Bir papatya misali HAYATLAR

"Zihin, bazı açılardan bir bahçeye benzer ilgi, alaka ve çabaya ihtiyaç duyar. Kendi haline bırakıldığında kısa sürede yabani otlarla dolar.
Ve yabani otlarin çok oldugu yerde çiçek yetişmez."

Analiz işini malesef birakamıyorum zihnime yavaş olmasını ve akışta kalmasını öğretirken analiz yapmaya alıştırdım bu kezde farkındalık ile mi karıştırıyorum bilemedim kolay değil..! Farkında ol şuan napıyorsun ezber yapma kalıpları yık otomatikten çık özüne dön ve kendin ol.
Düşündüğün her şey gerçek değildir.Zihin oyunlar oynar.
İyilik büyük bir umudun baslangıcı
olabilir,.

Derya hanım yayınladığinız postlar yaşantımla öyle örtüşüyor ki; Bazen iç dünyamı okuduğunuz hissine kapılıyorum dediğinizi duyar gibiyim
ama aksine böyle yazınca daha bizden daha gerçekçi ve hayatın içinden oluyor, okurken yabancılık yada mesafe hissettirmiyor, yakın arkadaşımla samimi muhabbet ediyoruz gibi, diyenlerde oluyor.Siz konuşmuyor musunuz arkadaşlarınızla dostlarınızla tabi olmazsa olmaz komşularınızla herkes bunu
başarırsa çok iyi olacak.
"Herkese her şeyi anlatmayın." Kısmını tırnak içine aliyorum. Benim en çok öğrenmem gereken şey sanırım...
Herkese her şeyi anlatmayin, herkese açıklama yapmayin, sonradan görme ve cahille muhatap olmayin, analiz etmeyin, zihninizde yanlış bağlantılar kurmayın. İç dünyanızı gereksiz sorgulamalarla karıştırmayın.

"Hayat nedir?" diye sordular... "Bir papatya misâlidir hayat" dedim.. "Nasıl yani?" "Biri sever, diğeri sevmez! Seven acı çeker, sevmeyen hissetmez..."ya da yaralarını yüzüne vurmaya kar elde etmeye kullanmaya başlar sessizliğine bürünürsün sessizce kendi yeni hayatına doğru yola çıkarsın günün sonunda giden herkese tesekkur eder yeni versiyonuna merhaba dersin.Kimse kimsenin hakaretini,saygısızlığını,egosunu, çözülmemiş problerini anlamak zorunda değil. Sağlığı gider seversin,parasını,malını mülkünü kaybeder seversin,kariyerini kaybeder imtihan der sever sabredersin.

Sonrası yine hüsran, bir bakmışsın bütün
emeklerin boşa gitmiş..

Herkesin gördüğü biz travmalarımızı,kederlerimizi
göstermediklerimizdir.Gerçek biz ikinci aşamayla yani güvenle oluşacak süreçtir.Çünkü bizi yaralarımızdan incitebilirler.O sevgi ile vicdan arasında kalıp gerçek ağır geldiyse ne yaparız.
Evet öyleydi yaralı travmali idi sevdik ama o savasamadi pes etti ölümü seçti..
Kendi travmasını görmeyen, kendini kabul edememiş kimsenin travmasını sevmek kimsenin işi olmamalı. Dönüp dolaşır koca kalbinle sevdiğin elalemin yarası senin yaran olur.

