Bizi Takip Edin

Yazarlar

Hayata gün katmayın, günlere hayat katın(Saunders)

yazar

Yayınlandı

Tarih

Tıbbi Onkolog Köln Almanya

“Hayata gün katmayın, günlere hayat katın” (Saunders)
 
 
Palyatif tıp nedir:
 
Palyatif tıp, tedavi edilemeyen ve yaşamı kısaltan hastalıkları olan kişilerin hayatını kolaylaştırmayı amaçlar. Modern darülaceze hareketinin kurucusu İngiliz hemsire Cicely Saunders’ın söylediği gibi, odak noktası hayata daha fazla gün katmak değil, günlere daha fazla hayat katmaktır.
 
“1990 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) palyatif bakımı, hastalığı artık küratif tedaviye uygun olmayan ve tedavinin amacı hasta  ve sevdikleri için mümkün olan en iyi yaşam kalitesini sağlamak,  başta ağrı olmak üzere tüm fiziksel, psikososyal ve ruhsal problemlerin erken saptanarak ve etkili değerlendirmeler yapılarak önlenmesi veya giderilmesi yoluyla daha iyi hale getiren bir yaklaşımdır”.
 
Hamile bir kadının doğuma hazırlanırken hazırladığı valize benzer ve her geçen gün daha fazla anne ve baba adayının katıldığı doğuma hazırlık kursu
ziyaret edilir gibi,  ölüm saatine de hazırlanabiliriz ve son nefese kadar olan terminal süreci palyatif tıb ile kolaylaştırabilinir.
 
Palyasyonun en önemli amacı semptomları hafifletmektir. Palyatif düşünme, ilke olarak yaşamı olumlamak ve yine de ölümü hastalik olarak degil, doğal bir süreç olarak kabul etmek anlamına gelir.
 
Tedavi sürecinde, ciddi bir hastalıkla karşı karşıya kalındığında veya yaşamın sonlarına doğru yaklaşılan dönemlerde hem hasta hem de aile tarafından verilmesi gereken kararlarda palyatif bakım ekibi bir destek oluşturur. Yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve hastanın refah düzeyinin artırılması açısından nefes teknikleri, hobiler, rehabilitasyon uygulamaları ve psikolojik terapiler gibi bakım teknikleri de palyatif bakım ekibinin yönlendirmeleri içerisinde yer alır.
Ayrıca vasiyetname gibi talepleri bulunan hastalar için de bu konuda gerekli yönlendirmeler yapılarak hastaya destek sağlanır. Palyatif bakım ekibinde yer alan doktor, hemşire ve diğer sağlık profesyonelleri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda gerekli görülmesi durumunda farklı tıbbi birimlere konsültasyonlar yapılabilinir. 

Palyatif bakım ile iyileştirebilen veya hafifletilen bazı semptomlar şunlardır : 
·         Ağrılar
·         Mide bulantısı ve kusma
·         Depresyon
·         Kaygı ve sinirlilik hali
·         Solunum güçlükleri
·         Anoreksi
·         Uyku problemleri
·         Yorgunluk
·         İshal ve kabızlık gibi sindirim sorunları
 
 Bu semptomlar multiprofesyonel palyatif tıb ekibi tarafından azaltılabilinmesi mümkündür. 

Almanya’da ülke çapında hastanelerin yüzde 15’inde yaklaşık 350 palyatif bakım ünitesi bulunmaktadır. 

 “Daha fazla bir şey yapamıyorsak, daha yapılacak çok şey var”.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarlar

NATO firik ROTA enginar…

Yayınlandı

Tarih

Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.

İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.

Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.

Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.

Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.

Reklam

Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.

Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.

Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.

İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.

Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.

Reklam

Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.

Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.

Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.

Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.

Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi

Reklam

Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.

Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.

Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.

O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.

Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.

Reklam

Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.

Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.

Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.

Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.

Reklam
Okumaya Devam Et

Yazarlar

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

Yayınlandı

Tarih

Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?

İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.

Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.

Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Ben ona çok değer verdim.”

Reklam

Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:

“Peki, o senin değerini korudu mu?”

Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.

Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.

Reklam

Ve unutmayın…

Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.

Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.

Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.

Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.

Reklam

Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.

Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen

Okumaya Devam Et

Yazarlar

Mizah, Mizaç, Mizan…

Yayınlandı

Tarih

Kuma yumurtlamış kaplumbağa sersemliği var.

Suya varmak emek ister kum taşla kaplı yol dar.

Uyurgezer yurttaşlar çağı, dünya sinekli bakkal.

Esas olan yaşamak değil,fikirlerle baş başa kal.

Kırık kalem, yırtık defter övgüye olmaz mazhar.

Reklam

Kalp insanın mizanıdır, cümleleri hassas tartar.

Yarım insan, yarım çağ, yarım inançlar zamanı.

Ağız dolusu sözler uçuşuyor, kimin var imanı.

Bütün kapılar önü çerçöp dolu, iftira karşı yana.

Hakikati anlama özürlü şahsa kim neden inana.

Reklam

Dünya sözde haklılar cehennemi,hakikat öksüz.

Bu kadar kırık cümle nasıl kurulur, külli köksüz.

Nesnenin varlığını yücelten hayaller atlası arzu.

Karşıya aslan kesilenler, kendi çakallarına kuzu.

Farklı yaşamı tahammülsüz uçurumdan atarlar.

Reklam

Bir gerçeğe binbir türlü kuyruklu yalan katarlar.

Anlam kayıp, gerçek minvalinden kopuk zincir.

Temel değilse adalet, berbat olur bir çuval incir.

İnsan yanar döner, yoksa tam tekmil bir mizaç.

İnsana çok yakışan, izzet nişanesi adil bir taç.

Reklam

Çekişme, nifaklar çağında kimse olamaz mutlu.

Neşeye kainat sevinç saçar, seveni kılar kutlu.

Gerçek varlık narin bir krizantem, kaostan uzak.

Bilgece yaşam muhteşem sevinç, gerisi tuzak.

Okumaya Devam Et

Trenler

Avrupa Medya Grup© 2026. Her hakkı saklıdır.