RITO DELLE ESEQUE

“Allahım,sen affeden sevgisin..Bu dünyadan ayrılmış olan kardeşimiz Christopher Delogh’u evine kabul et. Sana inanlar için nur ve Azizler için hayat kaynağı olan Yüce Allah ,Oğlu’nun ölümü ve dirilişiyle bizi kurtardın. Ölmüş olan kardeşimiz Christopher Delogh’a merhamet et. Madem ki Mesih’le birlikte direneceğine inandı, senin haşmetinle sonsuz mutluluğa kavuşsun. Bunu seninle ve Kutsal Ruh ile birlikte şimdi ve ebediyen hükmeden Rabbimiz Mesih İsa’nın adına senden dileriz”

Rito Delle Eseque yani Ölüler Ayini’nde yer alan dualardan biri..

Ateist değilim bir yüce varlığa inanırım. Ancak dini duygularım son yıllarda özellikle Diyanet’in fetvaları nedeniyle çok zayıfladı. Hele ki din siyasete de alet edildi adeta yok oldu. Bütün bunlara rağmen bayram namazlarına mutlaka giderim. Dini ne olursa olsun dostlarımın cenazelerine de.. En önde saf tutarak, haklarımı helal ederek..

Geçtiğimiz günlerde Kristal Zeytinyağları’nın CEO su Christopher Delogh’u genç yaşında kanser illetinden kaybetmiştik. İşte ona olan son görevi Alsancak’taki Domeniken Kilisesi’nde yerine getirdik. Çok kalabalıktı kilise..İş ve siyaset dünyasından önemli isimler vardı. İlk gözüme çarpanların başında tabii ki Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas geldi. Özel Türk Koleji Müdürü Yiğit Tatış, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Konak Belediye Başkanlarından Hakan Tartan, Dost Pide sahibi Reşat Akbaykal ,iş adamı Sabri Çolakoğlu selamlaştıklarımız arasında. Törende eşleriyle birlikte ya da yalnız gelmiş kadınların çokluğu da dikkatimi çekti. Tabii bir saat kadar süren törenin kusursuz uygulaması da..

Kilisenin giriş kapısının üstünde yer alan “DOM” yazısı, Latince Deo Optimo Maximo ifadesinin kısaltması ve “En iyi ve en yüce Tanrı’ya” anlamına geliyor. Bu ifade bir kişi adı ya da tarikat sembolü değil, yapının bütünüyle Tanrı’ya adandığını ilan eden teolojik bir ithaf cümlesi bir yerde. Yaşayan bir kilise. Düğünler ve cenazeler..Ayinlerin devamlı olarak sürdüğü kilise küçük bir müze gibi..Önemli tablo, heykel ve süslemeler kilisede yer alıyor.

Alex Baltazzi Christopher Delogh’un cenaze merasiminin yapıldığı bu kiliseden şöyle söz ediyor..

Alsancak’ın merkezinde, 1481 Sokak 8 numarada bulunan ve Kıbrıs Şehitler Caddesi’nden de kolayca erişilen Katolik Domeniken kilisesi aslında San Rosario adını taşır. Alsancak’ın bu mevkiinde, ekseriyetle İtalyan olan, Katolik Levanten nüfusu diğer semtlere nazaran daha kalabalıktı. Bundan dolayı San Rosario Kilisesi İzmir’de en aktif olan, ayinlerin, vaftizlerin, nikahların yapıldığı, Alsancak’ın en iyi bilinen, en popüler Katolik kilisesidir.

Kilise, İspanyol San Domenico di Guzman tarafından (1175-1221) 1216’da kurulan Domeniken rahiplerin kilisesidir ve İtalyanca adı da Madonna del Rosario’dur.

Domeniken rahipleri, önemli bir transit limanı olan İzmir’de ilk olarak 14’üncü asırda görünürler, ancak kesin gelişleri 18’inci asrın başını bulur.1755’de kurdukları küçük bir manastır 1845 yılında yanar. 1813’den bu yana İzmir’deki Domeniken teşkilatını İstanbul rahipleri yönetir. Vicenzo Corpi ve Domenico Castelli bunların arasındadır. Nihayet 1857 yılında kilisenin bugün bulunduğu arsasını İzmirli İtalyan Mario ve Michelle Braggiotti’den satın alırlar.

Ancak inşa edilen ve St.Pietro e Paolo ismini alan kilise, çok küçük ve yetersizdir. Daha büyüğünü kurabilmek icin cemaat önemli katkılarda bulunur ve nihayet mimar Luigi Rossetti’ nin projesi ile 4 Ekim 1903’de Madonna del SS.Rosario (kutsal tespihli Meryem Ana) adı ile yeni bir kilise inşa edilir. Yalnız kilisenin inşası, o dönemin 65 bin frankına mal olur. Buna çan kulesi, mermerden üç altar, vaftiz bölümü, bankolar, camekanlar ve Meryem Ana bölümü de ilave edildiğinde, masraf 120 bin franka yükselir.

Kilisenin ibadete açıldığı 1904 yılında cemaatin nufusu bin kişi iken, 1922 İzmir yangınından sonra, yanan bölgeden gelenlerle bu sayı bir ara 3 bin kişiye yükselir, daha sonra ise 2 bin 100 rakamında sabit kalır.

Mimari özellikleri itibariyle neoklasik stili anımsatan kilisede en göze çarpan sanat eseri Madonna del Rosario’nun resmidir. Burada yavru İsa’yı taşıyan Meryem Ana kutsal tespihini San Domenico ve Caterina di Sienna’ya sunar. Resim 19’uncu asır ressamlarından Morgari’nin eseri olan kutsal tespihli Pompeili Meryem Ana’nın (Madonna del Rosario di Pompei) resmini anımsatır. 1921’de Torinolu heykeltraş Giuseppe Marengo'nun eseri olan tahtadan yapılmış Madonna del Rosario heykeli de kiliseye kazandırılır.

İzmirli İtalyanlar Riccardo Meli, Michele Tito ve Giovanni Sponza’nın çalışmalarıyla iç dekorasyon 1930’da tamamlanır. Özellikle bayram günlerin ayinlerine büyük bir katkı sağlayan org, Italya’dan 1931 yılında kiliseye getirilir. San Rosario Kilisesi’nin koro bölümü, tıpkı diğer Domeniken kiliselerinde olduğu gibi tarihi mimari özelliğiyle dikkat çeker.

1965 yılında yeni kilise nizanamesine uymak için, absid ve altar yeninlenmesini de kapsayan çalışmalar yapılır. 1970’de İzmirli İtalyan Christian Reggio’nun insiyatifi ile Ortisei ustaların eseri olan Santa Rita heykeli, San Rosario Kilisesi’ne kazandırılır.

Kilisenin bahçesinde Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda ölen İtalyan subay ve askerleri için bir anıt da bulunmaktadır.

Sezen Aksu’nun sözleri ile Goran Bregoviç’in ünlü yapıtıdır:Düğün ve Cenaze..O zaman ne yapalım? Bir kadeh şarabımızla şarkıya kulak verelim..

“Yalnızlık Allah'a mahsus

Yalnız yatmak mı, ay ay imkansız

Biri mutlaka olmalı

Seni acil unutmalı

Ya olmazsa, seni şeytanın şahidi sus

Çivi çiviyi söker, sökmezse şansına küs

Elimi sallasam ellisi

Başımı sallasam tellisi

Erkekler

O o o f içim sıkılıyor

O o o f papucum sıkıyor”