İSTANBUL (AA) - Yazar Mehmet Hilmi Aygün, 'Operasyon Altın Kubbe: Yeni Dünya Düzeninin Doğum Sancısı' başlıklı söyleşi programında konuştu.
Rami Kütüphanesi'ndeki program açılışında konuşan Hayat Yayın Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Bayrak,'Operasyon Altın Kubbe' romanının bir savaş çağrısı yapmak yerine, yakın gelecekte gerçek olabilecek ihtimalleri ele alan bir politik kurgu romanı olduğunu söyledi.
Bayrak, yayımladıkları eserlerle aynı zamanda bir bakış açısı, bir uyarı ve zihinsel hazırlık çağrısı yaptıklarını belirterek, 'Ulusal düzeydeki iktidar mücadelelerinden, küresel güç dengelerine, perde arkasındaki hesaplardan dünyayı şekillendiren büyük stratejilere kadar okuyucularımıza farklı bir perspektif sunmayı bir sorumluluk olarak gördük. Güçlü analizler ortaya koyduk. Bugüne geldiğimizde birçok şey gerçek oldu. Söylenenler kimi zaman iddialı, kimi zaman erken bulundu. Bugün, görüyoruz ki dünya, o erken denilen tespitlerin tam merkezine gelmiş durumda.' ifadelerini kullandı.
- 'Çocuk edebiyatı çok naif bir alan'
Yazar Aygün, program sonrası AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karaman'ın Ermenek ilçesinde doğduğunu belirterek, 'Bir dağ köyünde doğdum. Ortaokul ve liseyi de bilinçli olarak dışarıdan okudum. Benim babam mütercim tercüman. Osmanlıca, Farsça, Arapça uzmanıdır. Konya'da meşhur bir çarşı var, sadece kitapçılardan oluşuyor. Orada 7-8 yılım geçti. Bir nevi benim mektebim, kendimi yetiştirdiğim yer orası. Orada babamla sürekli Osmanlıca, Arapça çeviriler, tez çalışmalar yaptık. Oradan tarihe özel bir yeteneğim ve ilgim var diyebilirim.' dedi.
Uzun yıllar eğitim ve yayıncılık alanında çalıştığını aktaran Aygün, 'Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde sosyal bilgiler okudum. Uzun yıllar sosyal bilgiler öğretmeni olarak çalıştım. Ardından ilahiyat okuyarak din kültürü öğretmenliğine geçtim. Yaklaşık 10 yıl çocuk dergileri ve yayıncılığı üzerine çalıştım. İşimiz gücümüz çocuk oldu.' diye konuştu.
Aygün, çocuk edebiyatının sınırlarına da dikkati çekerek, 'Çocuk edebiyatı çok naif bir alan. Etik sınırları çok net, şiddetin dozu değil, kendisi bile yer alamaz. Bu nedenle savunma sanayi gibi konuların daha ziyade yetişkinlere yönelik ele alınması gerektiğini düşündüm. Yayıneviyle toplantıda 'Operasyon Altın Kubbe' adıyla bir roman fikri sundum.' açıklamasını yaptı.
Romanın inanç kaynakları, tarih, coğrafya ve modern savunma sanayi bilgisini bir arada gerektiren ağır bir konu olduğunu vurgulayan Aygün, metnin editörler ve farklı alanlardan uzmanlar tarafından incelendiğini kaydetti.
Mehmet Hilmi Aygün, danışmanların ana kurguya müdahale etmediğini, herkesin kendi uzmanlık alanına ilişkin katkı sunduğunu belirtti.
- 'Çocukları uyandırmamız gerekiyor'
Yazım sürecinde yaşadığı zorluklara da işaret eden Aygün, şu bilgileri verdi:
'Çocuk edebiyatı çok zor bir alan. Bir şeyi uzun uzun anlatmak kolaydır ama bir şeyi kısa ve çocuğa uygun anlatabilmek, ciddi gayret gerektiriyor. Rahime Demir Bulut'un 'Çocuklar için yazan, herkes için çok rahat yazar.' diye sözü var. Çünkü çocuk sınırlıyor. Etik sınırlar, edebi sınırlar, birtakım pedagojik sınırlar var. Siz dar alanda buz pateni yapmaya çalışıyorsunuz. Yetişkin ve kurmaca edebiyatında o sınırların pek çoğu kalkıyor. Donmuş bir gölün üzerinde paten yapmaya benziyor bu. Düşüp bir yerini kırmadığı müddetçe problem yok.'
Ebeveynlere de mesaj verildiğini dile getiren Aygün, 'Nihayetinde biz bu topraklarda yaşıyoruz ve her zaman çiçek böcek edebiyatı yapamayız. Eğer ufukta bir kara bulut varsa orada şimşekler, yıldırımlar çakıyorsa birisi 'Kara göründü.' diye direkten bağırıyorsa bu benimdir. Ebeveynlere bunu göstermeye çalışıyorum. Çocukları uyandırmamız, silkelememiz gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Aygün, sosyal medyanın diplomasinin yapamadığını başardığını belirterek, 'Şimdiki gençlerde ne bir Osmanlı hayranlığı ne de düşmanlık görüyorum. Daha tarafsız ve özgün bir yaklaşım var. 'Onlar bizim geçmişimiz. Biz de hatalar yaptık' diyebiliyorlar.' dedi.
Gençlere yönelik eleştirilere de değinen Aygün, 'Son 20 yılın gençliği, bizim uzun yıllardır yapamadığımız birçok şeyi başardı. Teknofest'e katılan, İHA ve SİHA'ları geliştiren, bilimsel çalışmalar yapanlar bizim çocuklarımız. Bu nedenle gençleri istisnalar üzerinden hor görmemek gerekiyor. Gerçekten yeni bir gençlik geliyor. Türkiye'nin gençleri çok daha duyarlı.' ifadelerine yer verdi.
Aygün, etkinliğin sonunda katılımcılara kitaplarını imzaladı.




