TBMM (AA) - TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Akademi Direktörü Hakan Çetin ile Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş'ı dinledi.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut'un başkanlığında toplandı.

Komisyonda sunum yapan Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, 2017'de Türkiye'de çocuk suçluluğuna yönelik 7, 8 ve 9. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarını paylaştı.

Çalışmanın iki önemli çıktısı olduğunu belirten Gönültaş, çocuklarda aileye bağlılık düştükçe okula bağlılığın da düştüğünü, okulda ve mahallede sosyal düzensizliğin, sapkın arkadaşlara sahip olma ihtimallerinin ve suça karışma düzeylerinin arttığını söyledi.

Gönültaş, araştırmanın diğer çıktısının 'ebeveyn gözetimi'nin önemini ortaya koyduğunu anlatarak, 'Çocuklarda ebeveyn gözetimi düştükçe okula bağlılık da düşüyor, okuldaki ve mahalledeki sosyal düzensizlik algısı artıyor. Yine sapkın arkadaşlara sahip olma ihtimali ve suça karışma düzeyi anlamlı olarak artıyor.' dedi.

Suçun köklerinin ailede yattığı değerlendirmesinde bulunan Gönültaş, 'çatışma' ve 'ihmalin' en güçlü tetikleyiciler olduğunu aktararak, şöyle konuştu:

'Dünyadaki hemen hemen tüm çalışmaları şöyle bir gözden geçirdiğimde şunu fark ettim. Çocuk suçluların arka planında iki büyük problem var, birincisi aile içi çatışma ve aile fonksiyonlarındaki bozukluklar, ikincisi ihmal ve kötü muamele olduğunu görüyoruz. Tam tersine suça karışmayan çocuklarda da gördüğümüz en büyük şey şu, yüksek akademik başarı ve güçlü ebeveyn ilişkileri çocukların suça karışma ihtimalini düşürüyor.'

Gönültaş, çocukların suça karışmasını önlemekte aile ve topluluk temelli müdahalelerin önemine işaret etti.

Suçluluğun önlenmesi konusundaki çalışmalara daha fazla önem gösterilmesi gerektiğini belirten Gönültaş, 'Burada çok önemli nokta şu, önleme, gerçekten çok çalışmayı, yetkin profesyonellerin çalışmasını, biraz para harcamayı gerektiren bir yer ama suçun neticesinde ortaya çıkan hapishane maliyeti, tazminatlar, tedavi giderleri, mağdurların yaşadıkları ızdırapları görünce bu tarafa daha fazla yoğunlaşmamız gerektiğini naçizane tavsiye edebilirim.' diye konuştu.

Gönültaş, çocuk suçluluğu konusunun küresel bir sorun olduğuna değinerek, bu konuda dünyada yapılan çalışmaların, 'okul', 'aile ve birey' ile 'caydırıcılık' olmak üzere 3 ana odakta toplandığını bildirdi.

Bu konuda çeşitli ülkelerde yapılan çalışmaları paylaşan Gönültaş, ABD'de 'birebir koçluk hizmeti' şeklinde yapılan çalışmanın başarılı program olarak öne çıktığını söyledi.

Gönültaş, bir Latin Amerika ülkesinde okul saatlerinin uzatılması şeklinde yapılan çalışma olumlu sonuçlar getirirken, Kanada'da suça karışan çocukları yetişkin cezaevine götürerek oradaki ortamın bu çocukları korkutmasını ve dolayısıyla suçtan uzak durmasını amaçlayan çalışmanın ise başarılı sonuçlar doğurmadığını anlattı.

Çocuk suçluluğunu önlemeye yönelik programların etkinliğini artıran nedenler hakkında bilgi veren Gönültaş, incelediği programlarda özellikle aileye, okula ve topluma yönelik bütüncül projelerin daha başarılı olduğunu belirtti.

Gönültaş, yine bilimsel zemini olan, suçun kaynağına inen çalışmalarla somut araştırma sonuçlarına dayandırılan projelerin daha başarılı olduğunu, psikolojik destek içermeyen çalışmaların etkinliğinin ise yetersiz kaldığını dile getirdi.

İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, Ukrayna'daki krizin AGİT'i güçlendirmesi gerektiğini söyledi
İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, Ukrayna'daki krizin AGİT'i güçlendirmesi gerektiğini söyledi
İçeriği Görüntüle

Çocuk suçluluğunun önlenmesi konusunda toplumun rolünün önemine vurgu yapan Gönültaş, şöyle konuştu:

'Çocuk suçluluğu konusu sadece bir kurumun üstlenebileceği bir konu değil, tüm toplum olarak hepimizin sorumluluğu olduğu bir konu. Biz bu sorunu çözeceksek bu işin içerisine anne-babayı, mahalleyi, çevreyi katmak zorundayız. Kimse 'bana ne' diyemez. Özellikle odağımız da şu, okul, aile, mahalle ekseninde, mentor destekli yoğun psiko-sosyal programlarla da bu çocuklarımızı takip etmek.'