Sonra senin sevginle iyileşir çiçek gibi açılır derken; bi bakmışsın açıklardan dönen yok.!Sonra da gözü açılır ilk biraktığı değneği sen olursun.
Görmemize rağmen sevmeye devam ederiz ama oralardan bizi ve ilişkiyi zedeliyorsa uzaktan sevmeve devam edebiliriz.Travmalı yaralıdan uzak durun diye. Çünkü gerçekten sizi dibe çekiyor ve değersizleştiriyor sizinde psikolojinizi bozuyorlar.Kendi
değerimizi başkasının hareketlerine göre tabii ki
değerlendirmeyeceğiz nasıl güzel bir durum tespiti değil mi?
Ya da perde aralanır. Bahanelerini dinlersin, değersizleştirmesini izlersin ilk aşamaya dönecek diye sabır gösterip beklemeye devam edersin bunlara rağmen de kalmaya devam ediyorsan kendin olmaktan vazgeçmissindir.İşte bu vazgeçişi bilinçaltında ki yaramızı fark etmek için bir firsat olarak değerlendirmeliyiz Ben öyle yaptım
Ahhhh!!doğduğumuz evler,yetiştirilme tarzımız,ince düşüncelerimiz,kimseleri kırmayışlarımız!Yolun yarısından çok sonra akıllanışlarımız! Ve halaaaa değişemeyip,kendi kendimize ! Parçalanıp,hiç birşey olmamış gibi devam edişlerimiz..
Alev alamayan dertler için için tüter, patlayamayan insan kendi içine çöker. Ah insan, bir alev alsa bitecek dertler, bir patlasa geçecek çöküntüler. Ama kolay değil, cesaret ister. Eyleme geçemezse insan, ya tüter ya çöker.
Evet Neden öyle?? ye kürküm ye! adeta insanlık ölmüş dedirtiyor.

Meşhur parazit filminde bir sahne vardı soför evin hanımından bahsederek ne kadar kibar diyordu aynı evde hizmetçi olan karısı da o kadar paranın içinde sesini yükselterek konuşacağı bir durum yok diyordu
Gelir düzeyi de dahil mi?
Bu ülkede, daha doğrusu Orta Doğu kafasında bu böyle sanki. Avrupa'da herkes, herkese karşı kibar ve güler yüzlü.
"Ye kürküm ye ,bu itibar bana değil sana" misali..
Nasrettin hoca ye kürküm ye
insanların maddi üstünlükleri manevi acılarını bastırma gücü olarak kullanıldığında insani değerlerini kaybettiklerini gösteriyor ve asıl acınak duruma geldikleri görülüyor.. Makamla gelen saygı,nezaketin değeri var mI? Makama değer veren için evet,makamda gözü olmayan için çöpcüde insan kral da
ama ben çoğu zaman bu durumun tam tersini görüyorum. Kendini ilah zanneden yöneticiler var haşa kisacası ben allahım diyor. Ama olması gereken dediğiniz gibi, insanın makamı yükseldikçe gönlü alçalır daha nazik, anlayışlı ve kibar olur.İnsandan insana fark var.Konumu yükseldikçe zorbalaşan, kıskanan. Yine konumu yükseldikçe kibar nazik mütevazi olan. Kimi şeytanın kimi Allah'ın yolunda.
insan olmak herkese nasip olmuyor.

