logo

14 Kasım 2024

Av.Yusuf Akın yazdı;LİYAKAT

Yusuf AKIN

Yusuf AKIN
yusuf@avrupahaberler.com

Son yıllarda dilimizden düşmeyen kelime üzerinden bir okuma yapmak istiyorum siz değerli okurlara. Siyasi ve bürokratik tartışmalarda dillerden düşmeyen bu kelimenin, daha doğrusu kavramın biraz üzerinden geçelim. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne göre liyakat kelimesi, değerli, iş bilmek ve ehli olmak anlamları taşır. Bu tanımlamadan hareket ettiğimizde bir kişi iş, siyaset veya bürokrasi alanında herhangi bir konuma geldiğinde o yeri hak edecek yeterliliğe sahip olduğunu düşünürüz. Sizi o pozisyona getiren kişilerin kendi geldikleri konuma da liyakatla geldiğini düşünmek, bilmek isteriz. Zira ancak kendisi bir mevkiye liyakatla gelen kişiler aynı şekilde atamalar yapabilmektedir.

       Ben şimdi konuyu biraz siyaset alanına çekmek istiyorum. Siyasi partilerin gerek milletvekili, gerek belediye başkan adayı belirleme süreçlerinde kamuoyu ile paylaştıkları söylemler ile eylemleri arasında makuliyet problemi oluşmaya başladı. Bir seçim bölgesinde o bölgenin iç dinamiklerini bilen, belli alanlarda ehil olan, entelektüel, araştıran, sorgulayan, objektif, akılcı politikalar uygulayabilecek kişileri adaylaştırmak yerine, birisinin yeğeni, kuzeni, başkanın en yakın arkadaşı, filancanın adamı gibi gayet “samimi” tercihlerle hareket ediliyor. Konuşurken en çok kullandıkları kelime olan “liyakat” kelimesi hemen rafa kaldırılıyor. Belli bir zümrenin ya da kişinin adamı olarak o koltuklara oturan fakat hiç bir şekilde o koltuğun hakkını veremeyecek vizyonsuz başkanlar beliriyor siyaset sahnesinde. Bu tarz atamalar da kamu nezdinde hem partileri hem de kişileri değersizleştirmektedir.

      Liyakaten değil de, siyaseten o makama gelen- getirilen belediye başkanlarının yönetim şekillerine baktığımızda da gerçekten içler acısı görüntülerle karşılaşıyoruz. Oralarda da şu tarz durumlar önümüze çıkıyor. “Elimizde bir pozisyon var buna en ehil kişiyi bulmalıyız” yerine,  “Elimizde biri var o kişiye bir mevki bir pozisyon vermemiz gerekiyor” a dönüyor. Siyaset sahnesi kişiye göre iş yerine, işe göre kişi belirlemediği sürece bu kısırdöngü sürüp gidecektir. Hasılı belediye başkanı belirlerken gösterilmeyen hassasiyet, doğal olarak birçok alana sirayet etmesi kaçınılmaz oluyor. Elbette bu örnekler her zaman negatif olmuyor, kimi zaman pozitif durumlarla da karşılaşıyoruz, lakin bu örnekler de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az oluyor. Bir vatandaş olarak belli bir uzmanlık alanınızdaysanız sizin uzmanlığınızı tanımlayan birime gidip meramınızı anlatmaya çalışırsınız karşı tarafın sizi anlamasını beklersiniz (ki insanın en çok istediği şeydir anlaşılmak) fakat birim yetkilisinin sizi anlamadığını, anlayacak kapasitede olmadığını fark ettiğinizde büyük bir hayal kırıklığı yaşarsınız. Çünkü o birim yetkilisi oraya liyakatla atanmamıştır. Bir belediye çalışanı amir, müdür, koordinatör gibi görevlere siyaseten ya da yakınlık üzerinden gelip sanki orayı hak etmiş gibi davrandığında gülünç duruma düşmektedir. Bulunduğu konumdaki yetersizliğini ego ve otoriter yönetim anlayışı ile kapatmaya çalışır. Böyle durumlar parti ayrımı yapmaksızın maalesef sık sık yaşanıyor ülkemizde. Gönül ister ki kamuda, siyasette ve hayatın her alanında liyakatlı, vizyoner kişiler görelim ama benim umudum yok. Bir çok platformda söylediğim bir sözü söyleyerek yazımı bitirmek istiyorum..

