Yazarlar
Umut Yılmazkeçeci Yazdı;Teknofest’e Dair
TEKNOFEST ile ilgili tüm detaylar ve yazı sonunda gözlemlerimizin olduğu yazı dizimize hoş geldiniz.
Teknofest’e Dair
TEKNOFEST ile ilgili tüm detaylar ve yazı sonunda gözlemlerimizin olduğu yazı dizimize hoş geldiniz.
TEKNOFEST Nedir?
TEKNOFEST, birçok kategoride teknoloji yarışmaları, hava araçları sergileri, hava gösterileri, teknoloji firmalarının tanıtımını ve birçok sosyal etkinliğin yer aldığı büyük bir organizasyondur.
TEKNOFEST’in yapılma amaçlarından biri de teknoloji yarışmaları ile yerli ve milli üretimlerle gençlerin millî teknoloji üretme konusunda ilgi ve becerilerinin artırılması amaçlanıyor.
TEKNOFEST Havacılık ve Uzay Festivali’ni tüm vatandaşlar ücretsiz olarak ziyaret edebiliyor. 13 yaşından küçük ziyaretçiler için ise etkinlik alanında aTeknofest Hangi İllerde Düzenleniyor?
2023 yılında; İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenmesi planlanan TEKNOFEST’in İzmir İli için festivali 16-19 Mart tarihlerine denk geldiği ve ülke büyük bir deprem krizinden çıktığı için sonradan belirlenecek olan ileri bir tarihe ertelendi.
Dünyanın en büyük havacılık festivali TEKNOFEST, Cumhuriyetimizin 100. yılında 27 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirildi.
Bu yılın bir diğer festivali ise 30 Ağustos-3 Eylül tarihleri arasında Ankara’da bulunan 11. Hava Ulaştırma Üssü’nde düzenlenecek.
Tekofest’te Hangi Yarışmalar Var?
TEKNOFEST teknoloji yarışmaları;
İlkokul,
Ortaokul,
Lise,
Üniversite olarak farklı kademelere yönelik düzenleniyor.
TEKNOFEST 2023’te yarışmacılar;
-Roket,
-Otonom sürüş sistemleri
-İnsansız hava araçları
-Su altı sistemleri
-Çip tasarımı gibi 41 farklı kategoride yarışma imkanı elde ediyor.
Yarışma kategorileri ise şu şekilde:
Yarışma Kategorileri
Akıllı Ulaşım Yarışması
Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması
Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması
Dikey İnişli Roket Yarışması
Eğitim Teknolojileri Yarışması
Engelsiz Yaşam Teknolojileri Yarışması
Hack İstanbul
Helikopter Tasarım Yarışması
Hyperloop Geliştirme Yarışması
İnsanlık Yararına Teknoloji Yarışması
İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması
Jet Motor Tasarım Yarışması
Karma Sürü Simulasyon Yarışması
Lise Öğrencilerinin Katıldığı İklim Değişikliği Projeleri Yarışması
Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri Yarışması
Liseler Arası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışması
Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması
Model Uydu Yarışması
Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması
Robotik Yarışmaları
Roket Yarışması
Sağlıkta Yapay Zeka Yarışması
Sanayide Dijital Teknolojiler Yarışması
Savaşan İHA Yarışması
TAKE OFF Uluslararası Girişim Zirvesi
Tarım Teknolojileri Yarışması
Tarımsal İnsansız Kara Aracı Yarışması
Travel Hackathon
Turizm Teknolojileri Yarışması
Türkçe Doğal Dil İşleme Yarışması
Türkiye Drone Şampiyonası
TÜBA-TEKNOFEST Doktora Bilim Ödülleri
Uçan Araba Yarışması
Ulaşımda Yapay Zekâ Yarışması
Uluslararası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları
Uluslararası İnsansız Hava Aracı Yarışması
Üniversite Öğrencileri Araştırma Proje Yarışmaları
World Drone Cup
Psikolojide Teknolojik Uygulamalar Yarışması gibi birçok alanda üretimler sergilenerek birinciler seçiliyor.
Teknofest’te Hangi Gösteriler Oluyor?
TÜRK YILDIZLARI
Türk Yıldızları, gökyüzünde yaptıkları muhteşem gösteriler ile herkesi büyülüyor. TEKNOFEST ziyaretçilerine gurur ve sevinç dolu anlar yaşatıyorlar.
HÜRKUŞ
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından tasarlanan ve üretilen yeni nesil temel eğitim uçağı Hürkuş, TEKNOFEST’teki gösterisiyle oldukça ilgi çekiyor.