Konumunuz ve paranız yoksa sizi ne aralarına alırlar ne de selam verirler
Konumu torpille yükselen ama baksan kendini bile yönetemeyen insan şimdi güleryüzlü ve anlayışlı ve de kibar mi oluyo
Öyle olmasının, biraz da insanların karakter ve kültürel yapılarıyla alakalı olduğunu düşünüyorum.
Ummadığın anda baş yaran dost sandığin ile anlarsın. Bu döngü hep devam ediyor maalesef... En temel ihtiyaçlarını karşılayamazlarken, gülmeyi unutan güzel insanlarımız.. %9 üzücü
Konumu yüksek olanlar elbette relaxlar, ve gülümserler, yoksa güler yüzlü olduklarından değil her halde..
Ah keşke dünyamız gülse hep beraber, umut iste neden olmasın ki???
Bu konumu yükselenlerin veya düşenlerin davranışı mı yoksa onlara karşı olan davranışlar konuma bağlı olmayacak ilişkiler , dostluklar kurmak en iyi çözüm olsa gerek. Sahici, içten ..
Sabit olmayan "insan olmayanların" davranışları olabilir mi?
Yoksulluk demedim Bazılarıyla güç savaşı vermeniz gerekir.Çünkü onlar hayatı diğeri kaybedince kazandıklarını zannederler.
Paulo Freire'ye göre,
önceden ezilen bir insan güç ve şöhret
kazandığında, eğer eleştirel bilinç
geliştirmemişse kolayca eski ezenlerin
davranışlarını taklit eder ve en temel ihtiyaçlarıni insan doğası açıklanamaz.
Yani, hani deniyor ya sırf varoluşun icin değerlisin, aslinda oyle degil. Bir konumdaysan daha değerlisin.
Herkese üstten bakanların özdeğer sorunları oluyor, herkese çok içi davrananların da reddedilme korkusu ikisinin üzerine de çalışmak lazım.
Ben böyle davranmam. Konumum yüksekken de düşükken de bana yine aynı güzellikte davranış özellikleri sergileyen insanlar tanıyorum bu net kavram değil, ahlak karakter fitrat meselesi.Böyle olduğunu düşünmüyorum. Mütevazı insanlar her zaman kendilerini bilir, özsaygıları gelişmiştir, herkese kendilerine davranılmasıni istedikleri gibi davranır ki bu bazı insanlarca suistimal edilir tepesine çıkmaya ve kıskançlık yapmaya çalışırlar ama bu tarz insanlar öyle insanlardan hizla uzaklaşırlar. Bence insan herkese karşısındaki ona kıymet verdiği ölçüde değer vermeli. İlk tanıştığınızda güler yüzlü olabilirsiniz ama davranışlarınızı karşınızdakinin davranışlarına göre sekillendirmelisiniz. Böyle sınır koyabilir ve kendinizi koruyabilirsiniz. Herkeseinsan doğası açıklanamaz,
Çok arayışı ve endişesi içerisinde
Fayda ilişkisi, al-ver ilişkisidir. Yani ticarettir. Fayda tedarikçisi de masum değildir çünkü karşılığiında hiçbir şey talep etmese bile, veren taraf olmanın sağladığı üstünlük duygusunun peşinde olabilir.
Son iki yıldır bu dediğinizi iyi yaşadım ama iyiler her zaman kazanır elbet güzel günler görülecek...Sanıyorsunuz ki insanlar gere
Konumun düşüklüğü bazen eğitim düşüklüğüyle de doğru orantılı oluyor, net olarak her konumdaki kişiler iyi ya da kötü olmuyor.Belediye başkanının karşısında hazır olda duran insanlardan ne beklersin!

Bazen de tam tersi olur senden nemalanmaya çalışırlar, sen sınır koyunca zorbalamaya başlarlar. Yada yalnızca kıskançlıktan düşmanların artar. Para, güzellik, başarı bunlar beraberinde yalnızlığı getiriyor malesef..
Ne yazık ki ne kadar doğru ! Tam tersi de olabilir.
Sığ insanların davranış
biçimi mütevazı insanlar niçin
içindeki öz çok daha kıymetlidir.
Para ve güç sizde olunca herkes size yakın oluyor.
Genelde bunun tersi yaşanıyor yükselipte fravun olmayan çok az kişi var, düştükçe ezik kendini acındiran çok kişi var. Insanin aslı güçlüyken ortaya çıkar. Tersini çok gördüm. Bence karakter önemli
lyi insan çok ama az arkadaşlar.
Kesinlikle şu anda yaşadığım.. Allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın
Ekonomik düzeyi yüksek semtlerde insanların toplu taşımaya nasıl bindiğine bakmak yeterli..!
Yooo..Çoğumuz öyle sanmuyordur zaten .. Öyle sanamayacak kadar deneyimlerimiz ve gözlemlerimiz vardır, çoğumuzun .. ama insanların SADECE insan kimliklerine veya "doğru- düzgün KARAKTER" düzeylerine göre davranıp kıymet veren kisiler de, az sayıda da olsa vardır.
Gerçeklerin bu kadar güzel ifade edilmesi.zamanın bize olduğunun göstergesidir.
işte asıl insan olmanın gereği de konuma göre davranmamaya çalişmak bu konuda gösterdiğimiz her çaba bizi güçlendirir. Sanıyorsunuz ki.! insan doğası ve davranışları sabit. Konumunuz yükseldikçe insanların nasıl kibar, güleryüzlü ve anlayışlı olduklarını, konumunuz düştükçe de nasıl zorba ve acımasız olduklarını tekrar bir düşünün isterseniz.
Düşündüm. Çok fena! benzer bir açidan ben de insanların karakteri eline güç geçince daha fazla ortaya çıktığını düşünüyorum.
Sevgilerimle
DERYA SUCUKÇU

Whatsapp Image 2026 04 06 At 16.01.49