İSTANBUL (AA) - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 'İki devletli çözümün ilerletilmesi için Filistin Devleti'nin daha fazla ülke tarafından tanınması ve BM Teşkilatında tam üye olarak yer alması, ertelenemez bir zorunluluktur.' dedi.
Kurtulmuş, Parlamentolar Arası Birlik'in (PAB) 152. Genel Kurulu marjında Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi'nde düzenlenen Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu İkinci Toplantısı'na katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Kurtulmuş, Genel Kurul vesilesiyle İstanbul'da, Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun ikincisini gerçekleştirdiklerini belirterek, toplantıya 30 parlamentonun katılacak olmasını ümit verici bulduğunu, geçen yıl yapılan toplantıdan bu yana Filistin meselesiyle ilgili önemli gelişmelerin yaşandığını dile getirdi.
Kurtulmuş, Mısır'da her ne kadar bir anlaşma yapılmış görünse de Binyamin Netanyahu ve hükümetinin saldırganlıklarına devam ettiğini, Filistinli masum kadın ve çocukları öldürmeyi sürdürdüğünü ifade etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, neredeyse bir asırdır işgal, katliam ve türlü engellemelere rağmen haysiyetinden ve mücadelesinden taviz vermeden varlık mücadelesini sürdüren Filistin halkıyla dayanışmanın kalıcı bir zemine oturtulması, haklı mücadelelerinin parlamentolar eliyle de uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde duyurulması amacıyla geçen yıl 14 parlamentonun katıldığı Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun, planlandığı gibi genişleyerek yoluna devam ettiğini kaydetti.
Geçen yıl belirlenen kurallara da işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bunlardan birincisi, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları temelinde tam anlamıyla bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğü sağlanmış Filistin Devleti'nin kurulması, burada bir araya gelen parlamentoların ve halkların ortak temennisi, ortak hedefidir. Bu hedefi benimseyen her ülkeye de Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun zemini açıktır, o ülkelere de katkılarından büyük memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim. Müşterek kabul ettiğimiz ikinci temel esas ise Filistin halkının kaderinin kendi hür iradesiyle tespit edilmesi, tayin edilmesidir. Filistin'in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiç kimse karar veremeyecektir. Üçüncü esas ise parlamentolar arasında etkili, şeffaf, sonuç üreten istişare ve dayanışma zeminini korumak ve genişletmektir. Gönüllülük temelinde ilerleyen grubumuzun gittikçe daha geniş bir temsile ulaşması memnuniyet vericidir.'
- 'Filistin meselesi uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir'
Kurtulmuş, Filistin meselesinin herkesin kabul ettiği gibi sadece iki devlet arasında sınır ihtilafı olmadığının altını çizerek, 'Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir. Filistin meselesi, bunun da çok ötesinde bugün artık insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir. Orta Doğu'da kalıcı huzurun ve istikrarın yolu, iki devletli siyasi ufkun temenni metinlerinden çıkıp artık hayata geçirilmesini gerektirmektedir.' diye konuştu.
İlan edilen ateşkese rağmen Gazze'de insani yardım akışının ağır kısıtlamalara maruz kalmaya devam ettiğine dikkati çeken Kurtulmuş, 11 Ekim 2025'ten bu yana 757 Filistinlinin Gazze'de şehit edildiğini 2 bin 90 kişinin de yaralandığını aktardı.
BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) dahil tüm insani yardım kuruluşlarının zor şartlar altında bırakıldığını ifade eden Kurtulmuş, Gazze'nin, İsrail hükümeti ve parlamentosu kaynaklı düzenlemeler sebebiyle de ciddi bir operasyonel kuşatma altında olduğunu, yardımların geçişi, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve sivil hayatın asgari şartlarının ağır darbe aldığını belirtti.
Kurtulmuş, tüm bağımsız kaynakların, insani geçiş hareketlerinin reddedildiğini ve sahadaki krizin daha da derinleştiğini söyledi.