ATAK HELİKOPTERİ
Milli imkânlarla geliştirilen, gece ve gündüz koşullarında yüksek manevra ve performans kabiliyetine sahip, zorlu görevlerin helikopteri ATAK, TEKNOFEST’te yoğun ilgi topluyor.
SOLO TÜRK
Modern ve yüksek performanslı F-16 uçağı ile yapılması çok zor gösterileri hareketleri esnasında çok yüksek “G” kuvvetlerine maruz kalan SOLO TÜRK pilotları, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatıyor.
ANKA
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen, yeni nesil yüksek performans insansız hava aracı Anka da festivalin oldukça ilgi gören üretimlerinden.
KIZILELMA
Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma, TEKNOFEST 2023’e uçarak geldi. Yoğun ilgi gören KIZILELMA, festivalin ilgi odaklarından biri oldu.
Özellikle Atatürk Havalimanı’nda 30 Nisan’da gerçekleştirilen KIZILELMA ve SOLO TÜRK’ün birlikte yaptığı gösteri nefesleri kesti.
Teknofest’te 1 Gün
İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 6’ncısı gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’i hafta sonu ziyaret etme şansımız oldu.
Park sorunundan ötürü aracı etkinlik alanından farklı bir yere park ettik ve metro ile ulaşıma devam ettik. Metroda adım atacak yer dahi yoktu.
Sürekli seferler düzenlenmesine rağmen ilgi çok büyük olduğu için ulaşım biraz yorucu ve zor geçti.
1 Mayıs’a kadar süren etkinlik için ziyaretçi kaydını “teknofest.org” adresinden gerçekleştirdik. Kayıttan sonra telefona gelen QR kod ile etkinlik alanına giriş yapabildik. Alan oldukça kalabalık olduğu için zaman zaman girişte tıkanmalar oldu.
Fakat alana girdiğiniz andan itibaren yaşadığınız zorluklar geride kaldı çünkü o muhteşem gururu yaşamamak elde değil.
Alanda çalınan müzik seçimlerinin de en az üretim yapılan araçlar kadar kaliteli olduğunu söylemekte fayda var.
Fakat eğer bundan sonraki herhangi bir TEKNOFEST’e katılacaksanız size önerimiz gününüzün büyük bölümünü ayırmaya çalışmanız.
Sergilenen birçok yenilik ve teknolojik cihazlar var fakat çok sıra olduğu için inceleme ve görme açısından uzun vakitler ayırmak gerekebiliyor.
TEKNOFEST yorumumuz bu şekildeydi. Gelecek kuşakların milli duygularını kabartacak böyle birçok etkinlik olması dileklerimizle.



Yazarlar
Vitrin Güzel, Hayat Dağınık
Biz gerçekten pratik zekâsı yüksek bir milletiz.
Sorunları çözmek gibi yorucu işlerle vakit kaybetmiyoruz; onları görünmez hâle getiriyoruz. Yoksulluk mu var? Önüne paravan çekeriz. Yol mu bozuk? Misafir gelince yaparız. Emekli geçinemiyor mu? Sabır tavsiye ederiz. Genç umutsuz mu? Ona biraz tarih, biraz hamaset, biraz da “şükret” karışımı veririz.
Böylece herkes kendi acısını unutmasa bile en azından onu konuşmamayı öğrenir.
Ankara’da uluslararası bir zirve yapıldı. Şehir hazırlandı, yollar düzenlendi, görüntüyü bozan ne varsa toparlandı. Elbette devlet misafir ağırlar, başkentini düzenler, güvenlik önlemi alır. Buna kimsenin itirazı yok.
İtirazımız başka bir yere: Bu kadar imkân birkaç günlüğüne bulunabiliyorsa, neden yıllardır halkın gündelik hayatı için bulunamıyor?
Demek ki yol yapılabiliyormuş. Demek ki şehir düzenlenebiliyormuş. Demek ki görüntü istenince değişebiliyormuş.
Peki emeklinin sofrası neden değişmiyor? Yoksul mahallelerin kaderi neden değişmiyor?Barınaklara, sokaklara, okullara, hastanelere, kiralara gelince neden imkânlar birdenbire buharlaşıyor?
Ama meseleye böyle bakmak biraz tehlikeli. Çünkü düşünmeye başlarsak huzurumuz kaçar. Onun için bize daha kullanışlı gündemler gerekir.