 “Vizyonu olanları yetkisi,  yetkisi olanların vizyonu yok”.

#

SENDE YORUM YAZ

4+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Entrika, kaos, siyaset, lisan, din ve ideolojik ayrılıklar…

    13 Haziran 2026 Yazarlar

    Asırlardır bitmeyen bir çilenin içinden geçiyoruz. Entrika, kaos, siyaset, lisan, din ve ideolojik ayrılıklar... Ne hazindir ki Türk milleti, tarih boyunca en büyük zaferlerini dış düşmanlara karşı kazanırken, en çetin mücadelesini kendi içinde vermektedir. Nedendir bilinmez , konu Osmanlı Devleti olunca akıllara yalnızca Osmanlıca gelir. Altı asır boyunca üç kıtaya hükmetmiş, ilimde, sanatta, mimaride ve devlet yönetiminde dünyanın sayılı medeniyetlerinden biri olmuş bir cihan devletini yalnızca bir dil tartışmasına indirgemek, tari...
  • Korundukça Yalnızlaşmak

    13 Haziran 2026 Yazarlar

    İnsanlık tarih boyunca birbirine ulaşmanın yollarını aradı. Kıtaları aşan gemiler yaptı, okyanusların altına kablolar döşedi, gökyüzüne uydular gönderdi. Bugün dünyanın öbür ucundaki bir insanla saniyeler içinde konuşabiliyoruz. Hatta birbirimizi görebiliyoruz. Ama bütün bu ilerlemeye rağmen cevaplanmamış bir soru hâlâ karşımızda duruyor: Neden birbirimize bu kadar yakınken, bu kadar uzağız? Belki de mesele hiçbir zaman fiziksel mesafeler değildi. Çünkü insanlar çoğu zaman kilometrelerle değil, korkularla ayrılırlar. Birçok ilişki...
  • “Bazı Şehirler Kazanmaktan Çok Beklemeyi Öğrenir”

    06 Haziran 2026 Yazarlar

    Evet sevgili Avrupa Haberler takipçileri, bildiğiniz üzere ben yazarlık ve yorumculuk kariyerime NBA ile başlamıştım. Dünyanın merkezi olarak görülen New York şehiri 53 yıldır NBA şampiyonluğu yaşayamamanın hasretini taşımakta. Geçen gece oynanan NBA Finalleri 2.maçında kıran kırana bir mücadeleden sonra New York 105-104 maçı kazanarak seride 2-0 öne geçip önümüzdeki 2 maçı New York'ta oynayarak büyük bir avantaj elde etti. Şu an New York Knicks 53 yıllık hasretini bitirmeye çok yakın. İşte bu yüzden New York şehrinin bu takımının geçmişteki 5...
  • Mutlak’a arayacağız…

    25 Mayıs 2026 Yazarlar

    Avukat Yusuf Akın yazdı; Mutlak'a arayacağız... Dizleri kireç tutmuş malak çamurda, düz ayak. Her zaman keser kendine dönük sonsuz kıyak. Uçurumlar önünde koca yığınlar bitkin mahzun. Bu yol kısa bir ömür değil, var oluş kadar uzun. Çürük çekme halat koymuş,yüz yıllık ulu çınara. Bir yanı kişisel hırs ve öfke, diğer yanı zampara. Milyonlar umut diye bekler, beton insanlar önü. Şaşırmış bir ihtiyarlar meclisi,sonu toprak yönü. Kim bulacak bu masum ve yetim halka çözüm. Bir çekilin kenara, torunlarınızı sevi...