Bizi Takip Edin

Yazarlar

Dr.Serap Gülüç Yilmazkececi Yazdı; Son Yardım; Yaşamın Son Anları

yazar

Yayınlandı

Tarih

Tıbbi Onkolog Köln Almanya

Son Yardım 

Yaşamın Son Anları

Ölümü Yaklaşan insanlara son anlarında refakat etmek ve onları son saatlere kadar yalnız bırakmamak , son yolculukta eşlik ve yardım etmek zor olsada kutsal bir görevdir.

Tıb, bütün bilimsel gelişmelere rağmen gelecekte de ölümü engelleyemeyecektir. 

“ Hayatta ölümden başka her şeye çare vardır”.

Ölüm; hayatın doğal bir parçası olmasına rağmen, ölme düşüncesi bir çoğumuzu hâlâ korkutmaktadır. Birçok insan için ölüm hakkinda konusmak bir tabu olmaya devam etmektedir.

Reklam

Ölüm dönemi genellikle bastırılıyor, yakını için çoğunlukla kriz, korku ve güvensizlik dönemine dönüşüyor.

Özellikle  ölüm öncesi süreçte  birçok konuyu konuşmak zorlaşıyor: Örneğin ölmek üzere olan kişi eşini ne kadar sevdiğini, çocuklarının nasıl yetiştirilmesini istediğini, nerede gömülmek istediğini ya da ölümünden sonrası için arzularını dile getirmekten kaçınıyor.

Bu konuları konuşmak birçok insana acı geliyor. Oysa bu konular konuşulduğunda ölümden sonraki süreç duygusal olarak daha da kolay atlatılıyor.

Sevdiklerimiz son yolculuklarına uğurlanırken çoğu zaman nasıl davranacağımızı neler yapabileceğimizi ve ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz .

Bugün size “ son yardım  “  hakkında yazmak istiyorum. Amaç acıyı hafifletmek ve yaşam kalitesini korumak ve nasıl önlemler alınabilinir konusuna değinmek.

Reklam

Her insan, yaşamında farklı izler bırakır, ölüm yaklaşınca son adımda bu yönde olur. İnsanlar, farklı oldukları kadar yaşamlarını son anları da farklıdır. 

“İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür”.

Final, son aşama gerçek ölme aşamasıdır.  Bu dönemde, ölmek üzere olan hastada enerji giderek azalır. Duygular ve düşünceler daha çok içe dönük olmaya başlar, dış dünyaya olan ilgi azalır, güçsüzlük ve yorgunluk artar.

Hasta artık komşunun da tanıdıkların da gelmesini istemez. Sadece kendisine çok yakın gördüğü, güvende birkaç insan dışında tamamile yalnız kalmak ister.

Reklam

O dış dünyadan kopuk, geri çekilmiş ve sadece kendi içine gömülmüş bir ruh halinde geçirir.

Ölmek üzere olan için, dini ihtiyaçlarını bilen ve ona göre davranan birisinin yanında olması çok önemlidir. 

Ölmek üzere olan uykuda geçirdiği zaman ayık olduğu zamandan daha uzun sürer. Hep uyuyormuş gibi görünse de bu süre içerisinde bizim fark edemediğimiz bir çok şeyi kafasından geçirir. İçe dönmeye başlamayla daha az konuşma ihtiyacı hisseder. Sözler anlamını kaybetmeye başlar.

Sessizlik daha da önem kazanır. Zamansızlık başlar. Refakatçi olarak, sessiz birlikteliğe kendimizi bıraktığımızda, sessizliğin iyileştirici gücünü keşfede biliriz, buna katılabiliriz ve ebedi hayatın  bu yönünü anlayabiliriz.

Reklam

1. Ölmek üzere olanın bakım ve tıbbi gözetimi ile ilgili en ön planda olan huzur içinde, ağrısız insana yaraşır bir ölüm hakkıdır. Morfin bizim en etkili acı dindirici ilacımızdır. Doğru kullanıldığında önemsiz yan etkilerle birlikte çok ağrılı durumlarda bile oldukça acı dindirici etkiye sahiptir. Morfin ayrıca nefes darlığında hafifleten tek ilaçtır. 

2. Yemek ve içmek yaşamın en önemli parçaları olduğundan, hasta yakınlarıdaki hastanın kilo kaybı ve iştahsızının hali ile etkilenir. Ölen insan ölmekte olan insanın yemek alışkanlıklara yavaş yavaş değişir. Açlık ve susuzluk giderek azalır. Hiçbir şeyin tadı kalmaz. İştah gelip gider. Belli yiyecekleri görmek ya da koklamak bile mide bulantılarına ve kusmalara neden olabilir. Önce etten, ardından sebze ve diğer sindirimi zor yiyeceklerden vazgeçilir, sonunda yumuşak gıda maddeleri kadar giden bir sürecin ardından artık hiç yenmemeye başlar.

Doğal olarak da açlık ve susuzluk da azalır. Ardından beden yaşamını sürdürmek için yeni bir enerjiye ihtiyaç duymaz hale gelir. Hasta yakınları olarak bu durumu kabul etmek çok zor ” annemi, babamı aç bırakamam düşüncesi sizi zora sokar. Çaresizlik içinde yaklaşan ölümle başbaşa kalırsınız hiçbir şey yemezse ölür, ama en azından sıvı alması gerekir ! “.

Reklam

Yaşamın son anda sıvı ya da kalori desteğinin çok önemi kalmamaktadır. Yemek ve su verme arzusu daha çok ilgi ve yaşam sevinci ile alakalıdır. Sulu beslenme bu dönemde sona erdirilmelidir. Yaşamın bu dönemde hiçbir şey yememesi çok doğal bir durumdur. 

