Almanya’nın eski Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, katıldığı “Markus Lanz” programında İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonları eleştirdi. Gauck, Netanyahu hükümeti ve aşırı sağcı koalisyon ortaklarının politikalarından “tam anlamıyla dehşete düştüğünü” söyledi. Yine de, İsrail’in güvenlik hakkını savunarak ülkenin 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği “barbarca saldırıya” karşı meşru savunma hakkına sahip olduğunu vurguladı.
“Bu Böyle Devam Edemez”
Gauck, Gazze'de çok sayıda sivilin zarar gördüğünü belirterek, “Bu bir soykırım değil ama sorumsuzca; çünkü orantısız. Suçlular cezalandırılırken masum insanlar da büyük acılar çekiyor,” dedi. Almanya'nın İsrail ile dayanışma içinde olması gerektiğini savunan Gauck, “Ancak bu, her zaman sessiz kalmamız gerektiği anlamına gelmez,” ifadelerini kullandı.
Duygusal anlar yaşayan Gauck, Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını da eleştirdi ve bu politikaların “kibirli ve umudu yok eden” bir tutum içerdiğini söyledi. Eleştirilerinin temelinde “derin bir üzüntü” olduğunu dile getirdi.
Savaş Tehdidini Görmezden Gelmeyin
Programda Ukrayna’daki savaş da gündeme geldi. Gauck, Avrupa’da barışa olan alışkanlık nedeniyle savaş tehdidinin küçümsendiğini belirtti. “Tehlike yalnızca potansiyel değil, gerçek bir savaş var,” diyen Gauck, hem aşırı sağ hem de aşırı sol çevrelerin bu tehdidi inkâr etme eğiliminde olduğunu söyledi.
Putin’in “Korku Stratejisi”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Batı’ya karşı “bir dizi tırmanış adımı” attığını belirten Gauck, bu adımların bilgi savaşları, altyapı saldırıları ve propaganda yoluyla gerçekleştiğini ifade etti. Gauck, Putin’in özellikle Alman toplumundaki korkuları hedef aldığını, “Fransa veya Polonya’daki komşularımıza göre daha çabuk korkuyoruz,” sözleriyle dile getirdi.
Savaş Çocukluğu: Gauck’un Kişisel Anıları
1940 yılında savaşın ortasında doğan Gauck, çocukluk anılarını da paylaştı. “Rostock’ta sirenler çalarken annemin ve büyükannemin gözlerindeki korkuyu hatırlıyorum,” diyen Gauck, savaşın sonunda Rus askerlerinin gelişini “özgürlük değil, korku” ile hatırladığını belirtti. Özellikle kadınların o dönemde derin bir endişe yaşadığını vurguladı.