İSTANBUL (AA) - Din eğitimi araştırmacısı Prof. Dr. Recep Kaymakcan'ın, İLKE Vakfı bünyesindeki Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi'nin (EPAM) katkılarıyla hazırladığı 'Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu' başlıklı raporu, eğitimciler, yüksek lisans öğrencileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerine tanıtıldı.

İlim Kültür Eğitim (İLKE) Vakfının Üsküdar'daki binasında gerçekleşen toplantıda, Türkiye'de ilkokul kademesinde din eğitimine erişim meselesini ele alan 30 sayfalık rapor katılımcılara anlatıldı.

5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda COP31 yol haritası değerlendirildi
5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda COP31 yol haritası değerlendirildi
İçeriği Görüntüle

EPAM Direktörü Ayhan Öz'ün moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide konuşan Prof. Dr. Kaymakcan, raporun hazırlanma sebebini, içeriğini ve bu konuda yaptığı araştırmaları aktardı.

Kaymakcan, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin, 'erken çocukluk dönemi' diye adlandırdığı okul öncesi ve ilkokul dönemini kapsayan dönemde verilmesinin önemine değindi.

Söyleşi sonrası katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Kaymakcan, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu'nun 2020 yılında kendisinden görüş istemesi üzerine bu konuyla ilgilenmeye başladığını söyledi.

Kaymakcan, görüşlerini kurula sunduğunu, İLKE Vakfının da geçen yıl aynı konuda dünya ve tarihi örnekleri kapsayan, Türkiye'deki uygulamanın anlatıldığı, akla takılan sorulara yanıt olabilecek ve politikalar önerebilecek bir rapor talep ettiğini anlattı.

Bu kapsamda rapor hazırlandığını dile getiren Kaymakcan, 'Dünya örnekleri, Türkiye'nin Osmanlı tecrübesi dahil olmak üzere Avrupa örnekleri, gelişim psikoloji açısından, ilkokulun bütün sınıflarında din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi vermenin önünde bir engelin olmadığı sonucuna ulaştık.' dedi.

- 'Avrupa ülkelerinin tamamına yakınında ilkokulda din dersi olduğunu görüyoruz'

Okullarda din dersinin en fazla Avrupa ülkelerinde verildiğine dikkati çeken Kaymakcan, 'Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamına yakınında ilkokul sınıflarında din dersinin olduğunu görüyoruz. Almanya, İngiltere, Belçika, Norveç buralarda olduğunu görüyoruz.' dedi.

İlkokulda din eğitimi verilmesi konusunda halktan talep olduğunu vurgulayan Kaymakcan, 2014 yılında gerçekleştirilen Milli Eğitim Şurası'nda, ilkokulun bütün sınıflarında din dersi yapılmasına dair karar alındığını, daha önceki şuralarda alınan kararların uygulandığını, sadece söz konusu kararın henüz uygulamaya geçmediğini söyledi.

Türkiye'nin din eğitimi konusunda iyi bir konumda olduğuna işaret eden Kaymakcan, şöyle konuştu:

'Türkiye Cumhuriyeti Devleti, laik, demokratik bir ülkedir. Bu şartlara göre ilk ve orta öğretimde, dördüncü sınıftan başlayarak din kültürü var. Buna herkes katılıyor. Türk milletinin ortak paydasıdır, dini kültürü öğretiyoruz. Burada bakın din eğitimi vermiyoruz, dini kültürü öğretiyoruz. İslam nedir, toplumun bunun yansıması nedir, ahlak nedir, Alevilik nedir, İslam dışı dinler nedir bunu öğretiyoruz. Çünkü bir kimse dindar olsa da olmasa da bu toplumda yaşıyor, kültür olarak da olsa bilmesi lazım. İki, daha fazla din eğitimi almak isteyene 2012'deki '4+4' diye kamuoyunda bilinen yasadan sonra seçmeli 'din ve değerler dersi' konuldu. Daha fazla Kur'an öğrenmek mi istiyorsun, anlamını mı öğrenmek istiyorsun, Kur'an dersi seçeceksin. Orta okulun bütün sınıflarında var, birinci sınıfta alamadın üçüncü sınıfta alırsın veya lisede alabilirsin. Hz. Peygamber'i mi öğrenmek istiyorsun, o var ama bu kimseyi mecbur etmiyor. Temel dini bilgiler dersi var, adap dersi var, istenirse bu genişletilebilir.'

Din ve ahlak konusunda eğitim kalitesini artırmak gerektiğini savunan Kaymakcan, erken çocukluk döneminde ahlaki konulara ağırlık verilebileceğini ifade etti.

Kaymakcan, Cumhuriyet'in ilk yıllarında din eğitiminin ilkokul müfredatında yer aldığını belirterek, 'Atatürk döneminde, 1924 yılında ilkokul 2,3,4,5'te din derslerinin, 'din bilgisi ve Kur'an' diye okullarda iki saat olduğunu biz görüyoruz.' diye konuştu.

- 'Çalışmalar erken dönemde verilen eğitimin daha kalıcı olduğunu ifade ediyor'

Prof. Dr. Kaymakcan, 'Lise çağındaki çocuklarda daha ziyade matematik, fen, Türkçe, 'üniversite sınavına gireyim', buna benzer kaygılar çok yüksek oluyor. Yani lise çağında öğretim dediğimiz konu ön plana çıkıyor. İlkokulda çağında ise eğitim boyutu yani mevcut neslin değerlerini yeni yetişen nesle aktarma konusu önemli oluyor. Bir de son dönemde yapılan çalışmalar bize erken dönemde verilen eğitimin daha kalıcı olduğunu ifade ediyor. Bunun din ve ahlak için de geçerli olduğunu biz söylüyoruz.' dedi.

İslamiyet'in dünya dini olarak anlatılması gerektiğini kaydeden Kaymakcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Biz İslamiyet'i sadece Türkiye'de yaşamıyoruz. Türkiye'nin şu an kendi sınırlarını aşan bir uluslararası siyaset vizyonu var. Bununla uyumlu olarak değişik 'Müslüman ülkelerde İslamiyet nasıl yaşanıyor?', 'Müslümanların azınlıkta olduğu Avrupa'da, Amerika'da, Japonya'da nasıl yaşanıyor?' onları da hafif hafif programa alalım ki dini coğrafi açısından da zihin dünyası gençlerimizin gelişsin. Türkiye'nin genişleyen, ufuk açan dış politikası ile uyumlu hale gelsin.'

Kaymakcan, akademisyen olarak raporu hazırladığını, bundan sonra takdirin karar alıcılarda olduğunu ifade etti.

Program sonunda Vakıf Başkanı Ahmet Sait Öner, Prof. Dr. Kaymakcan'a hediye takdim etti.

Rapor, vakfın internet sayfasında da yer alıyor.

Kaynak: AA