Taner İşeri Yazdı: Modern Çağın Köleleri

Franz Kafka’nın dilimize Dönüşüm olarak çevrilmiş olan romanını siz değerli okurlar da okumuşsunuzdur.
Ailesine bakmak ve onlara ait borçları ödemek için yoğun bir tempoda çalışmak zorunda olan Gregor Samsa’nın hazin hikâyesi üzerine kurgulanmıştır. Bir sabah uyandığında kocaman bir böceğe dönüştüğünü gören Samsa’nın en büyük korkusu ise geç kalmak, belki de hiç gidememektir. İşe gidemeyince hasta olduğunu müdürüne söyler; fakat müdürü buna inanmadığı için denetlemeye gelir. Samsa’nın böcek hâlini gören müdür, çalışan olarak umursamadığı Samsa’nın bu durumunu da hiç dikkate almaz. Onun umursadığı tek şey, iş yerinden bir çalışanın eksilmesiyle oluşan maddi mağduriyettir.

Bu roman, iktidar, kapitalizm ve yabancılaşma ekseninde iddialı bir sistem eleştirisini içinde barındırmaktadır. Günümüzde bazı Avrupa ülkeleri esnek çalışma, kısa süreli çalışma, evden çalışma gibi unsurlar üzerinde tartışmakta; bazıları ise bunları uygulamaktadır. Bu uygulamaları yaparken düşündükleri en önemli argüman, işçi motivasyonu ve verimliliğidir. Zira mutlu personel iş yerindeki verimliliği, iş yerindeki verimlilik de işletmenin ekonomik anlamda istenilen düzeylere ulaşmasını sağlar. Bir nevi “kazan-kazan” düşüncesi barındırsa da işçi motivasyonunu artırması açısından değerli bir yaklaşım olarak göze çarpmaktadır.

Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise durum tamamen ters yönde ilerlemektedir. Bu tip ülkelerde işçilerin mutluluğu ve iş verimliliğinden çok, ne kadar zaman emek verdikleri önemsenmektedir. Mesela, mesai saatlerinde tam yerinde olmayı iş verimliliğini artırdığını düşünen yöneticiler günümüzde oldukça fazladır. Oysa asıl olan, bir kişinin iş yerinde ne kadar zaman geçirdiği değil; geçirdiği zaman diliminde ne kadar artı değer yarattığıdır.

Bir işe on dakika geç kaldığı için tepki göreceğinden kaygı duyan bir çalışanın iş verimliliğinin düşeceği hepimizin malumudur. Bulunduğumuz ülkede, birçok ülkede olduğu gibi kapitalizm hüküm sürmekte ve emek en yüce değer olarak değerlendirilmemektedir. Nasıl ki geçmiş yüzyıllarda aristokratlar ve köleler varsa, şimdi de sermaye sınıfı ve onların daha zengin olması için çalışan modern köleler vardır. Bu düzenin emekçi yönünde değişmesi hepimizin dileği; lakin bunun günümüzün ekonomik konjonktüründe imkânsız olduğu da malumdur.

Günümüzün sosyoekonomik yapısını belirleyen en büyük unsur, işçinin yaratmış olduğu katma değer olmasına rağmen pastadan (teşbihte hata olmaz) en küçük payı yine emekçi almaktadır. Modern köleliğin de ilkel kölelik dönemi gibi biteceğine olan inancımla hepinizi sevgiyle selamlıyor, yazıma burada son veriyorum.

12.11.2025