İSTANBUL (AA) - Hayrat Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle Genç Hayrat tarafından düzenlenen, 'Kültürel Mirasın İzinde Osmanlı Türkçesi Yarışması'nın final programı İstanbul'da gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesi Konferans Salonu'nda düzenlenen programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, köklerle kurulan bağın kıymetli olduğunu ifade etti.
Hayrat Vakfı ve gönüllülerinin olağanüstü bir iş yaptıklarını belirten Gül, 'Tabii bunun yapılabilmesi için ülkenin normalleşmesi lazım. Burada da başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, ona destek veren, Türkiye'mizin normalleşmesine katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz. Türkiye normalleştikçe, şartlar olgunlaştıkça, milletimizin kökleriyle buluşması, milletimizin değerleriyle buluşması ve bu anlamda ortada engellerin kalkmasıyla daha da hızlanıyor.' diye konuştu.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, gençler tarafından Osmanlıca okumanın ya da öğrenmenin şimdilerde doğal karşılandığını, bundan 10-15 yıl önce ise Osmanlıca öğrenmenin bir tabu olduğunu söyledi.
Erdoğan, 'Birisi kalkıp 'Eski harflerle yazılan metinleri okumak istiyorum, bununla ilgili bir eğitim alayım.' dese, bu bir sorun teşkil ediyordu. Bununla ilgili birileri hemen itirazlarını seslendiriyorlardı. Şimdi bu hamdolsun normalleşti. Bu bizim kendi dilimiz, kendi metinlerimiz, kendi geçmişimiz, kendi tarihimiz.' diye konuştu.
Yüksek lisans eğitimini Harvard Üniversitesi'nde tamamladığını belirten Erdoğan, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin yaptıkları konuşmanın Latince gerçekleştirildiğini, konuşmayı dinleyenlerin büyük bölümünün Latinceyi anlamadığını, buna rağmen üniversitenin bu geleneği sürdürdüğünü aktardı.
Geleneğin korunmasının önemine işaret eden Erdoğan, kültürel mirasın yaşatılmasının eğitim anlayışının bir parçası olduğunu kaydetti.
- 'Gençlerimiz hem daha fazla okusunlar hem daha fazla kelime dağarcığına sahip olsunlar'
Erdoğan, Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsça öğrenmenin öğrencilerin kelime hazinesini zenginleştirdiğini, bu birikimin yabancı dil öğrenimini de kolaylaştırdığını ve Batı dünyasında Shakespeare gibi klasik eserlerin yaşatıldığını belirterek, şunları söyledi:
'Ben niye 500 yıl önce bir aleme hükmetmiş Kanuni Sultan Süleyman'ın şiirini bugün okuyup da anlayamayayım? Veya anlasam bundan kim zarar görebilir? Dolayısıyla ben bu çalışmanın, gençlerimizin kelime dağarcığının, hazinesinin güçlenmesinde, geçmişiyle olan bağlarının güçlenmesinde çok önemli vazife ifa ettiğini düşünüyorum. Üstelik bugün Milli Eğitimimizin soru türlerinde yaptığı güncellemeler, gidişat, artık okuyan öğrencinin her ders türünde daha başarılı olmasını sağlayacak. Onun için ümit ediyorum ki gençlerimiz hem daha fazla okusunlar hem daha fazla kelime dağarcığına sahip olsunlar.'
Eğitim ve kültürel çalışmaların siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, 'Ümit ediyorum ki siyasi tarafgirliklere, bağnazlıklara, yani bağnaz kesim çünkü, aslında bunu öğrenene bağnaz diyorlar ama gerçek bağnazlığı bunu diyenlerde görmek lazım. Dolayısıyla bu tür bağnazlıkları bir tarafa bırakıp, her türlü gençlerimizin potansiyelini güçlendirecek olan, her türlü kendi geçmişimizde güçlü köklerimiz olduğunu fark etmemize yol açacak olan çalışmayı desteklemek gerektiğini düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.
Bilal Erdoğan, gençlerin mezar taşlarından yazma eserlere kadar tarihi metinleri okuyup anlayabilecek donanıma sahip olması gerektiğini belirterek, toplumların geçmişleriyle bağ kurarak ve kültürel birikimlerini koruyarak geleceğe daha güçlü yürüyebileceğini söyledi.
