Yazarlar
Umut Yılmazkeçeci Yazdı;Bir Seri Katil Hikayesi
1978 yılından 1995’e kadar içinde akademisyenler, iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarının olduğu birçok yere 16 bombalı saldırı düzenleyerek…
Dahi Bir Seri Katil Hikayesi: 24 Yıl Bir Kulübede Tek Başına Yaşadı!
1978 yılından 1995’e kadar içinde akademisyenler, iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarının olduğu birçok yere 16 bombalı saldırı düzenleyerek 3 kişinin ölümüne ve 23 kişinin yaralanmasına sebep olan “
Harvard’da burs kazanan büyük başarılar elde ederek matematik profesörlüğüne yükselen ve IQ testi 167 çıkan bir dahi! Ve sonrasında seri katile dönüşen bir hikaye. Peki, bu dönüşüm nasıl gerçekleşti? Ted Kaczynski’nin hayat hikayesine hep birlikte bakalım.
Ted Kaczynski, 22 Mayıs 1942 yılında Amerika’da dünyaya geldi. Parlak bir zekaya sahip olduğu için Ted, kısa sürede öğretmenlerinin ve ailesinin dikkatini çekmeyi başardı. Parlak zekasını ölçme amacı ile yapılan IQ testinde 167 puan alarak kendini kanıtladı.
Ted, akademik hayatına oldukça genç bir yaşta başladı. 16 yaşındayken özel burs kazanarak Harvard Üniversitesi’ne yerleşti. Burasa Matematik okumaya başlayan Ted, yurtta tek başına yaşamaya başladı. Ted’in zekası ve öğrenmedeki başarısı en iyi profesörlerin bile kısa sürede dikkatini çekti.
Psikolojik Bir Deneye Katıldı!
Ted, üniversitedeyken bir profesörün yönettiği psikolojik deneye katıldı. Bu deneye katılan denekler aşırı sözlü tacize maruz bırakılarak buna karşı verdikleri tepkiler ölçülüyordu.
Birçok araştırmacı, Ted’in daha sonra yaşadığı sorunların ve yaptığı eylemlerin katıldığı bu psikolojik deneyden sonra gerçekleştiğini düşünüyor.
Çünkü deney sonrası yapılan testlerde Kaczynski’nin ailesine çevresine ve üniversite profesörlerine nefret duygusu beslemeye başladığı belirtilmişti. Yapılan deneylerden sonra Ted tüm insanlardan nefret etmeye başlayan dünyaya ayak uydurmakta zorlanan ve isyan eden birine dönüştü.
Matematik bölümünü bitirdikten sonra yüksek lisans eğitimi alan Ted, bir süre sonra Berkeley Üniversitesi’nde asistan profesör olarak göreve başladı.
Bir Kulübede 24 Yıl Tek Başına Yaşadı!
Asistan profesör olduktan 4 yıl sonra Ted, iyi bir yaşamı ellerinin tersiyle iterek kendini bir kulübeye kapattı. Elektriği ve suyu olmayan bu kulübede 24 yıl boyunca tek başına yaşadı.
1978 yılında 36 yaşındayken ilk eylemini bomba ile gerçekleştirdi! Bir profesöre postayla bir bomba gönderdi. Fakat bomba, profesörün değil kargoyu ilk teslim alan güvenlik görevlisinin elinde patladı.
Bu eylemden sonra Ted, üzerinde “F.C.” (Freedom Club/Özgürlük Kulübü) yazan birçok bombayı çeşitli yerlere göndermeye devam etti. 5.eylemine geldiğinde ise FBI eylemleri gerçekleştiren kişinin peşine düştü. 18 yıl boyunca aranan Ted bu süre boyunca kimse ile iletişime geçmedi. Ted’in abisinin eşi, onun Unabomber olduğundan şüphelenince polise haber verdi ve Ted, 1996 yılında yakalandı.
Bu tarihe kadar Ted gönderdiği bombalarla 3 kişiyi öldürdü ve 24’ten fazla sivili yaraladı.
Ted’in kulübesinden;
Bomba malzemeleri, el yapımı silahlar ve “Endüstriyel Toplum ve Geleceği” başlıklı 35 bin sayfalık bir manifesto çıktı.
35 bin sayfalık manifestosunda toplumu eleştiren ve son yıllarda teknolojinin dünyamızı ele geçirmesine öfkeli olduğunu belirten Ted’in bu yazılarını FBI ülkedeki gazetelere dağıttı. Gazeteyi okuyan kişiler, yazılar karşısında hayrete düştü ve halk arasında Ted’in deli olduğu düşüncesi yayıldı.
Ted, manifestosunda ayrıca; insanların yaşadığı depresyon, anksiyete ve uyku problemlerini göstermemek için kendilerini sürekli meşgul ettiklerini belirtti. Ted, manifestosunda ayrıca toplumdaki negatif durumların sebebinin teknoloji olduğunu ve teknolojik gelişmelerin aile bağlarını zayıflattığını dile getirdi.
Unabomber lakabı ile bilinen Ted Kaczynski, 10 Haziran 2023 tarihinde 81 yaşındayken 27 yıl boyunca Orlando’da tek başına kaldığı hücresinde intihar ederek yaşamına son verdi.
Yazarlar
NATO firik ROTA enginar…
Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.
İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.
Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.
Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.
Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.
Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.
Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.
Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.
İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.
Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.
Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.
Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.
Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.
Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.
Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi
Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.
Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.
Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.
O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.
Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.
Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.
Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.
Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.
Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.
Yazarlar
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.
Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.
Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Ben ona çok değer verdim.”
Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:
“Peki, o senin değerini korudu mu?”
Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.
Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.
Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.
Ve unutmayın…
Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.
Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.
Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.
Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.
Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.
Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen
Yazarlar
Mizah, Mizaç, Mizan…
Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.
Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.
Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.
Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.
Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.
Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.
Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.
Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.
Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.
Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.
Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.
Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.
Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.
Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.
Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.
Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.
Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.
Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.
İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.
İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.
Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.
Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.
Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.
Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.


-
Genel2 hafta önceHerkes Haklı, Herkes Masum, Kimse Sorumlu Değil
-
Yazarlar2 hafta önceKENDİ GERÇEĞİNE KÖK SALMAK: DİJİTAL ÇAĞDA “KENDİ OLMA” DEVRİMİ
-
Özel Haber4 hafta önce“İzmir’in Unutulan Mahallesi: Basmane Sokaklarında Bir Gün”
-
Video4 hafta önceKöln’de Hayat Durdu! 🎭 Karnaval Coşkusu | Kölle Alaaf!
-
Özel Haber5 ay önceİzmir Basın Mensupları Hilton Garden Inn Izmir Bayraklı’nın İftar Yemeğinde Buluştu
-
Video4 hafta önceViyana’da Büyüleyici Gece | Karlskirche’de Vivaldi Dört Mevsim Konseri
-
Almanya4 hafta önceAnuga Köln 2025: Gıda Dünyasının Kalbi Almanya’da Attı
-
Yazarlar2 hafta önceİnsanların En Büyük Açlığı: Anlaşılmak