Mesela sosyal medyada birbirimizi yiyebiliriz. Birimiz hayvanların yaşam hakkını savunuruz, öbürümüz bütün sokak hayvanlarını ülkenin baş meselesi ilan ederiz. Birimiz yoksulluğu konuşmak isteriz, diğeri hemen bambaşka bir tartışma açar. Birimiz adalet deriz, öbürümüz “Şimdi sırası mı?” diye sorar. Birimiz soru sormaya kalkarız, öbürümüz devreye girip “Vardır bir bildikleri” cümlesini kutsal mühür gibi basarız. Ne büyük kolaylık!
Düşünmeye gerek yok. Sorgulamaya gerek yok. Gerçeğe bakmaya gerek yok.
Hazır şablon cevaplarımız var bizim hazır gündemlerimiz: “Devlet bilir.” “Dış güçler yapıyor.” “Memleketin başka derdi yok mu?” “Sen önce şunu konuş.” “Bunlar hep algı.”……….
Aslında en büyük algı, algı kelimesinin kendisi oldu. Ne zaman gerçek bir sorun konuşulsa, hemen üstüne bu kelime örtülüyor. Yoksulluk algı. Geçim sıkıntısı algı. Hayvanların meçhul akıbeti algı. Aydınların susturulması algı. Gençlerin umutsuzluğu algı.Emeklinin pazarda fileyi dolduramaması da muhtemelen optik bir yanılsama.
Zaten bu ülkede bazı şeyler ancak bizim kapımıza dayanınca gerçek oluyor. Kendi babamız geçinemeyince ekonomi bozuluyor. Kendi çocuğumuz iş bulamayınca liyakat sorunu başlıyor. Kendi mahallemizin önü kapatılınca yoksulluk görünür oluyor. Kendi sevdiğimiz hayvan kaybolunca barınaklar aklımıza geliyor. Kendi fikrimiz değersiz görülünce özgürlük kıymetleniyor.
O zamana kadar her şey gayet normal.
Bir yanda ihtişamlı yapılar, ışıklı salonlar, protokol düzeni ve büyük cümleler var. Diğer yanda pazarın son saatini bekleyen emekliler, ay sonunu hesaplayan aileler, ne olacağı bilinmeyen sokak hayvanları, konuştuğu için bedel ödeyen insanlar ve her gün biraz daha yorulan bir toplum var.
Fakat biz yine de rahatız. Çünkü görüntü fena değil.
Yollar yapılmış. Paravanlar kurulmuş. Sokaklar temizlenmiş. Törenler tamamlanmış.Kameralar doğru açıya yerleştirilmiş. Geriye sadece halkın gerçek hayatı kalmış. O da zaten kadraja girmese daha iyi.
Bir ülkenin ayıbı yoksul insanlarının olması değildir. Asıl ayıp, yoksulluğu azaltmak yerine yoksulun görünmesini engellemektir. Bir toplumun sorunu hayvanların sokakta olması değildir; yaşam hakkını öfke malzemesine çevirmesidir. Bir devletin itibarı büyük binalarla değil, küçük insanların onuruyla ölçülür. Ama biz galiba itibarı biraz yanlış anladık.
Bize göre itibar, dışarıdan bakınca güzel görünmek. İçeride ne yaşandığı çok da önemli değil. Yeter ki misafirler geçerken düzen bozulmasın. Yeter ki kameralar ön cepheyi çeksin. Yeter ki sosyal medya kendi kavgasına devam etsin. Yeter ki kimse asıl soruyu sormasın:
Bu ülkede neden görüntü halktan daha kıymetli? İşte bütün mesele bu.
Biz yoksulluğu değil, yoksulluğun fotoğrafını düzeltiyoruz.
Vicdanı değil, vitrini parlatıyoruz.
Hayatı değil, dekoru yeniliyoruz.
Sonra da büyük bir ciddiyetle kendimizi tebrik ediyoruz:
Her şey yolunda. Saraylar ışıl ışıl. Paravanlar sağlam. Halk meşgul. Sosyal medya öfkeli.Vicdan geçici olarak sessizde. Yani anlayacağınız, memleket yönetilmiyor; kusursuz bir sahne düzeni kuruluyor.
Dekorun arkasında ne olduğunu soranlara da her zamanki cevabı veriyoruz:
“Şimdi sırası mı?”
Yazarlar
NATO firik ROTA enginar…
Uslanmaz gizil planların merkez üssü, sunağı.
İnsanlık yaşamı edinmiş dert, onlar zehirli ağı.
Sabırla örülmüş yedibin yıllık insanlık tarihi hiç.
Kuleleri güvenli, halklar onlar için kızarmış piliç.
Hep barut, hep metal, hep neftin peşinde güruh.
Suratları kösele kof bedenlerinde barınmaz ruh.
Açıkta sırıtır, bond çantaları merhametsiz plan.
Güya halklardan yanalarmış, koca bir çete, klan.