Gıda alımı daha fazla bir yük olarak algılanır. Aşırı miktarda sıvı vücut tarafından artık bu aşamada işlenemez ve vücutta ödem meydana gelebilir. Bunları özellikle kol ve bacak bölgesinde görüyoruz. Bazen nefes almayı da zorlaştırır.

Bu sebepten ölüm dönemindeki hastaya  serum takviyeleri ile faydadan çok zarar verebiliriz.

3. Ağız bakımı

Reklam

Ölmek üzere olan kişi son dönemlerde çok fazla derecede su içme isteği olur. Hemen hemen bütün ölmek üzere olanlar ağız kuruluğundan muzdariplerdir. Artık bardaklarla su içemiyorsa bir çay kaşığı ile küçük miktarlarda ağzına sıvı verebilirsiniz. 

Yutkunamayan hastalarda ise
ağzın tamamen kurumasını önlemek için yine de biraz sıvı verebilir veya en azından dudakları biraz nemlendirebilirsiniz. Ağız bakımı ayrıca dehidrasyonu ve buna bağlı ağrıyı önleyebilir.

Kapsamlı bir ağız bakımı ölmek üzere olan kişi için yapabileceğimiz belkide en önemli şeydir.

4. Huzursuzluk

Reklam

Ölmek üzere olan kişilerde son dönemde  huzursuzluk izlenebilinir. Üstündeki örtüyü atabilir, anlamsız el kol hareketleri yapabilir , yada üstündeki kıyafetleri çıkarmaya çalışabilir, daralıyormuş gibi bir his uyandırabilir yakınlarında. 

Sakince yatagin kıyısına oturursak veya ona yalnız olmadığını hissettirerek onunla bedensel iletişimde bulunursak sakinleşebilir. Gerekirse ağrı ilaçları artırılabilir çünkü ağrılarda huzursuzluk yaratabiliyor.

Ölmek üzere olan insan giderek daha çok uyur bazen çok zor şekilde uykudan uyandırılabilinir. Her türlü zaman duygusunu kaybeder, yanındaki insana artık tanımayabilir, bu durumda o insanlar için acı verici olabilir.

Bilmemiz  gereken karşımızdaki insanın realiteyle yani şu an ile bir bağlantısının kalmadığıdır. Sizin bilmediğiniz bir takım olaylar ve tanımadığınız insanlarla ilgili konuştuğunu da görebilirsiniz .

Reklam

Çok önceden ölmüş ama kendisinin yanında hissettiği insanları görüyor ve onlarla konuşur da olabilir. Onun gerçek dünyaya dönmesine yönelik çabalar ya da halüsinasyon gördüğünü anlatmayı denemek anlamsızdır, aksine onu dinleyerek onu dünyasına girmeye çalışmak gereklidir. 

Bu bizim kendi gerçekliğimizi geliştirebilir.

5. Koma

Bazı insanlar son günlerde komaya girerler. Klinik olarak ölü görünen ve tekrar hayata döndüren insanlara yapılan görüşmelerde, biz onları o halde bilinçsiz olarak da görsek, her şeyi duydukları ortaya çıkmıştır.

Reklam

Duyma hissi en son kaybolan hisdir. Hastayla kendinde olduğu zaman nasıl konuşuyorsanız o şekilde konuşmaya devam edin. Hasta komada bile olsa söylediginiz her şeyi duyar.

Bu yüzden yakınlarınıza önemli bir şey söyleyeceksiniz bunu usulca söyleyin. Çok üzgünüm ya da seni seviyorum ya da ne söylemek istiyorsanız hiçbir zaman geç değildir.

6. Yas zamanı

Ölüm anı geldikten sonra
kendinize zaman ayırın hemen harekete geçmeyin. Bu anın sessizliğini ve etkisini yaşamaya çalışarak vedalaşın.

Reklam

Sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde yas dönemi başlar. 
Kaybı kabul etmek zordur. Kabul edemediğiniz sürece yası yaşamak, yasınızı yaşayamadığınız sürece de gerçeğe dönmek daha da zordur.

Yas bizi derinden kavrayan hayatımızı etkileyen bir olaydır ve zamana, çok zamana ihtiyacımiz vardır…

Yas döneminde hayata devam etmek zor olabilir, zira duygular bugünden daha çok geçmişe yöneliktir.

Ölenden sonra acı ve tatlı anılarla birlikte hayatın zor bir dönemi başlar. Duygular ve hisler ve bilinmeyen gelecek gidip gelen bakışlar gibi zamanla gel git yaşarlar.

Acıya yeterli zaman ve alan bırakılmazsa ölümün acısı daha da uzun sürer.

Reklam
Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

NATO firik ROTA enginar…

Yayınlandı

Tarih

Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.

İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.

Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.

Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.

Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.

Reklam

Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.

Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.

Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.

İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.

Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.

Reklam

Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.

Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.

Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.

Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.

Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi

Reklam

Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.

Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.

Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.

O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.

Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.

Reklam

Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.

Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.

Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.

Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yazarlar

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

Yayınlandı

Tarih

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.

Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.

Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Ben ona çok değer verdim.”

Reklam

Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:

“Peki, o senin değerini korudu mu?”

Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.

Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.

Reklam

Ve unutmayın…

Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.

Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.

Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.

Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.

Reklam

Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.

Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen

Okumaya Devam Et

Yazarlar

Mizah, Mizaç, Mizan…

Yayınlandı

Tarih

Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.

Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.

Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.

Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.

Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.

Reklam

Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.

Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.

Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.

Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.

Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.

Reklam

Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.

Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.

Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.

Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.

Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.

Reklam

Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.

Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.

Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.

İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.

İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.

Reklam

Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.

Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.

Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.

Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.