- 'Osmanlıca dediğimiz şey Türkçedir, çocuklarımıza bunu özellikle belletmek gerekir'
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, dil bayrağını en yükseklerde tutmaya çalışan Hayrat Vakfı'na gayretleri için teşekkür ederek, şunları kaydetti:
'Dil bayrağı çok önemli bir husustur. Biz, bayrağımıza yapılan bir saldırıdan dolayı geçmiş yakın bir zamanda, ikinci dönemi biliyorsunuz, bayrak sevgisi temasıyla etkinlikleriyle başladık. Ama dil bayrağımıza epeyce bir saldırılar var. Biz bu saldırıları bertaraf ederek, ötesinde ne kadar yükseğe çıkartabilirsek, çıkartmamız gerektiğini unutmamamız lazım. Bu anlamda Cumhurbaşkanımızın himayesinde, Bakanımızın önderliğinde açıklamış olduğumuz Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin merkezinde dilimiz, Türkçemiz yer almaktadır.'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in dille ilgili bir ifadesine atıfta bulunan Yelkenci, sözlerine şöyle devam etti:
'Dil, kültür unsurlarını yarınlara, istikbale taşımanın yegane vasıtasıdır. Dolayısıyla bunu ne kadar güçlü tutarsak, Türkistan'dan Balkanlar'a bunun izlerini ne kadar güçlü bir şekilde bırakabilirsek, millet olarak istikbalde, yarınlarda o kadar güçlü bir şekilde var olabiliriz. Göktürk abidelerinden Selimiye Camisi'ne, bugün üretilen bütün eserlere kadar kültür varlığımı bizim için kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Ancak bunu kesintiye uğratma girişimleri milletimizin ferasetiyle her defasında başarısız olmaktadır. Osmanlıca öğrenmek diye bir şeyden bahsetmemek lazım. Çünkü Osmanlıca dediğimiz şey Türkçedir, çocuklarımıza bunu özellikle belletmek gerekir.'
Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, düzenlenen yarışmanın çok kıymetli olduğunu ifade ederek, 'Kaybedeni olmayan bir yarışma. Her bir öğrencimiz yeni kelimeler öğrendiler, Osmanlıca öğrenmiş oldular ve kendilerine aslında bu anlamda değer katmış oldular.' dedi.
Eminoğlu, '1966'da başlayan, bugüne kadar ara ara kesintiye uğrasa da, günümüzde milyonlarca kişiye Osmanlıca eğitimi verilen bir noktaya gelmiş durumdayız. Bu çok kıymetli. Bunlar daha da ileriye taşınacaktır. Okullarda, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençlik merkezlerimizde, yine gençlik kamplarında da bu eğitimlerimiz aralıksız devam ediyor. Bundan sonraki süreçte de üniversite topluluklarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, derneklerimizle, vakıflarımızla bu çalışmaları daha ileriye taşımak için elimizden gelen mücadeleyi ortaya koyacağız.' diye konuştu.
- 'Bizim kimliğimizi, karakterimizi mensup olduğumuz kültür belirliyor'
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Mahir Ünal ise, 'Bizim kimliğimizi, karakterimizi mensup olduğumuz kültür belirliyor. O yüzden kültürel mirası tek başına düşünmemek ve kültürel mirasın varisleri olarak kendimizi görmemiz gerekiyor. Yani ben bugün bu salonda bu kültürel mirasın genç varislerini görüyorum ve o genç varislerin bu konudaki istekli, inançlı, heyecanlı tavrı bizi heyecanlandırıyor.' ifadelerini kullandı.
Kültürel mirasın taşıyıcısının dil olduğunu kaydeden Ünal, şöyle devam etti:
'Eğer bir diliniz yoksa, kültürel mirasın da taşıyıcısı olamazsınız. Yani bugün o büyük Osmanlı, Selçuklu mirasının taşıyıcısı, burada ekranda gördüğünüz dildir. O yüzden Hayrat Vakfı'nı tebrik ediyorum. Çünkü bu mirası bu dil ile birlikte taşıyacağız ve bizim zihnimizin temel yapı taşları olan kelimeler ve kavramların ruhunu ve anlamını da bu dil ihya ediyor. Eğer mündemiç ile münderiç arasındaki nüansı bilmiyorsak, zihnimiz bir fikir inşa edemez. Yani düşünme setlerimizi oluşturabilmemiz için elimizde kelimelerden ve kavramlardan oluşan setlerimizin olması gerekir.'
- Finale kalan 10 öğrenciye 'Umre' ödülü
Türkiye genelinde 500 Anadolu ve Fen Lisesinden 7 bin öğrencinin katıldığı projede, çevrim içi sınavda ilk 10'a giren öğrenci finale katılmaya hak kazandı.
Yarışmada, finale kalan 10 öğrencinin tamamının umre ile ödüllendirilmesine karar verildi.
Programda, Genç Hayrat Başkanı Kürşat Karaca, günün anısına İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan'a celi sülüs ile yazılmış eser hediye etti.
Programa, Kağıthane Kaymakamı Yüksel Kara, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin ile vakıf temsilcileri ve öğrenciler katıldı.
Aile fotoğrafı çekiminin ardından program sona erdi.




