İran’dan Türkiye’ye ikinci kez füze atıldı ve parçaları Gaziantep kırsalına düştü. Daha önce atılan füzenin parçaları Hatay’ın Dörtyol ilçesi yakınlarına düşmüştü. İlk füze atıldığında Türkiye, “Bir daha olmasın” diye uyarmıştı. İran yetkilileri “valla billa biz atmadık” deseler de Türkiye’nin mesajı yerine ulaşmamış görünüyor.

Savaş tarihi, insanlık tarihiyle eşdeğer düzeyde eski olup, genellikle kentlerin kurulması ve kaynak paylaşımı anlaşmazlıkları ile başlamış. Kaydedilen ilk savaş, MÖ 2700 civarında Sümerler ve Elamlar arasında.. Son 4500 yılda 8000’den fazla savaş yaşanmış, en büyük çatışmalar ise I. ve II. Dünya Savaşları olarak tarihe geçmiş. İlk savaş: MÖ 2700 civarında Sümer-Elam savaşı.

Geçmişte yapılan savaşların aksine günümüzdeki savaşlarda ülke ya da kitleleri yok etmektense onları güçsüz bırakmak güdülmekte. Tarihteki en ölümcül savaş, toplam kümülatif ölüm sayısı bakımından, 1939’dan 1945’e kadar, 60-85 milyon ölüm ile II.Dünya Savaşı..

Peki ABD, müzakere etmekte olduğu İran’a neden saldırdı? Temel neden ABD, İsrail hegemonyasında bir yeni Ortadoğu düzeni kurmak istiyor. İran bu düzenin önündeki en önemli engel.

Cumhuriyet’ten Mehmet Ali Güller “Yeni bir Ortadoğu Düzeni mümkün değil” diyor ve ekliyor “ABD savaşın ahlaki çıtasının bile altına düşerek, bir düzen kurabilme yetkinliğini kaybetmiş durumda. Bu savaşın ilk sonucu, sosyalistlerin ve antiemperyalistlerin çok iyi bildiği bir özelliğin, “Amerikan güvenilmezliğinin”, bu kez geniş siyasal kesimlerce ve kendi müttefikleri nezdinde de artık açığa çıkmış olmasıdır.

Trump yönetimi bu kararıyla hem ülkesinin güvenilmezliğini ortaya koydu hem de diplomasiyi geçersiz kılmış oldu. Dünya ülkelerinin önemli bir çoğunluğu açısından ABD artık sözünün geçerliliği olmayan bir ülkedir. Bunun ABD’ye nasıl ağır bir maliyeti olacağı ileride daha iyi anlaşılacaktır”

Bu savaşın önemli bir figürü adı sanı fazla geçmese de Çin. İran, petrol üretiminin yüzde 90’ını Çin’e ihraç ediyor.

Çin, Tahran’a nükleer programı nedeniyle uygulanan ağır yaptırımlar nedeniyle İran petrolünün büyük bir bölümünü üçüncü ülkeler üzerinden satın alıyor. İran petrolü, gölge filolar yoluyla Çin’e sevk ediliyor.

Pekin yönetimi, İran’ın uluslararası ödeme sistemi SWIFT’ten dışlanması nedeniyle satın aldığı petrolün ödemelerini 2025’ten bu yana Çin Halk Cumhuriyeti’nin para birimi Renminbi ile yapıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaş ise Çin’in bu yöntemlerle güvence altına aldığı enerji tedariğini tehlikeyi sokuyor.

Çin, bölgesel bir savaş nedeniyle Hürmüz boğazının uzun süre kapalı kalması durumunda enerji güvenliğinin tehlikeye gireceğini biliyor.

İran 2023’ten bu yana Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), 2024’ten bu yana da BRICS üyesi. Her ikisi de güvenlik ve ekonomi alanında Batı’ya alternatif yapılar ve işbirliği modelleri oluşturma iddiasını taşıyor.

ABD’nin müttefiki İsrail ile birlikte ŞİÖ ve BRICS üyesi İran’a saldırması, aynı zamanda Pekin’e verilmiş mesajlar olarak değerlendiriliyor.

Savaşın uzun dönemde ne gibi sonuçlar doğuracağını kestirmek gerçekten çok zor. Ancak İsrail’in onu hiçbir surette tehdit etmeyen bir İran’a kavuşması hülyası gerçekleşmekten çok uzak. Amerikalı seçmenler ülkelerini bir kısım Amerikalının da hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bir savaşa sürüklemesi dolayısıyla başkanlarını daha da fazla eleştirecekler. Bunun ilk işaretleri de alınıyor. Trump “amacımıza ulaştık” deyip savaşı pattadak bitirebilir.

Bu savaşın kazananı kim ne derse desin yine İran olacaktır.

Bizim açımızdan bir diğer konu da savaşın turizmimize negatif etkisi. Ancak bu konuda ETİK Başkanı Mehmet İşler’in açıklamaları yüreğimize su serpti.

İşler “Turizm her krizde yolunu buldu, yine bulacaktır. Son birkaç yıl hafızalarımıza tur operatörleri iflasları, pandemi, bölgesel krizler, siyasi gerilimler, doğal afetler ve küresel ekonomik dalgalanmalarla kazındı. Hepsinin içinden geçtik. Her defasında yeniden toparlanmayı başardık. Rusya ile ciddi bir uçak krizi yaşadık. Tur satışları durdu, sektör ciddi bir darbe aldı. Ancak kısa süre içinde normale döndük, hızlıca toparlandık. Rusya, bugün yine Türk turizminin en önemli pazarlarından biri. Yaşanan tüm olumsuzluklara verdiğimiz tepki, sektörün kırılganlık eşiğini aşmasını sağlarken, bağışıklığını çok güçlendirdi. Bulunduğumuz hareketli ve sıcak coğrafyaya rağmen turizm açısından her zaman güven veren bir destinasyon olmayı becerdik. Dünya turizminde güçlü bir markayız. Bu krizden de her zaman ki gibi doğru çıkışı bularak ve güçlenerek çıkacağız. Yaşanan gelişmeler geçicidir. Türkiye, jeopolitik konumuyla ateş hatlarının ortasındadır, ama Ulu Önder Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” özdeyişiyle yolunu çizmiş, dışarıdan bakıldığında da ateş hattının ortasında çok net görülen güvenli bir limandır. Bu görüntüyle, sıkıntıları yine aşacağımıza, güçlü bir sezon geçireceğimize ve yeni rekorlar kıracağımıza inanıyoruz” diyor.

Hadi inşallah !