İnsanlık, su, aş, barınak ihtiyaçlardan mahrum.
Güneş yetmedi, mars’ta istiyorlarmış solaryum.
Bütün dünyanın nimetlerini bir çırpıda yakarlar.
Haritalar ateş topu, sırça köşklerinde bakarlar.
Doğan her canlı eksik, geleceği ipotek altında.
Sal bulamaz bir köylü, onlar lüks içinde yatında.
Gırtlaklarına kadar sıkılı, pirinç üreten bir çiftçi
Aş beğenmeyen obezler, gündüz siesta, neftçi.
Dünyalı insanlar hep birlikte, uykudan uyansa.
Emperyalizme dur deyip, mazlumlar için yansa.
O zaman aydınlanır, bütün karanlık coğrafyalar.
Karanlıkta beslenen o yarasalar, avucunu yalar.
Kurmuşlar alengirli bir düzen, temiz tas kayıp.
Ne utançları kalmış, ne de hakikate karşı ayıp.
Erdemliler, gelmeyin hakka karşı propagandaya.
Bilgelerle, ariflerle yol alın, yoksa kalırsınız yaya.
Yazarlar
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
Değer verdiğin kişi gerçekten seni hak ediyor mu?
İnsan, sevdiği için değil; çoğu zaman çocukluğunda eksik kalan duyguyu tamamlamak istediği için yanlış insanlara bağlanır.
Bu yüzden bazı ilişkilerde sevgi değil, onaylanma ihtiyacı yaşanır. Bazılarında aşk değil, terk edilme korkusu konuşur. Bazılarında ise bağlılık sandığımız şey, aslında kendimizi kaybetme pahasına sürdürdüğümüz bir mücadeledir.
Bir klinik psikolog olarak en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
“Ben ona çok değer verdim.”
Ben ise ardından hep aynı soruyu sorarım:
“Peki, o senin değerini korudu mu?”
Çünkü sevmek, hak etmek için yeterli değildir.
Seni sürekli bekleten…
Duygularını küçümseyen…
Varlığını sıradanlaştıran…
Yokluğunda hiçbir şey eksilmemiş gibi yaşayan…
Sana yalnızca ihtiyacı olduğunda yaklaşan biri, sevgini alıyor olabilir; ama seni hak etmiyor olabilir.
Sağlıklı bir ilişkide insan kendini ispat etmek zorunda kalmaz. Sevilmek için eksilmez, kabul görmek için susmaz, terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçmez.
Ve unutmayın…
Bir insanın size verdiği değeri, size söyledikleri değil; sizi kendinize nasıl hissettirdiği belirler.
Eğer bir ilişkinin sonunda kendinizi daha küçük, daha yalnız, daha yetersiz ve daha değersiz hissediyorsanız, kaybetmekten korkmanız gereken kişi o değildir.
Asıl kayıp; bir başkasını kazanabilmek uğruna, kendinizi yavaş yavaş kaybetmiş olmanızdır.
Çünkü sizi hak eden insan, kalbinizi fethetmeye çalışmadan önce güveninizi korur; sevginizi istemeden önce ruhunuza iyi gelir. Hak etmeyen ise sizden sevgi ister, sonra o sevgiyi tüketir.
Kendinizi, sizi sevmeyen birinin eksikliğine değil; sizi gerçekten hak eden insanların varlığına emanet edin. Çünkü bir gün geriye dönüp baktığınızda, canınızı acıtan şey terk edilmek değil, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz kişi olacaktır.
Uzm. Psk. Emine Çiçek
Akademisyen
-
Genel3 hafta önceHerkes Haklı, Herkes Masum, Kimse Sorumlu Değil
-
Yazarlar3 hafta önceKENDİ GERÇEĞİNE KÖK SALMAK: DİJİTAL ÇAĞDA “KENDİ OLMA” DEVRİMİ
-
Video4 hafta önceKöln’de Hayat Durdu! 🎭 Karnaval Coşkusu | Kölle Alaaf!
-
Özel Haber1 ay önce“İzmir’in Unutulan Mahallesi: Basmane Sokaklarında Bir Gün”
-
Video4 hafta önceViyana’da Büyüleyici Gece | Karlskirche’de Vivaldi Dört Mevsim Konseri
-
Almanya1 ay önceAnuga Köln 2025: Gıda Dünyasının Kalbi Almanya’da Attı
-
Yazarlar2 hafta önceİnsanların En Büyük Açlığı: Anlaşılmak
-
Özel Haber5 ay önceİzmir Basın Mensupları Hilton Garden Inn Izmir Bayraklı’nın İftar Yemeğinde Buluştu