- 'Oyunların içerisinde de çeşitli kumar öğelerinin olduğunu biliyoruz'

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Akademi Direktörü Hakan Çetin, bağımlılık ve suçun bir neden değil sonuç olduğunu belirtti.

Bağımlılığın nedenleriyle suçun nedenlerinin çok ciddi oranda örtüştüğüne işaret eden Çetin, bu nedenler hakkında da bilgi verdi.

Çetin, bağımlılık ve suçun benzer beyin mekanizmasına dayandığını anlatarak, şöyle devam etti:

'Literatür, özellikle 14-24 yaşın hem bağımlılık hem de suç konularında çok riskli ve önemli yaşlar olduğunu vurguluyor. Bu yaşların önemli özelliğinden bir tanesi, beynin düşünen, karar veren, yürütücü biliş işlevlerini ortaya koyan tarafının henüz çok gelişmemiş olması, duygusal alanın ise çok stabil bir durumda olmamasından kaynaklanıyor. Bu yüzden de ergenlerin duygu durumlarının çok sık değiştiğine şahit oluruz. Dolayısıyla hem yürütücü biliş işlevleri ve 'dur' deme mekanizmaları çok iyi çalışmadığı hem de limbik sisteminin çok aktif olduğu bir dönemde çocuklar hem suça hem de bağımlılığa meyilli olabiliyor.'

Erken yaşlarda bağımlılığa temas eden kişilerin ileride bundan kurtulma olasılıklarını daha zor gördüklerini kaydeden Çetin, suç unsurları için de benzer bir durumun yaşandığını belirtti.

Çetin, yaptıkları araştırmalara göre kumar bağımlığının özellikle 25-35 yaşlarında, ekonomik özgürlüğün kazanılmasıyla arttığına dikkati çekti.

Oyunlar ve kumar arasında da bir geçirgenlik olduğunu aktaran Çetin, şöyle konuştu:

'Zaten oyunların içerisinde de çeşitli kumar öğelerinin olduğunu biliyoruz. Belki bunun da bazı açılardan değerlendirilmesi gerekir. 'Loot box' dediğimiz, Türkçeye 'ganimet kutusu' diye çevrilen çeşitli kumar öğelerinin, oyunların içerisinde olduğunu biliyoruz. İnternet bağımlılığında ve kumar oynayanlarda suça karışma, dolandırıcılık, zimmet, kredi borçları gibi birtakım suç unsurlarının daha fazla olduğunu gösteren araştırmalar mevcut.'

Dünya Sağlık Örgütünün, gençlerin şiddete sürüklenme nedenleriyle alakalı araştırma verilerini paylaşan Çetin, erken yaşta alkol, tütün ve uyuşturucu kullanımının önemli düzeyde risk faktörü olduğunun ortaya konulduğuna dikkati çekti.

Çetin, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Ergenlik ve suça sürüklenme perspektifinde TÜİK'in verilerine baktığımızda çocukların karıştığı olayların 202 bini suça sürüklenme kapsamında ve bu olayların yüzde 8,2'sinde uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin satışı ya da alınmasıyla ilişkili olduğu bulunmuş. Uyuşturucuya ilişkin suçlar, yaralama ve hırsızlığın ardından 3'üncü sırada en yaygın suç kategorisinde yer alıyor.'

Bağımlılık ve suç konusunda çok boyutlu çözüm modeli öneren Çetin, 'spor yap, bağımlılıktan kurtul' gibi bir önermenin tek başına yeterli olmadığını ileri sürdü. Çetin, 'Hem zihinsel hem sosyal faaliyetlerin hem de fiziksel aktivitenin bir arada yapıldığı çeşitli modellemelerle suçu ve bağımlılığı önleyebiliriz.' diye konuştu.

Yeşilay'ın da bu anlamda kapsayıcı bir önleme modeli geliştirmeye çalıştığının bildiren Çetin, bu konuda Komisyonu bilgilendirdi.

Çetin, önleme mekanizmasının hem ekonomik hem de toplumsal açıdan çok daha maliyetsiz olduğuna dikkati çekerek, Yeşilay'ın yürüttüğü önleme çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Kaynak: AA