İSTANBUL (AA) - Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Afrika'nın en büyük basın kuruluşlarından allAfrica'ya röportaj verdi.
Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Ağırbaş, iklim değişikliğinin etkilerinin en fazla hissedildiği Afrika'da bir dizi görüşme gerçekleştirdi ve etkinliklere katıldı.
Ağırbaş, allAfrica'dan Melody Chironda'ya verdiği röportajda, yenilenebilir enerjiye erişimin genişletilmesi, gıda sistemlerinin iyileştirilmesi, gençlerin öncülüğünde inovasyonun teşvik edilmesi ve sıfır atık girişimlerinin desteklenmesi konularında mesajlar verdi.
Hükümetlerin, işletmelerin ve toplulukların, Türkiye'de 9-20 Kasım'da düzenlenecek COP31 öncesinde eylemlerini nasıl hızlandırabileceklerini anlatan Ağırbaş, daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmede yerel inisiyatiflerin önemine dikkati çekti.
Ağırbaş, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak atandığından beri kıtaya yaptığı ilk ziyaret olduğunu belirterek, 'Daha önce Afrika'yı ve özellikle Kenya'yı birçok kez ziyaret ettim ve bu benim için büyük bir ilham kaynağı oldu. Hızla büyüyen özel sektörde taban topluluklarının dayanıklılığını, yenilikçiliğini ve kararlılığını gördüm. Eylem Gündemi aracılığıyla, Afrikalı liderler, işletmeler ve topluluklar, Afrikalılar tarafından Afrikalılar için tasarlanmış ve küresel öneme sahip çözümleri şimdiden sergiliyorlar. Bu, çözümlerin kıtada ve küresel ölçekte tekrarlanıp yaygınlaştırılması için gerçek bir potansiyel sunuyor.' ifadelerini kullandı.
Afrika şehirlerinin sıfır atık konusunda hangi pratik adımları atmaları gerektiğine yönelik soruyu yanıtlayan Ağırbaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Sıfır atık, sürdürülebilir ekonomik ve altyapı gelişimine katkıda bulunur. Sıfır Atık, şehirlere yeni yükler eklemekle ilgili değil, aksine mevcut sistemlerin daha iyi çalışmasını sağlamaktır. Sıfır atık ayrıca yeni bir kavram değildir, birçok yönden insanlık tarihi kadar eskidir. En pratik uygulamaları genellikle en basit ve en etkili olanlardır. İlk olarak, şehirler sadece aktif olarak tanıtım yapmakla kalmayıp, atıkları kaynağında azaltmak için somut adımlar atmaya da odaklanabilir.
Bunun, malzemelerin temin edilme, tasarlanma, kullanılma ve geri kazanılma süreçlerinin iyileştirilmesiyle başarılabileceğini kaydeden Ağırbaş, şöyle devam etti:
'Bu, atıkların ayrıştırılması, toplama sistemlerinin güçlendirilmesi ve organik atıkların, geri dönüştürülebilir atıkların ve kalıntı atıkların farklı şekilde işlenmesini sağlamak anlamına gelir. İkincisi, kompostlama, gıda geri kazanımı ve malzemelerin daha uzun süre kullanılmasını sağlayan döngüsel iş modelleri gibi, halihazırda kanıtlanmış ve ölçeklenebilir çözümlere yatırım yapmak için büyük bir fırsat vardır. Bunlar genellikle hızlı sonuçlar verebilen, daha düşük maliyetli müdahalelerdir. Üçüncüsü, sıfır atık, altyapının tasarımından pazarların ve tedarik zincirlerinin işleyişine kadar, şehirlerin planlama ve büyüme süreçlerine entegre edilmelidir.'
- 'Sıfır atık, günlük yaşamın bir parçası haline geldiğinde işe yarar'
Ağırbaş, gıda israfının bölgelere göre çok farklı şekillerde ortaya çıktığını belirterek, 'Küresel Güney'in birçok bölgesinde asıl sorun, depolama, nakliye ve soğuk zincir altyapısındaki eksikliklerden kaynaklanan değer zinciri kayıplarıdır. Afrika'daki bir çiftçinin, hasat ettiği ürünleri uygun şekilde depolayabilme imkanına ve uygun fiyatlı, su ve hava geçirmez depolama alanlarına erişime sahip olsaydı neler yapabileceğini bir düşünün. Sonuçta, sıfır atık, günlük yaşamın bir parçası haline geldiğinde, şehirlerin sürdürülebilir bir şekilde büyüme ve gelişme sürecine entegre olduğunda ve insanların tüketim alışkanlıklarında, kaynakların yönetiminde ve sistemlerin atığa müdahale etmek yerine onu önleyecek şekilde tasarlanmasında görünür olduğunda işe yarar.' değerlendirmesinde bulundu.
İklim Eylem Gündemi'nin, gıda güvenliği ve gıda atığı gibi birbiriyle bağlantılı sorunları çeşitli girişimlerle ele aldığını kaydeden Ağırbaş, 'Kenya da dahil olmak üzere 50 ülkedeki 60'tan fazla yerel gıda bankası kuruluşunun katılımıyla, gıda kurtarma ve israfın azaltılması yoluyla gıda güvenliğini geliştirmeyi amaçlayan bir plan var. Bu plan, 2030 yılına kadar yıllık 50 milyondan fazla insana gıda sağlamak, 1,3 milyar tona kadar gıda kaybı ve israfını azaltmak ve 4,65 gigaton sera gazı emisyonunu düşürmeyi hedefliyor. COP31, kağıt üzerindeki iklim taahhütleri ile sahadaki sonuçlar arasındaki uçurumu kapatmaya odaklanıyor.' ifadelerini kullandı.
COP Şampiyonlarının rolünün bir başka kısmının da yerel ve gençlik öncülüğündeki çalışmaları bir platform haline getirerek, COP sürecinde uluslararası görünürlük kazandırmak olduğunu söyleyen Ağırbaş, iklim eylemini şekillendiren bir dizi genç liderle işbirliği yapıldığını belirtti.
Ağırbaş, şampiyon olarak kendi rolünün, bu tür gönüllü iklim girişimleri ile COP'ta gerçekleşen daha resmi müzakereler arasında bir köprü olmak olduğunu ifade ederek, bu yüzden Nairobi'deki Afrika Kentsel Forumu'nda bulunduğunu, gayri resmi yerleşim yerleri de dahil olmak üzere yerel liderler, kadınlar ve gençlerle görüştüğünü aktardı.
Afrikalı delegelere ve paydaşlara COP31 sürecine ilişkin çağrıda bulunan Ağırbaş, şunları kaydetti:
'İklim çözümleri herkese uyan tek bir reçete değildir. Bir bölgede işe yarayan bir şey, başka bir bölgede işe yaramayabilir. Eylem Gündemi, halihazırda işe yarayan uygulamaları yaygınlaştırmak ve bunların ölçeklendirilmesi için gerekli finansal ve siyasi desteğe bağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Sadece Türkiye'deki COP31 için değil, Etiyopya'daki COP32 için de ileriye dönük planlar yaparken bu çözümleri Eylem Gündemi'ne dahil etmeyi sağlamak benim için özel bir önceliktir. Kıtada enerji, biyolojik çeşitlilik, tarım, şehirler ve insani kalkınmayı kapsayan 58 girişimimiz devam etmektedir ve en büyük, en iyi çözümlerin sadece kıtada değil, küresel ölçekte yaygınlaştırılması gerekmektedir. Eylem Gündemi, onu şekillendiren aktörler kadar güçlüdür.'