- 'Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsamaha edilemez'
Gazze'deki bu insanlık dramının yanında Batı Şeria'da uygulanan şiddetin giderek daha yüksek seviyelere ulaştığını vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
'Doğu Kudüs'te süren oldubittiler ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekanların haysiyetini zedeleyen müdahaleler, işgal siyasetinin hukuksuz, pervasız pratiklerini tüm dünyaya göstermektedir. On yıllar boyunca ilk sefer Mescid-i Aksa bu ramazan ayında ibadete kapatılmış ve Müslümanlar bayram namazı dahil namazlarını Mescid-i Aksa'da eda edememişlerdir. Kudüs'te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldubittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir. Mesele artık sadece bir toprak gaspıyla sınırlı ihtilaf olmanın çok ötesindedir. Karşımızda, bir halkı var olmaktan çıkarmaya yönelen sistemik bir tasfiye ve soykırım zihniyeti ve politikası uygulanmaktadır. İkili hukuku alışkanlık haline getiren siyonist İsrail yönetiminin, yakın dönemde Filistinlilere dönük idam cezası düzenlemesini parlamentolarında yasalaştırması ise hukuk kisvesi altında ayrımcı bir şiddet düzenini kurma arayışından başka hiçbir şey değildir. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsamaha edilemez. Aynı suçu işleyen Filistinliye idam cezası, aynı suçu işleyen İsrail vatandaşına ise başka bir ceza verilmesi insanlık tarihinde görülmemiş bir çifte standart, bir büyük garabettir. İnsan hakları uzmanları, söz konusu tasarının yaşam hakkını ihlal ettiği, adil yargılanma güvencelerini zayıflattığı ve Filistinliler aleyhine ayrımcı sonuçlar doğurduğu uyarısında bulunmaktadır. Hiçbir meclis çoğunluğu, insan onurunu hedef alan bu tür tasarruflara asla ve asla meşruiyet kazandıramaz. Onun için Knesset Genel Kurulu'nda hangi çoğunlukla karar alırlarsa alsınlar bu karar gayrimeşrudur, gayriinsanidir ve uygulanamayacak bir karardır.'
- 'Netanyahu ve siyonist şebeke, uluslararası mahkemelerde gerektiği karşılığı bulacak'
TBMM Başkanı Kurtulmuş, uzun süredir insanlık adına büyük bir mahcubiyet ve hatta öfkeyle şahitlik edilen manzaranın, kurumlar ve kuralların ardından kavramların da içinin boşaltıldığı bir çürüme hali olduğunu vurguladı.
Orantılılık denildiğinde toplu cezalandırmaların saklandığını belirten Kurtulmuş, 'Meşru müdafaa denildiğinde kalıcı işgal perdeleniyor, sınır güvenliği denildiğinde çocukların hayatı ve ailelerin haysiyeti göz ardı ediliyor. Esasında sözlükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor. Hukuksuzlukların hüküm sürdüğü uluslararası sistemde siyaset ise daha çok kuvvetin gölgesinde esir alınıyor. Her şeye rağmen yürekten inanıyorum ki tablo ne kadar olumsuz olursa olsun Netanyahu ve siyonist şebeke, uluslararası mahkemelerde gerektiği karşılığı bulacak ve inşallah insanlığın vicdanında yargılandığı gibi uluslararası mahkemelerde yargılanarak hesap vereceklerdir.' ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, dünya ölçeğinde yükselen vicdani itirazın ve insanlık cephesinin küçümsenmeyecek bir ağırlığı olduğunu vurgulayarak, üniversitelerde, şehir meydanlarında, sivil alanda, inanç topluluklarında ve ulusal parlamentolarda yükselen her itirazın, insanlık cephesini güçlendirdiğini, Filistin meselesini küresel adaletin ana başlığı ve insanlık için turnusol kağıdı haline getirdiğini anlattı.
