Akra Didim’de Şenay Saltık Bayraktar ile yaptığım ahşap yakma çalışması, el emeğine ve bir işi acele etmeden yapmanın değerine yeniden bakmamı sağladı.
Bir yolculuktan geriye bazen bir manzara, bazen bir sohbet, bazen de küçük bir ahşap parçası kalıyor. Akra Didim’de ressam Şenay Saltık Bayraktar ile yaptığım ahşap yakma çalışması, bana bir eserin ardındaki emeğe biraz daha uzun bakmam gerektiğini düşündürdü.
Umutun Rotaları için Şenay Hanım’ın atölyesine konuk oldum. Havya sanatını konuştuk, eserlerine baktık ve birlikte bir çalışma yaptık. Gazetecilik merakıyla sorduğum soruların yanına bu kez bir şey üretmenin deneyimi de eklendi.
Bir esere uzaktan bakarken önce ortaya çıkan deseni görüyoruz. Oysa o deseni meydana getiren çizgilerin her biri zaman istiyor. Şenay Hanım, farklı uçlarla ahşap yüzeye nasıl derinlik verildiğini anlatırken, ben de baktığım şeyin yalnızca bir motiften ibaret olmadığını bir kez daha hatırladım. Gördüğümüz sonucun arkasında bilgi, dikkat ve tekrar var.
Günlük hayatımızda birçok şeye hemen ulaşmak istiyoruz. Bir haberin cevabını, bir yolculuğun sonucunu, bir uğraşın karşılığını… El emeğiyle karşılaştığımızda ise zamanla kurduğumuz ilişki değişiyor. Bir işi öğrenmek için önce durup dinlemek, sonra denemek gerekiyor. Sonuca duyulan heves kadar sürece gösterilen özen de önem kazanıyor.
Ahşap üzerinde kuş ve bitkisel motifleri bir arada görmek de benim için güzel bir hatıra oldu. Bu fotoğrafa baktığımda, yalnızca elimde tuttuğum paneli görmüyorum. Bir insanın bilgisini paylaşmasını, başka birinin merakla öğrenmeye çalışmasını ve o buluşmanın bıraktığı izi düşünüyorum.
Şenay Hanım’ın sanatını misafirlerle buluşturma isteğini değerli buluyorum. Çünkü bir tekniğin yaşaması, onu ustalıkla uygulayan insanlar kadar merak edip yaklaşan insanlara da bağlı. Atölyelerin kapısından içeri girmek, sanatla aramızdaki mesafeyi azaltabiliyor. Herkesin sanatçı olması gerekmiyor; bir eserin nasıl ortaya çıktığını anlamak bile ona verdiğimiz değeri artırıyor.
Gezilerimde şehirlerin sokaklarını, sofralarını ve hikâyelerini paylaşmayı seviyorum. Bu buluşma bana rotaların insan emeğine de açıldığını hatırlattı. Bazen aradığımız hikâye bir meydanda ya da bir müzede değil, ahşap bir tezgâhın başında karşımıza çıkıyor.
Şenay Saltık Bayraktar’a bilgisini ve zamanını paylaştığı için teşekkür ediyorum. Benim bu atölyeden çıkardığım düşünce ise şu: Bir şeye kendi emeğimizi kattığımızda, ona başka türlü bakıyoruz. Belki de zaman zaman kendimize verebileceğimiz en iyi fırsatlardan biri, acele etmeden bir şey öğrenmek.

Akra Didim’de Şenay Saltık Bayraktar ile. Fotoğraf: Umut Yılmazkeçeci arşivi.