. Herkes hızlıca ünleniyor ve yine aynı hızla da unutuluyor. Amatör birisi bile artık bu piyasanın unsuru olabiliyor. Kimin yazdığı belli olmayan şarkılar dinliyoruz. Yapay zeka eserleri, gerçek sanatçıları ortadan kaldırmış durumda. Bu anlamda oldukça karmaşık bir zaman diliminde olduğumuzu iyi anlamamız ve üzerine düşünmemiz gerekiyor.' şeklindeki görüşlerini paylaştı.
- 'Genel olarak müzik endüstrisinin daha iyiye gittiğini düşünüyorum'
Yapımcı Ahmet Çelenk ise müzik ürünlerinin elle tutulur olmaktan çıkıp, dijital ürünler halini dönüşmesine dair, 'Şirketimi 2002'de kurmuştum. Bu yıl, yaklaşık olarak kaset döneminin sonu, CD'lerin ise revaçta olduğu bir dönemdi. O dönem, fiziki bir eseri bastırmak gerçekten kolay değildi. Dünyanın ve Türkiye'nin yaşadığı maddi sıkıntılar, müzik ürünlerini bastırmamızı oldukça zorlaştırıyordu. Bütün bunları ne yazık ki şu an unutmuş durumdayız.' diye konuştu.
Dijitalleşmenin Unkapanı'ndaki müzik piyasasında çok iyi sonuçlar ortaya çıkardığını söyleyen Çelenk, 'Eğer dijitalleşme olmasaydı Unkapanı, Barış Manço'yu satamazdı. Oysa şimdi satabiliyor. Unkapanı'nın bu süreçten memnun olması gerekiyor. Dijitalleşme bütün müzik sektörlerinde üreticilerin önünü açtı ve işimizi çok kolaylaştırdı. Burada yapmamız gereken, sürecin tamamını doğru bir şekilde kullanmak ve yürütmek. Bu tıpkı elektrikli arabanın dolaşıma girmesine benziyor. Unutmamak gerekiyor ki sanatçı olmak her zaman çok zordu, şimdi de zor. Ama genel olarak müzik endüstrisinin daha iyiye gittiğini düşünüyorum.' dedi.
Etkinlik, soru cevap kısmının ardından sona erdi.




