İSTANBUL (AA) - ÖZLEM LİMON - 'La Casa de Papel'deki 'Marsilya' rolüyle uluslararası üne kavuşan oyuncu Luka Peros, tabii'nin orijinal dizisi 'Asylum'da, perde arkasındaki gizemli güç olarak seyirci karşısına çıkıyor.
Suç adasında geçen ve karanlık ilişkiler ağını merkezine alan Asylum'da hikayeye kritik bir eşikte dahil olan Peros'un karakteri, organizasyonun bilinmeyen yüzünü görünür kılarken olayların seyrini de değiştiriyor.
TRT 1'in 'Mehmed: Fetihler Sultanı' dizisinde Bizans İmparatorluğu'nun son dönemine damga vuran komutan Giovanni Giustiniani'yi de canlandıran başarılı oyuncu, uluslararası projelerden tarihi dramalara uzanan kariyeriyle adından söz ettiriyor.
- 'Hiçbir şeyi saklamam gerekmedi'
Asylum dizisine ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Peros, küresel mülteci krizinin birçok ülke için son derece zor bir sorun olduğunu dile getirdi.
Luka Peros, mültecilerin sağlık ve güvenli geçişlerinin sağlanmasından sorumlu kurumlar aracılığıyla hareket etmek istediklerini, ancak sürecin büyük acı ve hüzne yol açtığını söyledi.
Hikayenin hem insani hem de kurgusal boyutunun dikkati çektiğini belirten Peros, 'Beni cezbeden aslında kurgusal kısmı, akıl hastanesi gibi bir ada fikri. Bu çok ilginç, distopik ve çok korkutucu bir fikirdi. Canlandırdığım karakter gibi çok sayıda karakter, Batı uygarlığında, dünyanın dört bir yanında var. Bunu saklamıyorlar. Sorun da bu. Hiçbir şeyi saklamam gerekmedi. Durumdan duydukları tiksinti ve iğrenmeyi açıkça gösteriyorlar ama bununla başa çıkmıyorlar. Bu yüzden onlara yazıklar olsun.' ifadelerini kullandı.
Başarılı oyuncu, projede yer almasının oyunculuk kariyeri için yeni bir adım olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
'Her rolde yeni bir şey öğreniyor, yeni bir dünya keşfediyorsunuz ve farklı profesyonellerle çalışıyorsunuz. Benim de öyle oldu. Ayrıca mesleğimin de harika bir okul olduğunu düşünüyorum. Bir sanatçı olarak bu şekilde büyüyorsun. Bu yüzden (bu proje) daha farklı bir şeye doğru bir sonraki adımdı. Harika meslektaşlarımla tanıştım. Harika bir iş çıkardıklarına inanıyorum. Onlar benden çok daha zor durumdaydı. Çok fazla çekim günüm olmadı. Zor durumlarda uzun süre çok çalıştılar. Onlara şapka çıkartıyorum.'
- 'Aileleri ve çocukları için daha iyi bir yaşam arıyorlar'
İnsanların çıktıkları yolculuğa, hayatlarını değiştirme ve daha iyi hale getirme çabalarına saygı duyulması gerektiğinin altını çizen Peros, şöyle devam etti:
'Kaçtıkları hayatların son derece kusurlu ve zor olduğu görülüyor. Umarım bu durum şefkat, empati, sevgi ve kabul duygularını uyandırır. Onlardan uzaklaşmak ya da onları reddetmek yerine anlamaya yönlendirir. Çünkü onlar sizin toprağınızı ya da işinizi almak için gelmiyor. Aileleri ve çocukları için daha iyi bir yaşam arıyorlar. Aynı durumda siz olsaydınız ne yapardınız? Bunun en hızlı ve açık örneklerinden biri, zulümden ve baskıdan kaçan insanlar tarafından kurulan Amerika Birleşik Devletleri'dir. Bugün ise ABD'nin başkalarını reddetmesi biraz paradoksal değil mi?'
Luka Peros, dizideki kurgunun hem heyecan verici hem de ürkütücü bir tarafı olduğuna işaret ederek, 'Bence bu, hikayeye eklenen kurgusal bir dokunuş. Televizyonu etkileyici ve heyecan verici kılan da bu. Ancak aynı zamanda ürkütücü bir tarafı var. Birinin böyle bir ada organize edip hayatlarını iyileştirmeye çalışan insanlara dolaylı yoldan işkence etmesi fikri korkutucu, tehlikeli, ürkütücü ve endişe verici. Çünkü gerçek hayatta da gerçekten böyle düşünen insanlar var. Bu yüzden bundan hoşlanmıyorum. Üzgünüm, olumsuz olmak istemem ama bu gerçekten çok zor bir sorun. Öte yandan bu dizi bir yandan izleyiciyi eğlendirmeyi, bir yandan da bir mesaj vermeyi amaçlıyor ve bunu her zaman göz önünde bulundurmak gerekiyor.' görüşünü paylaştı.
- Asylum, tüm bölümleriyle tabii'de izlenebiliyor
Savaş, göç ve sömürgecilik temalarını distopik evren üzerinden ele alan, modern dünyanın karanlık yüzüne sert eleştiriler getiren dizi, tüm bölümleriyle tabii'de izlenebiliyor.
Senaryosu Ümit Cihan Canpolat'a ait dizinin yönetmen koltuğunda Ozan Uzunoğlu oturuyor.
Dizi, savaşın yıkımından kaçan bir ailenin, yeni bir gelecek hayaliyle çıktığı yolculuğun distopik evrende karanlık çıkmaza dönüşmesini konu alıyor.
Yapım ülkelerindeki savaş sonrası hayatta kalmak ve Avrupa'ya ulaşmak umuduyla yola çıkan Barad ailesinin, kendilerini Asylum adı verilen gizemli ve izole adada tutsak bulmalarıyla başlıyor. Dış dünyadan izole edilmiş gizemli adada tutsak edilen aile, hayatta kalabilmek için kendileri gibi mültecilerle birlikte ölümcül oyunlara zorlanıyor.





