Bizi Takip Edin

Yazarlar

MAYIS ÇİÇEĞİ

yazar

Yayınlandı

Tarih

İnsanın hayatla kurduğu ilişki, çoğu zaman mevsimlerin diliyle anlaşılır.

Her mevsim, kendi içinde bir ruh taşır, bir hafıza bırakır insana. Bahar ise bu hafızanın en taze sayfasıdır. Özellikle Mayıs, yalnızca bir takvim aralığı değil, varoluşun yeniden hatırlandığı, tabiatın insana “yaşadığını fark et” dediği bir eşiktir. Çiçeklerin en görünür olduğu bu zaman dilimi, aslında insanın iç dünyasında en görünmeyen çatışmaların da en çok hissedildiği dönemdir.

Zamanın Sessiz Öğretisi

Her mevsimin bir çiçeği vardır , her çiçeğin de insana söylediği bir hakikat… Ancak modern insan, çoğu zaman bu hakikati duyamayacak kadar zihinsel bir kalabalığın içindedir. Bayramlar, özel günler ve mevsim geçişleri, aslında insana kısa süreli bir “durma” alanı açar. Kırgınlıkların geçici olarak ertelendiği, tebessümün zorunlu olmaktan çıkıp bir hatırlayışa dönüştüğü anlardır bunlar. Fakat bu anların kıymeti, yaşanırken değil kaybedilince anlaşılır.

Reklam

Çünkü insan, çoğu zaman içinde bulunduğu ânı yaşamaktan ziyade, ya geçmişin gölgesine ya da geleceğin muhtemel kaygılarına sığınır. Bu zihinsel kaçış, onu “şimdi”den uzaklaştırır. Oysa en hakiki zenginlik, tam da o an nefes alabildiğini idrak edebilmektir.

İnsan ve Algı Yanılsaması

İnsanın yaratılışındaki “eşref-i mahlûkat” sıfatı, ona yalnızca üstünlük değil , aynı zamanda büyük bir idrak sorumluluğu yükler. Lakin bu idrak çoğu zaman örtülür. Zengin ya da fakir, güçlü ya da zayıf ayrımı fark etmeksizin insan, mutluluğu çoğu kez ulaşılması gereken uzak bir hedef gibi görür. Oysa mutluluk, çoğu zaman kapıyı aralayan küçük bir farkındalıkta gizlidir.

Mayıs çiçeği burada sembolik bir karşılık bulur :

Reklam

Açan her çiçek, aslında insana “olanı gör” diye seslenir. Fakat insan zihni, çoğu zaman “olmayanın” hayaliyle meşguldür. Bu yüzden sahip olduklarının değerini fark edemez varlığı, yokluğun gölgesinde silikleşir.

Denizin Hafızası ve İnsan Kalbi

Deniz metaforu, insanın duygu dünyasını anlamak için güçlü bir aynadır. Deniz, kendisine bırakılanı bazen derinliklerinde tutar, bazen kıyıya geri bırakır. Çünkü her yük, onun doğasına ait değildir. İnsan ise tam tersine, kendisine ait olmayan ya da artık taşınması gerekmeyen duyguları bile yıllarca içinde tutma eğilimindedir.

Öfke, özlem, kayıp, pişmanlık… Bunların her biri insan ruhunda birikerek zamanla ağır bir iç yük oluşturur. Fakat insan, çoğu zaman bu yükü bırakmak ile onu dönüştürmek arasındaki farkı ayırt edemez. Böylece duygu, yaşanan bir deneyim olmaktan çıkar , kalıcı bir ağırlığa dönüşür.

Reklam

Oysa her duygu, yaşandığı anda anlamlıdır. Onu sonsuzlaştırmak, insanı şimdiden koparır. Bu kopuş ise hayatın akışını değil, algısını bozar.

Anı Yaşamanın Hikmeti

İnsanın en büyük imtihanlarından biri, zamanı doğru okuyabilmesidir. Ne geçmişi inkâr etmek ne de geleceği tamamen göz ardı etmek mümkündür. Lakin asıl denge, insanın bulunduğu âna yerleşebilmesidir.

Mayıs çiçeği bu anlamda bir semboldür Geçici olanın içinde kalıcı bir mesaj taşır. Açar, güzelleştirir ve sonra gider… Ama geride bir farkındalık bırakır

Reklam

Hayat, kaçırıldığında değil, fark edilmediğinde eksilir.

İnsan da tıpkı mevsimler gibi, kendi iç dönüşümünü yaşamak zorundadır. Aksi hâlde ya geçmişin kıyısında biriken bir yük olur ya da hiç gelmeyecek bir geleceğin hayalinde kaybolur.

Belki de en büyük hakikat şudur:

Güneş doğarken onu seyretmeyi bilen için, hiçbir an sıradan değildir…

Reklam

Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

NATO firik ROTA enginar…

Yayınlandı

Tarih

Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.

İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.

Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.

Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.

Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.

Reklam

Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.

Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.

Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.

İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.

Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.

Reklam

Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.

Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.

Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.

Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.

Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi

Reklam

Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.

Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.

Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.

O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.

Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.

Reklam

Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.

Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.

Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.

Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yazarlar

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

Yayınlandı

Tarih

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.

Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.

Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Ben ona çok değer verdim.”

Reklam

Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:

“Peki, o senin değerini korudu mu?”

Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.

Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.

Reklam

Ve unutmayın…

Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.

Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.

Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.

Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.

Reklam

Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.

Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen

Okumaya Devam Et

Yazarlar

Mizah, Mizaç, Mizan…

Yayınlandı

Tarih

Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.

Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.

Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.

Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.

Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.

Reklam

Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.

Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.

Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.

Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.

Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.

Reklam

Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.

Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.

Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.

Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.

Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.

Reklam

Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.

Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.

Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.

İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.

İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.

Reklam

Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.

Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.

Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.

Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.