Geçen yıl BM Genel Kurulu'nda, 11 yeni ülkenin Filistin'i tanıma kararlarının gündeme gelmesinin diplomatik alanda adaletin tümüyle susmadığının açık göstergesi olduğunu kaydeden Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:
'Hiç şüphesiz ki diplomatik tanımalar tek başına kafi sayılamaz. Ama bu, önemli ve tarihi bir adımın başlangıcıdır. Asıl ihtiyacımız olan ise biriken siyasi iradeyi bağlayıcı girişimlere dönüştürebilme kararlılığı ve cesaretini ortaya koymaktır. İki devletli çözümün ilerletilmesi için Filistin Devleti'nin daha fazla ülke tarafından tanınması ve BM Teşkilatında tam üye olarak yer alması ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan ateşkesin gerçek hüviyetine kavuşturularak korunması, insani yardım hatlarının açılması, yeniden imar sürecinin emniyet altına alınması, çözümün gerçekçi bir takvimle desteklenmesi konusunda hiç şüphesiz daha cesur bir parlamenter eşgüdüme ihtiyaç olduğu da açıktır. Filistin'de geliştirilecek anayasal yenilenme, temel yasaların güncellenmesi, ulusal birliğin sağlanması, temsil gücü yüksek seçimlerin hazırlanması ve kurumsal kapasitenin tahkimi de en önemli meselelerimizden birisidir. Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım, dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır. Yasama kurumları olarak bizler, bu platforma destek veren parlamentolar her alanda Filistin'e teknik destek vermeye, deneyim paylaşmaya, seçim mevzuatı, idari kapasite ve yeniden imar gibi mali çerçeve başlıklarında katkı sunmaya hazırız.'
- 'Filistin davası, duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir'
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun Asya'dan Latin Amerika'ya, Afrika'dan Avrupa'ya kadar farklı coğrafyalara genişlemesi, hak ve adaletten yana olan tüm parlamentoların bu çatı altına davet edilmesi ve müşterek müzakere ortamlarının oluşturulması gerektiğini belirtti.
Dönemsel toplantılar yapan, ortak metinler yayımlayan ve sonra dağılan bir yapı olmaktan öte, programlı bir şekilde çalışmaları tahkim etmek ve sürdürmek mecburiyetinde olduklarını söyleyen Kurtulmuş, 'Ortak raporlama mekanizmaları kurulmalı, parlamentolar arası temas takvimi işletilmeli, yardım ve yeniden imar başlıkları başta olmak üzere eşgüdümlü girişimler hazırlanmalı ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği zemini güçlendirilmelidir. Velhasıl Filistin davası, duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir.' dedi.
- 'Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla ve asla uzun sürmeyecektir'
Filistin halkını tarihin dışına itmeye dönük her türlü meselenin ters yüz olacağının ve her türlü hesabın yarıda bırakılacağının altını çizen Kurtulmuş, şu görüşleri paylaştı:
'Nehirden denize kadar özgür bir Filistin Devleti'nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarılı olacak ve sonunda özgür bir Filistin Devleti kurulacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla ve asla uzun sürmeyecektir. Şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum. Bugünler, Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir. Onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın bir zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum. Filistin'in kısa süre içinde tam anlamıyla istiklali, bölgesel huzurun anahtarlarından biridir belki de birincisidir. İnsanlık tarihi bize öğretiyor ki dünya barışının kapısı Orta Doğu, Orta Doğu kapısının anahtarı ise Filistin meselesidir. İnsanlık ailesi, hukuk ile kuvvet arasındaki tercihini er ya da geç yapmak mecburiyetindedir. Bizim tercihimiz açık ve nettir. Biz hukuktan, insanlıktan, insaftan, vicdandan ve bütün ülkelerin egemen eşitliğinden yanayız. Haktan, haysiyetten ve meşru siyasal düzenden yana bir çizgide yürümeye devam edeceğiz.'
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Rawhi Fattouh ve UNRWA Avrupa Temsilcilik Ofisi Direktörü Marta Lorenzo'ya söz verdi.
Programda, katılımcı ülkelerin parlamento başkanları ve temsilcileri de konuşma yaptı.




