Yazarlar
Düsseldorf MEDICA 2025: 72 Ülke, 5000 Firma ve Sahadan Gözlemlerim
Düsseldorf MEDICA 2025: 72 Ülke, 5000 Firma ve Sahadan Gözlemlerim
Düsseldorf’a her gelişimde kentin dinamizmini hissederim ama MEDICA haftası bambaşkadır. Bu yıl da dünyanın en büyük tıp ve sağlık teknolojileri fuarına bizzat katılarak, hem sektörün nabzını tuttum hem de geleceğin sağlık çözümlerini yerinde inceledim.
Daha Messe Düsseldorf’un kapısından içeri adım atar atmaz, uluslararası bir laboratuvarın içindeymişsiniz gibi bir his kaplıyor insanı. 72’den fazla ülkeden gelen sağlık profesyonelleri, mühendisler ve teknoloji üreticileri aynı çatı altında buluşmuştu. Koridorlarda yürürken her adımda farklı bir dil, farklı bir teknoloji ve farklı bir vizyon karşınıza çıkıyor.
Bu yıl fuara yaklaşık 5.000 firma katıldı. Yapay zekâ ile güçlendirilmiş görüntüleme cihazları, robotik cerrahi sistemleri, mobil sağlık çözümleri ve dijital hastane teknolojileri… Hepsini tek tek dolaştım, inceledim, firmalarla birebir sohbet ettim. Her biri sağlık sektörünün önümüzdeki on yıl içinde nasıl bir dönüşüm yaşayacağının sinyallerini veriyordu.
Dikkatimi en çok çeken konulardan biri ise Türk firmalarının güçlü varlığı oldu. Sayı resmi olarak açıklanmamış olsa da, sahada gezerken Türkiye’den gelen markaların hem yenilikçi ürünleri hem de uluslararası işbirliklerine açık duruşları gerçekten dikkat çekiciydi. Bir Türk gazeteci olarak o stantlarda dolaşmak, ülkemin sağlık teknolojilerinde geldiği noktayı görmek gurur vericiydi.
Stantlardan standa geçerken sık sık şu düşünce aklıma geldi:
Sağlık artık sadece bir hizmet değil, yüksek teknolojiyle şekillenen küresel bir vizyon.
Ve bu vizyonun parçası olan ülkeler, şehirler ve firmalar geleceğin standartlarını belirliyor.
Düsseldorf’un soğuk havasına rağmen fuarın sıcaklığı ve hareketliliği her şeyi unutturacak kadar yoğundu. Katıldığım panellerde, dinlediğim sunumlarda ve yaptığım birebir görüşmelerde aynı mesaj çok nettin:
Gelecek hızla geliyor, hatta çoktan geldi.
Bu yıl MEDICA’da geçirdiğim her dakika, sağlık sektörünün sınırlarının ne kadar genişlediğini bir kez daha gösterdi. Teknolojinin insan hayatına dokunduğu en güçlü alanlardan biri olan sağlık, artık daha akıllı, daha hızlı ve daha erişilebilir bir yapıya dönüşüyor.
Düsseldorf’tan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı:
Bir gazeteci olarak bu dönüşümü yerinde görmek büyük bir ayrıcalık; bunu anlatmak ise bir sorumluluk.
Gelecek yıl MEDICA’da neler göreceğimizi şimdiden merak etmeye başladım…
#MEDICA2025 #Düsseldorf #SağlıkTeknolojileri #TıpFuarı #MedikalTeknoloji #SağlıkSektörü #Türkiye #TürkFirmaları #DijitalSağlık #YapayZekâ #Sağlıktaİnovasyon #UmutYılmazkeçeci #KöşeYazısı
#MEDICA2025 #Dusseldorf #MedicalTechnology #HealthcareInnovation #MedicalExpo #DigitalHealth #AIinHealthcare #HealthTech #GlobalHealth #Turkey #TurkishCompanies #Journalism #OpinionColumn
#MEDICA2025 #Düsseldorf #Medizintechnik #Gesundheitstechnologie #Medizinmesse #DigitalHealth #KIimGesundheitswesen #Gesundheitssektor #Innovation #Türkei #TürkischeFirmen #Journalismus #Kolumne
Yazarlar
NATO firik ROTA enginar…
Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.
İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.
Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.
Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.
Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.
Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.
Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.
Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.
İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.
Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.
Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.
Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.
Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.
Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.
Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi
Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.
Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.
Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.
O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.
Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.
Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.
Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.
Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.
Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.
Yazarlar
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.
Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.
Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Ben ona çok değer verdim.”
Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:
“Peki, o senin değerini korudu mu?”
Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.
Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.
Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.
Ve unutmayın…
Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.
Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.
Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.
Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.
Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.
Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen
Yazarlar
Mizah, Mizaç, Mizan…
Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.
Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.
Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.
Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.
Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.
Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.
Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.
Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.
Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.
Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.
Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.
Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.
Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.
Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.
Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.
Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.
Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.
Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.
İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.
İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.
Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.
Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.
Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.
Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.


-
Genel2 hafta önceHerkes Haklı, Herkes Masum, Kimse Sorumlu Değil
-
Yazarlar2 hafta önceKENDİ GERÇEĞİNE KÖK SALMAK: DİJİTAL ÇAĞDA “KENDİ OLMA” DEVRİMİ
-
Özel Haber4 hafta önce“İzmir’in Unutulan Mahallesi: Basmane Sokaklarında Bir Gün”
-
Video4 hafta önceKöln’de Hayat Durdu! 🎭 Karnaval Coşkusu | Kölle Alaaf!
-
Özel Haber5 ay önceİzmir Basın Mensupları Hilton Garden Inn Izmir Bayraklı’nın İftar Yemeğinde Buluştu
-
Video4 hafta önceViyana’da Büyüleyici Gece | Karlskirche’de Vivaldi Dört Mevsim Konseri
-
Almanya4 hafta önceAnuga Köln 2025: Gıda Dünyasının Kalbi Almanya’da Attı
-
Yazarlar2 hafta önceİnsanların En Büyük Açlığı: Anlaşılmak
