Orhan Babayiğit Yazdı: Varoluşun Psikodinamiği
Varoluşun Psikodinamiği
Varoluşun psikodinamiği, insanın iç dünyasındaki görünmez çatışmalarla ilgilidir. İnsan yalnızca yaşayan bir beden değil; arzu eden, korkan, anlam arayan bir bilinçtir. İçimizde dürtülerimiz, egomuz ve vicdanımız sürekli bir denge kurmaya çalışır. Bu gerilim, kim olduğumuzu ve nasıl davrandığımızı belirler.
Kaygı, çoğu zaman anlamsızlık korkusundan doğar. Öfke, bastırılmış incinmişliğin sesidir. Yalnızlık ise insanın kendi hakikatiyle yüzleşme anıdır. Psikodinamik açıdan bakıldığında, insanın dış dünyadaki sorunları kadar iç dünyadaki çözülmemiş çatışmaları da varoluşunu şekillendirir.
Olgunlaşmak, bu çatışmaları yok etmek değil; onları tanımak ve bilinçli bir denge kurabilmektir. Varoluş, ancak insan kendi iç seslerini bastırmadan, inkâr etmeden ve dönüştürerek yaşayabildiğinde derinleşir.
VAROLUŞUN PSİKODİNAMİĞİ
Varoluş,
bilincin kendine çarpmasıyla başlar.
İnsan önce hisseder,
sonra düşünür,
en son anlamlandırır.
İçimizde üç katman vardır:
Arzu konuşur,
korku itiraz eder,
vicdan denge kurar.
Bu gerilimde şekillenir benlik.
Geçmiş,
bilinçaltında sessizce bekler.
Yaşanmışlıklar
bugünü yönetmek ister.
İnsan çoğu zaman
şimdide değil,
hatıraların yankısında yaşar.
Ego korunmak ister;
“Ben” der,
sınır çizer.
Ruh ise genişlemek ister;
“Biz” der,
sınırları eritir.
Varoluşun çatışması
tam da bu noktada doğar.
Kaygı,
anlamsızlığın sesidir.
Depresyon,
ruhun duyulmadığı yer.
Öfke,
ifade edilemeyen acının
yüksek tonudur.
İyileşme,
her şeyi çözmek değildir.
İyileşme,
kendinle dürüstçe
karşılaşabilmektir.
Bilinç,
karanlığa bakabildiği kadar büyür.
Sevgi,
psikodinamiğin en güçlü dönüştürücüsüdür.
Savunmaları yumuşatır,
egoyu sakinleştirir,
ruhu görünür kılar.
Varoluşun psikodinamiği şunu söyler:
İnsan bozuk değildir,
yarım da değildir.
İnsan,
kendiyle temas kurmayı
öğrenmek zorundadır.
Çünkü denge,
çatışmanın yokluğu değil;
çatışmayla
barışabilme halidir.
Ve insan,
kendi iç seslerini
dinlemeyi öğrendiğinde
varoluş
ilk kez gerçekten başlar.
Orhan Babayiğit