Melek Feyza Kaşık Yazdı: BÜYÜK GÜÇLER ARASINDA ENERJİ: AVRUPA’NIN RUSYA İLE İMTİHANI
Enerji kavramı geçmişten günümüze süregelen, en temel yozlaşı formatlarından biri
olmuştur. Öyle ki yaşanan muharebeler, dış ithalat unsurları, enerjinin varlığını ve
iletimini doğrudan etkilemiştir.
Enerji kavramının potansiyel gelişimi, Rusya ve Ukrayna Muharebesi dolayında
şekillenmeye başlamıştır. Bu muharebe sonucunda görünen en keskin sorunun enerji
mutabakatı olduğunu söylemek mümkündür.
Avrupa Birliği ülkeleri için konunun ölçeği hassas ilerliyor iken; Rusya bağlamında vâkıf
olunan durum bilinenin aksidir. Rusya rezervlerini bulundurduğu kaynakların gücüne güç
katacağını düşünüyor olmakla birlikte, hâli hazırda meskûn mahal dolayında ilerletmeye
çalıştığı savaşın finansal etkilerini avantaja çevirmeyi de düşünmektedir.
Avrupa Birliğinde ise durum iki katmanlı bir süreçten geçmektedir. Ulusların enerjiye
bağımlılık seviyesi bu konuya farklı argümanlar getirmiştir. Temel görüş farklılıklarının
benimsendiği bu tutumda konforlu ve sürekli enerji tedariğinin yapılması isteniyor
olduğu gibi, taraftar olan bir kitle olumsuzluğa da benimsenmiştir. Avrupa Birliği
ülkelerinin bütününde görünen bu fikir ayrılığı Rusya’yı kozmopolit açıdan
etkilemektedir. Öyle ki bu noktada Rusya’ya Ukrayna savaşı bağlamında koyulan bütün
ambargolar, ters orantı dizilimine tabii olarak Avrupa Birliği Ülkelerine geçmiştir. Bir diğer
değişle Avrupa Birliği ülkeleri negatif bir sonuçla karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenledir ki;
Görünen ve bilinenin aksine anlayışların tümü enerji hassasiyetine, enflasyona ve
ekonomik buhranlara sebebiyet vermiştir.
Kanımca Dış ithalat hacminin büyük bir bölümünü karşılayan Rusya’nın bu tutumu ileri
de Uluslararası Siyasal Sistemler arasında da ciddi bir sorun yaratmaktan geri
durmayacaktır.
Rezervlerin etki alanlarını daraltmanın Rusya ve Avrupa Birliği ülkeleri dolayında nasıl bir
çıkmaza sürüklendiği konusunda çeşitli spekülasyonların varlığı da tartışılmaktadır. Bu
süreçte tabiri caizse “her kafadan bir ses çıkıyor olması” da spekülasyonların caydırıcı
etkisini arttırmaktadır.
Kriz yönetiminin ortaya çıkardığı sanrılar bitmeden büyük güçler arasındaki enerji
yozlaşması som bulmayacaktır. Dolayısıyla kamu politikaları alternatiflerinin gelişimi de
sekteye uğratacaktır.
Sürecin var oluşu ve ilkeleri ülkeler arazı bağı tetiklerken, şüphesiz bazı ittifakları, ve
ayrılıkları da beraberinde getirecektir.
Sonuç olarak Rusya – Ukrayna savaşı, enerji olgusu un yalnızca ekonomik değil, aynı
zamanda siyasi ve stratejik bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Avrupa Birliği’nin enerji
dizilimleri üzerinden şekillenen politikaları, kısa vadede Rusya’yı sınırlaması hedeflese
de uzun vadede birlik ülkeleri açısından ekonomik ve sosyolojik maliyetler doğurmuştur.
Bu bağlamda enerji politikalarının yeniden yapılandırılması, Avrupa Birliği için yalnızca
bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş olac